Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10701 E. 2026/4291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10701
Karar No
2026/4291
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3248 E., 2025/721 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/82 E., 2022/347 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.12.2014 tarihinde, davalı şirketin işçisi olarak, yurt dışında, ../..’da montaj işçisi olarak çalışmaya başladığını, 11.03.2015 tarihinde, davalı şirketin işçisi olarak yurt dışında çalışmaktayken 10 metre yükseklikte montaj yaptığı sırada 46 tonluk bir makinenin kriko ile kaldırılması esnasında iş kazası meydana geldiğini ve davacının yaralandığını; söz konusu kazanın ... .. SGM tarafından iş kazası olmadığına karar verildiğini, bu kararın kaldırılarak, 11.03.2015 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğuna karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının sosyal güvenlik primlerinin .. Cumhuriyeti kanunlarına göre ödendiğini, mevcut durum açısından organik bağın varlığından söz edilemeyeceğini, müvekkili .. A.Ş.'nin merkezinin ..'da olduğunu ve .. ... Sicil Müdürlüğü'ne bağlı olduğunu, .. OOO firmasının ise Türkiye'de tüzel kişiliğinin bulunmadığını, merkezinin Tataristan'da olduğunu ve Türkiye'de irtibat bürosunun bulunduğunu, iki firmanın organizasyon yapısının farklı olduğunu, müvekkilinin diğer firmadan tamamen farklı tüzel kişiliği haiz olduğunu, husumetin diğer firmaya yönlendirilmesi gerektiğini, uygulanacak hukukun Türk Hukuku olmayacağını, davada yetkili mahkemelerin .. mahkemeleri olduğunu beyanla haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile yargılamaya konu kaza olayının 6331 sayılı Kanun'un 6/1-g ve 5510 sayılı Kanun'un 13/1-a,b maddeleri gereğince iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının HMK.'nın 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; 1.Uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunup bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlığa uygulanacak hukukun tespiti ve uyuşmazlığa uygulanmasının hakimin kanundan doğan yükümlüğü olduğunu, ancak mahkemece bu bağlamda herhangi bir tespit veyahut inceleme yapılmadığını, 2.Sosyal Güvelik Kurumunun, müvekkili şirketin davacı ile arasında herhangi bir bağ olmadığına dair kararı olmasına rağmen, iş kazası olduğuna dair hüküm verilmesinin hukuken mümkün olmadığını,mahkemenin gerekçeli kararında dayandığı "Türk mevzuatına göre kurulmuş işverenin yurt dışında iş üstlenmesi" şartının hiçbir halde sağlanmadığını, ..'daki iş yerinin müvekkil şirketle hiçbir bağı bulunmazken, Türk hukukuna göre değerlendirme yapılıp 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, 3.Davacı tanıklarının müvekkil şirket aleyhine ikame etmiş oldukları aynı konulu davaları mevcut olup husumetli tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, buna karşın yerel mahkemece husumetli tanık anlatımlarına bağlı kalınarak davacının yurt dışındaki şantiyede çalıştırılmak için götürüldüğü kararının, şirketler arasında bağ olmamasından dolayı geçerli olmadığını beyan etmektedir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 1.Kurum tarafından yapılan tespitlerin yerinde olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir. Kural olarak sigortalılar, Türkiye’de yaşadıkları ve hizmet akdine göre çalıştıkları takdirde sosyal sigorta haklarından yararlanırlar. Bu kural, Kanunların mülkiliği ilkesinin doğal sonucudur. Türkiye ile yabancı bir ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmişse istisnaen mülkilik ilkesine değer verilmeyebilir. Ayrıca, 506 sayılı Kanun'un 2 ve 3. maddelerine göre sigortalı olmayanlar kapsamında olmak üzere, Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan bir ülkede hizmet akdiyle çalışan Türk vatandaşları da anılan Kanun'un 86. maddesi gereği işverenleriyle yapılacak “İş kazalarıyla meslek hastalıkları”, “Hastalık”, “Analık”, “Malullük, yaşlılık ve Ölüm” sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları mümkündür. Başka bir anlatımla 506 sayılı Kanun'un ülke dışında meydana gelen sigorta olaylarında uygulanabilmesi Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yükümlülükler getiren sosyal güvenlik sözleşmesi veya kısa vadeli sigorta kollarını da kapsayan topluluk sigortaları bulunması halinde mümkün olabilir. 506 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre, Kurum 2 ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca onanacak genel şartlarla (İş kazalariyle meslek hastalıkları), (Hastalık), (Analık), (Malullük, yaşlılık ve Ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için, işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabilir. (Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40. md.) