Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15288 E. 2026/4406 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15288
- Karar No
- 2026/4406
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1523 E., 2025/1245 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/658 E., 2024/436 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket bünyesinde 21.10.2000 tarihinde çalışmaya başladığı, bu tarihten işten çıkış tarihi olan 03.08.2012 tarihine kadar bilfiil aralıksız olarak çalışmaya devam ettiği halde, sigortalı gün sayısının eksik olarak bildirildiği, 10 yılı aşkın bir süre hizmet vermesine rağmen 4243 olması gereken prim gün sayısının 1947 gün olarak eksik yatırıldığı beyan edilmiş ve 21.10.2000 tarihi ile 03.08.2012 tarihi arasında davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığının tespiti ve tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. II.CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunmuş, davacının davalı şirket bünyesinde 16.02.2009- 01.08.2012 tarihleri arasında çalıştığını, resmi kurum kayıtlarının asıl olduğunu, 03.08.2012 tarihli tutanakta da bu durumun sabit olduğunu, davalı şirket tarafından davacının çalıştığı günlere ait tüm sigorta primlerinin eksiksiz yatırıldığını, davacının meslek edinme okuluna gittiğini ve öğrencilik dönemi olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına göre davacının ... sicil No'lu davalı şirketteki çalışmalarının 21.10.2000'de başlamış olup, bu işyerindeki çalışmalarının 01.10.2002 tarihine kadar devam ettiği, aynı işyerine bir sonraki girişinin ise 16.02.2009 tarihinde olduğu, bu dönemdeki çalışmalarının da 03.08.2012 tarihine kadar devam ettiği, söz konusu tarihler arasındaki 2002-2009 arasında davacı adına herhangi bir bildirimin bulunmadığı, bu bakımdan davacının davalı işyerindeki 2009 tarihinden önceki çalışma iddiasının hak düşürücü süre nedeniyle tespitinin mümkün olmadığı belirtilerek, işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunun resmi sağlıklı delillerle ispatlanmasının, işyerinin varlığının, işin niteliğinin, devamlılık gösterip göstermediğinin araştırılmasının üzerinde durularak davanın reddi talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü sürenin olduğunu ve dava süresinde açılmadığını, müvekkil şirket tarafından, davacının çalıştığı günlere ait tüm sigorta primleri tam ve eksiksiz olarak yatırıldığını, davacı tanıkları öğretilmiş ve yanlı beyanlarda bulunduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 3.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 4.Somut olayda davacının, davalı işverene ait iş yerinden 21.10.2000 - 01.10.2002 , 16.02.2009 - 03.08.2012 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirimleri bulunmaktadır. Davacı davalıya ait iş yerindeki çalışmasının 21.10.20 00... .08.2012 tarihleri arası kesintisiz devam ettiğini iddia ederek eksik sürelerin tespitine karar verilmesini dava etmiştir. 5. İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının 02.10.2002 - 15.02.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Ne var ki beyanları hükme esas alınan tanık beyanlarından, bordro tanıkları olarak dinlenen .. .., .. .., .. .., ..., .. .. davacıyı tanımadıklarını söylemiş, bir kısım davacı tanıkları ise davacıyı tanıdıklarını, davacının masöz olarak çalıştığını ifade etmişlerdir. Söz konusu beyanlarla çelişen tanık beyanları davaya konu çalışmanın gerçek ve fiili olduğunu kabul için yeterli değildir. 6.Mahkeme, öncelikle 2000-2012 yılları arasında çalıştığı iddia edilen işçi sayısını belirlemelidir. Davalı iş yerinin kapasitesi, kapsamı, yapılan işin niteliği, bildirilen işçi sayısı, çalışanların görev süreleri ile gönüllü çalıştıkları gerekçesiyle sigortasız yürütülen çalışmaların niteliği ve bu durumdaki kişi sayısı araştırılmalıdır. İş yerinin taşındığı iddiası göz önünde bulundurularak; davacının hangi adresteki iş yerinde, kimlerle birlikte hangi işi yaptığı net olarak kendisine açıklattırılmalıdır. Bunun yanı sıra davacıya, söz konusu dönemde birlikte çalıştığı kişiler sorulmalı; iş yerinin henüz dinlenmemiş bordro tanıklarının ifadelerine başvurulmalı ve dinlenen davacı tanıklarının hizmet döküm cetvelleri dosyaya eklenmelidir. Böylece davacının, kabule konu dönemdeki fiili çalışması hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde netleştirilmeli; deliller hep birlikte takdir edilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. 7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.