Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/17210 E. 2026/6089 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17210
- Karar No
- 2026/6089
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1130 E., 2025/1791 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/80 E., 2024/81 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının .. ... Noterliğinde katip olarak çalışmakta iken kısmi zaman dilimlerinde asıl görevli noterin başka yere atanması esnasında boşalan noterliğin vekaleten yönetiminin davacı tarafından yerine getirildiğini, bu esnada işçi ve işveren primlerini kendisinin yatırmak zorunda kaldığını, yasal düzenlemeler gereğince noter vekili olarak görev yapan noter katiplerinin noter vekilliği döneminde noterle yaptıkları hizmet akdi aynen devam ettiğinden 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendine tabi sigortalı olup noterle yaptıkları sözleşmedeki ücret miktarının 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi kapsamında prime esas kazanca tabi olduğunu, ancak bu ücretine ilave olarak 1512 sayılı Noterler Kanununun 33. maddesi uyarınca Noter Odası tarafından takdir edilen ödemenin kanundan doğan vekalete dayalı bir ödeme olduğundan prime esas kazanç kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Kuruma yersiz olarak ödenen primlerin iadesi gerektiğini ileri sürerek, dava konusu primlerin ödendikleri her ayın sonundan itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının vekaleten görev yaptığı sürede aldığı ödemenin prime esas kazanç kapsamında olduğunu, daha önce konuyla ilgili Danıştay’da açılan davada (Danıştay 15. Dairesinin 2017/960 E, 2018/7168 K) vekaleten noterlik yürütenlerin aldıkları vekalet ücretinin sigorta primine esas alınmasını öngören kanun maddesinin hukuka ve kanuna uygun bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının tüm primlerin iadesi talebinin kabul edilemeyeceğini, talep edilenlerden yalnızca işçi priminin prime esas kazançla ilgili olduğunu, davacının talepleri yönünden hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Davanın kısmen kabulü ile, noter katibi iken noter vekilliğine dayalı olarak davacıya yapılmış ödemelerin prime esas kazanca dahil edilmemesi gerektiğinin kabulü ile davacı ile ilgili noter vekiline ödenen vekalet ücreti (işçi ve işveren hissesi) nedeniyle davalı Kurum tarafından prim kesintisi yapılan toplam 26.803,75 TL'nin, her bir ödemenin Kuruma yatırıldığı tarihleri takip eden ay başından itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Bu yasal düzenlemeler gereğince, noter vekili olarak görev yapan noter katiplerinin, noter vekilliği döneminde noterle yaptıkları hizmet akti aynen devam ettiğinden, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4 . maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalı olup, noterle yaptıkları sözleşmedeki ücret miktarı da 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi kapsamında prime esas kazanca tabidir. Ne var ki, bu ücretine ilave olarak 1512 sayılı Noterler Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca noter odası tarafından takdir edilen ödeme, kanundan doğan vekalete dayalı bir ödeme olup, ödemenin hizmet aktinden kaynaklanmadığının anlaşılması karşısında, hizmet akti niteliğinde olmadığından 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi uyarınca prime esas kazanç kapsamında değerlendirilemez. Diğer bir ifade ile noter katibine, noter vekilliğine dayalı olarak yapılan ödeme, prime esas kazanca dahil edilemeyecektir. ( Yargıtay 10. H.D. 2015/23142 E. 3028/8602 K. sayılı 25/10/2018 tarihli ilamı ) Somut olayda, davacı taraf noter katibine noter vekilliğine dayalı olarak yapılan dava konusu ödemelerin ihtilaflı dönemlerdeki prime esas kazanç miktarına eklenen kısımlarının iadesine dair mahkeme kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.5 06... sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca Kurumun re’sen araştırma ve prim kesintisini sorgulama yükümlülüğü bulunmadığını, prime esas kazançların işveren bildirimi esas alınarak işlem gördüğünü, aksi bir yaklaşımın Kurumun yükümlülük alanını hukuka aykırı biçimde genişleteceğini,
2.Davacı, hem işçi hem işveren hisselerini kendisinin yatırmış olduğunu beyan etmekteyse de, bu beyanın tek başına iade yükümlülüğü doğurmayacağını, ödemenin hukuka aykırı olduğunun ve hatalı bildirimin kaynağını ispat yükünün davacıda olduğunu, 3.Ayrıca hükme esas alınan ödeme kalemleri, davacı tarafından açık ve kesin şekilde ispatlanmamış olup; ödeme tarihlerine göre faiz hesaplaması yapılmasının da belirsizlik içerdiğini, bu yönüyle kararın, usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, noterliğe vekalet ettiği dönemde davacıya ödenen ücretten kesilen primlerin iade edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.