Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3218 E. 2026/5821 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3218
- Karar No
- 2026/5821
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1334 E., 2024/1967 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/248 E., 2022/90 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun'un 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan düzenleme doğrultusunda, Malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazine tarafından karşılanması gerektiğinden bahisle davalı Kuruma başvuruda bulunduğu, yapılan başvuruya davalı Kurum tarafından herhangi bir şekilde menfi veya müspet bir cevap verilmediği, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca başvuruya altmış gün içinde Kurumca cevap verilmediğinden talebin reddedilmiş sayıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile getirilen ve istihdam üzerindeki maliyet yükünün azaltılması amaçlanan düzenlemeye ilişkin olarak, 6111 sayılı Kanun ile 01.03.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sınırlandırma getirildiği, söz konusu kanun ile belediye şirketlerinin ... teşviklerinden yararlanmasının engellendiği, düzenlemenin yürürlüğe girdiği 01.03.2011 tarihine kadar geçen süre bakımından ise 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile sağlanan teşvikten davacı şirketin yararlandırılması gerektiği, davacının, Türk ... Kanunu hükümlerine tabii özel hukuk tüzel kişisi olduğu, ilgili kanun kapsamında yer alan düzenlemeden yararlanması gerektiği, davacı şirket’in Türk ... Kanunu’na göre kurulmuş olduğunun, Türkiye ... Sicil Gazetesi kayıtları ile sabit olduğu, davacının .. Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı 28 iştirak şirketinden biri olduğu, sermaye yapısına göre, .. Büyükşehir Belediye Başkanlığı yüzde 94,46 ile en büyük olmak üzere İETT Genel Müdürlüğü’nün yüzde 5,46 oranında, yüzde 0,03 ile ... Kaynak Suları, yüzde 0,03 ile İstanbul İmar İnşaat ve yüzde 0,02 ile İstanbul Ulaşım Haberleşme’nin payının bulunduğu iddiasıyla davacı şirket tarafından 01.10.20 08... .03.2011 tarihleri arasında kanun türsüz olarak kuruma verilmiş olan belgelerin 5510 sayılı Kanun teşvik türüne dönüştürülerek teşvikten yararlandırmanın sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumun işbu davada, davalı sıfatının bulunmadığı, davacı şirketin sermayesinin %50’sinden fazlasının kamuya ait olduğu, çalıştırdıkları sigortalılardan dolayı beş puanlık prim teşvikinden yararlanmasının mümkün olmadığı, davacı şirketin sermayesinin İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olduğu, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesindeki indirimden yararlanamayacağı, 2009/139 sayılı Genelge uyarınca sermayesinin %50'sinden fazlası Kamuya ait olan işverenlerin özel sektör işverenleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinde Belediyenin Kamu Kurumu olarak sayıldığı ve davacının talebinin yasal dayanağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 2. fıkrasında “…genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklar…” olarak sayılan kurum ve kuruluşların yaptıkları işin ve faaliyet konularının niteliğine bakılmaksızın, ödenmesi gereken primlerin %5'i oranında Hazine yardımından yararlanmalarının mümkün olmadığı, teşvik hükümlerinden faydalanabilmek için çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak işverenler tarafından bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi, bu sigortalılara ilişkin olarak yatırılması gereken sigorta primi tutarlarının Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde işverenlerce ödenmiş olması ve bu işverenlerin Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmamasının şart olduğu, davacı şirket 01.10.2008-01.03.2011 arasındaki dönemi bir talebi olmaksızın ve ihtirazi kayıt öne sürmeksizin ödeme yaptığı, davaya konu alacak yönünden zamanaşımı gerçekleştiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... A.Ş.’nin sermayesinin %50’den fazlası .. Büyükşehir Belediyesi’ne ait olsa da, Türk ... Kanunu hükümlerine göre kurulmuş, ... siciline tescil edilmiş ve özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız bir anonim şirket tüzel kişiliğine sahip olduğu, dolayısıyla 5510 sayılı Kanun’un 81(ı) maddesi anlamında özel sektör işvereni sayılması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.