Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/17116 E. 2026/6088 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17116
- Karar No
- 2026/6088
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1004 E., 2025/1507 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/320 E., 2023/398 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının nüfus cüzdanında doğum tarihinin 15.01.1973 olarak yazıldığını, Mahkeme kararı ile yapılan tespite göre gerçek doğum tarihinin 15.01.1964 olduğunu, ancak ... tarafından bu tarihin dikkate alınmadığını ileri sürerek Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.07.2004 tarih ve 2003/827 Esas sayılı kararı ile 15.01.1964 olarak tespit edilmiş olan doğum tarihinin dikkate alınarak 03.08.2023 tarihli tahsis talep dilekçesine göre davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili özetle; Kurum işleminin yerine olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda; davacının 506 sayılı Kanun'a tabi sigortalı olarak 01.02.2002 tarihinde çalışmaya başladığı, doğum tarihinin işe başladığında 1973 olduğu, ancak davacının 2003 yılında Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı dava sonunda verilen karar ile doğum tarihinin ay ve gün baki kalmak üzere 1964 yılı olarak düzeltildiği, davacının sigortalı olarak ilk defa tescil edildikten sonra yaşını düzelttiği sabit olup, davanın reddine yönelik Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Yaş tahsisi davasının 2003 yılında açılmış, tahsis başvurusunun 2023 yılında yapılmış olduğunu, yaş tashihinin salt emeklilik amacıyla yapıldığı yönündeki varsayımların hukuken geçerli olmayıp, davacının iyi niyetli ve gerçek durumu yansıtan bir tespit kararı aldığını, 2.Sosyal Güvenlik Kurumunun 2011/58 sayılı Genelgesi uyarınca maddi hata olarak değerlendirilen yaş düzeltmelerinin sigorta girişinden önce ya da sonra yapılsa dahi dikkate alınacağını, İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu kararda maddi hata hiçe sayılmış ve müvekkilinin 4 yaşında ilkokuldan mezun olmuş gibi olduğunu, 3.Nüfus kaydında belirtilen tarihten önce doğmuş olup da kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın sonradan nüfusa geçirilmiş bulunan müvekkili bakımından, Anayasa’nın 60. maddesindeki sosyal güvenlik hakkının özünün zedelendiğini, 4.Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın birçok kararında belirtildiği üzere, idari işlemlerin dayanağını oluşturan belgelerde bir mahkeme kararı ile değişiklik yapılmışsa, idarenin bu kararı dikkate almakla yükümlü olduğunu ve kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tahsis talebinin reddine yönelik Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.