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, bu Kanun'un 78. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği miktarın % 30'udur. Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80. madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır.(Ek fıkra: 29.07.2003 - 4958 S.K./40’ıncı md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri halinde 85. madde hükümleri uygulanır. 506 sayılı Kanun'un 7. maddesi; "İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu kanunda yazılı hak ve yükümleri bu görevi yaptıkları sürece de devam eder." şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda, 50. maddenin 2. fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, anılan bende 01.03.2011 günü yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle “Bu bent kapsamında yurt dışındaki iş yerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır.” cümlesi eklenmiş, 10. maddesinde de 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Kanunun, “506 sayılı Kanun'a ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici madde 6/sonda ise “Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce çalıştırılmak üzere bu ülkelere götürülen Türk işçilerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sadece malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi topluluk sigortasına devam edenler ile isteğe bağlı sigortalı olarak söz konusu ülkelere götürülmüş olan sigortalıların, bu Kanunun 5. maddesinin (g) bendi kapsamında sigortalılıkları bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde işverenlerince sağlanır ve buna ilişkin yükümlülükler yerine getirilir” denilmiştir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 7 ve 5510 sayılı Kanun'un 10. maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için, Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, Türk işverenin iş merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte işyerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin iş bu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir. Maddede “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri gözetilecektir. Ancak, işverenin baştan beri yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve orada çalışılması, Türkiye’de tescilli işyerinde faaliyet yürütmekte olan işverenin yurt dışında ayrı işyeri açması ve sigortalının Türkiye’deki işyerinde herhangi bir çalışması, bu işyerinden görevlendirmesi söz konusu olmaksızın, doğrudan yurt dışındaki işyerinde çalışması, geçici görevle yurt dışına gönderilme niteliğinde değerlendirilemez. Diğer bir deyişle, geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de işyeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle işe alınan Türk işçilerin o ülke mevzuatına tabi olacakları, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılamayacakları anlaşılmaktadır. Eldeki davada ise, davacının 000 .. ünvanlı şirketin ..- ..'da bulunan işyerinde montaj işçisi olarak çalıştığı, 11.03.2015 tarihinde parmaklarının makine altında kalmasıyla yaralandığı, .. Başkonsolosluğu tarafından tanzim edilen 29.08.2016 tarihli yazıda davacının 06.12.2014- 29.08.2016 tarihleri arasında ..-.. adresinde 000 Gemont ünvanlı işyerinde çalıştığının belirtildiği, davacının 19.03.2014- 27.06.2014 tarihleri arasında davalı şirketin ../ .. de'ki şantiyesinde çalıştığının anlaşıldığı, Kurum tarafından düzenlenen 01.11.2017 tarihli raporda, davacının 06.12.2014- 29.08.2016 tarihleri arasında, ..-.. Federasyonu adresinde bulunan 000 .. ünvanlı işyerinde çalıştığı, söz konusu şirketin .. Kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olup davalı şirketle ilgisinin bulunmadığı, davalı .. Endüstri Tesisleri İmalat ve .. A.Ş'nin işverenlik şartlarının gerçekleşmediği, kaza olayının iş kazası olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar kapsamında davacı her ne kadar kazayla neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış ise de; .. ile .. arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, davacının iş kazası geçirdiğini iddia ettiği şirketin ../.. Federasyonu mevzuatına göre kurulmuş bir şirket olduğu, davalı şirketin davacıyı geçici olarak yurt dışına götürdüğüne dair bir kanıt bulunmadığı, taraflar arasında yazılı hizmet sözleşmesi bulunmadığı, davalı işveren tarafından Kurumla arasında yapılmış bir topluluk sigortası bulunmadığı, işveren sıfatının yabancı firmaya ait olması karşısında, mülkilik prensibi gereği davacının Türkiye'de sigortalı kabul edilemeyeceği ve geçirdiği kazanın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10701, K. 2026/4291, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10701-e-2026-4291-k-5e66bd771968