Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14835 E. 2026/5819 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/14835
Karar No
2026/5819
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2447 E., 2025/1229 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/647 E., 2023/19 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen davaların dava dilekçelerinde özetle; davacı şirket tarafından davalı idareye 4857 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereği engelli teşvikinden yararlanma talebi ile 09.07.2020 tarihli 24350315-900-E..3012 sayılı yazı ile başvuruda bulunulduğu, şirketin bu husustaki talebine davalı idare tarafından 60 gün içinde cevap verilmediği, şirketin engelli teşvikine ilişkin başvuruları olumsuz cevaplandığından bu husustaki tutarların 01.10.2008 tarihinden dava tarihine kadar malullük, yaşlılık, ölüm sigortalarında iş veren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazine tarafından karşılanmadığı için davalı Kurum tarafından tahsil edildiği ve tahsil edilmeye devam edildiği, şirketin kamu idaresi yada kamu kurumu değil ... Kanununa göre özel hukuk tüzel kişisi olduğu, engelli teşvikinden yararlanmaya engel teşkil eden bir hukuki durum bulunmadığı iddiasıyla asıl ve birleşen davalarda öncelikle 01.10.2008 tarihi ile 01.03.2011 tarihleri arasında şirketin iş veren hissesine düşen oran üzerinden hesaplanacak yasal prim indirimlerinden teşviklerinden yararlandırılmaması işleminin iptali ile işlem sebebiyle oluşan zararın cari prim borçlarından mahsubuna, cari prim borçlarına mahsup işleminin mümkün olmaması halinde indirim uygulanmaması nedeniyle şirketten fazladan tahsil edilen tüm tutarların tahsil tarihleri itibariyle faiz ve ferileriyle birlikte şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinden sonra açıldığı, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin 1. fıkrası I bendinde özel sektör iş verenlerinin 5 puanlık kısmının Hazinece karşılanmasının hüküm altına alındığı, ancak yasal düzenleme gereği bundan kamu idarelerinin yararlanamayacağı, 5763 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 4857 sayılı Kanun'un 30. maddesi başlığı ile özürlü ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu bakımından prim teşvikinden genel ve katma bütçeli idareler İl Özel İdareleri Belediyeler Köyler ile bunlara bağlı işletmeler sermayesinin yarısından fazlası bunlara ait olan iş yerleri ve diğer kamu iş yerlerinin bundan yararlanamayacağının yasa gereği olduğu, bu sebeple prim teşviki ve özürlü teşvikinden yararlanmanın söz konusu olamayacağı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; iş kolu "7022", yapılan işin mahiyeti olarak da "işletme ve diğer idari danışmanlık faaliyeti" şeklinde tescil edildiği, nitekim belediye şirketlerinin bu anlamda yerel hizmetlerin yürütülmesi amacıyla kurulmuş şirketler olduğu, dosya kapsamında bulunan Türkiye ... Sicili Gazetesinin incelenmesinde çalışma konusu altyapı üst yapı ve zemin elemanları boru ve bağlantıı ürünleri....olarak belirtildiği ve davacı şirketin faaliyet konusu olarak ortaya konulduğu, yine ... Sicil Gazetesi incelendiğinde her ne kadar Belediyenin pay sahibi olması kamu kuruluşu olduğu hususunda yeterli veri olmasa da .. Büyükşehir Belediyesinin ve diğer ilçe belediyelerinin, İski Genel Müdürlüğünün ve iett genel müdürlüğünün şirkette pay sahibi oldukları, şirketin faaliyet konusu ve pay sahibinin belediye olması hususları dikkate alındığında davacı şirketin kamu hizmeti niteliğinde faaliyette bulunduğu, Kamu kurumunun görevinin şirket marifetiyle yerine getirilmesi halinde şirketin özel hukuk tüzel kişisi olmasının kamusal faaliyette bulunması sonucunu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davaların reddine tavzihen karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, sermayesinin büyük çoğunluğu .. Büyükşehir Belediyesi, .. ve .. Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumlarına ait olsa da, Türk ... Kanunu hükümlerine göre kurulmuş, tescil edilmiş ve özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız bir anonim şirket tüzel kişiliğine sahip olduğu, personeli İş Kanunu’na tabi olan ve ticari faaliyetlerini piyasa koşullarında özel hukuk sözleşmeleriyle yürüten davacı şirketin, 5510 sayılı Kanun’un 3/21. maddesinde tahdidi olarak sayılan kamu idaresi tanımı dışında kaldığı, kamu hizmetinin bir şirket marifetiyle yerine getirilmesinin o şirketin özel hukuk tüzel kişisi olma niteliğini ve dolayısıyla özel sektör işverenlerine tanınan teşviklerden yararlanma hakkını ortadan kaldırmayacağı, bu bağlamda Mahkemenin yasal tanımı genişleterek davacıyı teşvik yasağı kapsamında değerlendirmesinin ve davanın reddine dair kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/14835, K. 2026/5819, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-14835-e-2026-5819-k-e07022d1a9f3