Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15346 E. 2026/5773 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15346
Karar No
2026/5773
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/668 E., 2025/771 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 83. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/128 E., 2025/61 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde beden işçisi olarak çalıştığını, 20.10.2014 tarihinde fitil kesme makinasında görevli ustanın izinli olması nedeniyle davalı işverenin talimatı üzerine fitil kesme makinasında çalıştırılırken iş kazası geçirdiğini, işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazası bildiriminde bulunulmadığını, iş kazası tespiti için açtığı davanın Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, maluliyet oranının tespiti için açılan davada ise, sürekli iş görememezlik derecesinin %26 olarak tespit edildiğini ileri sürerek iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının işyerindeki öncelikli görevinin silikon hamur makinası ile yarı mamul silikonu fitil üretimi için uygun hale getirecek olan işlemleri yapmak olduğunu, anılan makinanın kullanılması için davacıya yaklaşık 6 ay ... verildiğini, davacının anılan makinede zorla çalıştırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, makinenin kullanım talimatının, uyarı ve ikaz levhalarının da mevcut olduğunu, davacının tedbirsiz ve dikkatsizliği sonucunda kendisinin görev alanına giren hamur makinesinde kendi hatası ile elini sıkıştırarak yaralandığını, davacının kesinleşmiş bir maluliyetinin bulunmadığını, %26 oranındaki maluliyeti kabul etmediklerini, anılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, Yüksek Sağlık Kurulunun davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını belirlediğini, davacı kusurunun ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin tazminattan mahsubunun gerekeceğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında toplanılan deliller ve bilirkişi raporlarına dayanılarak kararda belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..A)Davalının maddi tazminat vekalet ücretine dair istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının (bu yönden) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1) b) 2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Davanın kabulü ile; 1-1.621.727,62 TL maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 20.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-100.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği 20.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın talep olmaksızın tebliğe çıkartıldığını, tanık anlatımları ile olayın oluş şekli nazara alındığında iş kazasının meydana gelmesinde en önemli nedenin davacının kusuru olduğunu, davacının kusurunun düşük belirlendiğini, davacının, hesap bilirkişi raporunda, tazminat miktarının hatalı hesaplanmış olduğunu, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 539.269,84 TL peşin değerli gelir bağlandığını, peşin sermaye değerinin tamamı yerine davalının kusuru oranında mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faiz yöntemlerine ilişkin her hangi bir bilgi verilmeden soyut olarak hesaplama yapılması nedeniyle bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, raporda hesaplamaya esas alınan bakiye ömür, aktif ve pasif dönem hesaplarının detaylarına yer verilmediğini, bu hususlar yönünden yapmış olduğumuz itirazları nazara alınmadan hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tanığı ve aynı zamanda akrabası olan ...'in, davacıyı hastanede ziyaret ettiğini, davacıda herhangi bir manevi çöküntü görmediğini, manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını belirterek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davalı vekili tarafından hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Davalı vekili tarafından hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15346, K. 2026/5773, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15346-e-2026-5773-k-9632a74dc724