Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14274 E. 2026/5948 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/14274
Karar No
2026/5948
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1970 E., 2025/1376 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/428 E., 2023/178 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkim ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 11.06.2019 tarihinde .. - .. OSB mahallesinde faaliyet gösteren davalı işveren bünyesinde gece vardiyasında enjeksiyon ekleme presi makinesiyle çalıştığını, bu işin ifası anında sol elini makineye kaptırmasıyla sonuçlanan iş kazası olduğunu, davacının kaza anında büyük uğraşa rağmen makineyi kapatamamış olduğunu, vardiya amirinin gelerek makineyi durdurduğunu, akabinde davacının derhal hastaneye sevki olduğunu, müvekkilinin geçirmiş olduğu kazanın etkilerinin halen devam ettiğini, davacının iş göremez durumda olduğunu, kazadan sonra operasyon geçirdiğini, fakat hala temel ve basit ihtiyaçlarını dahi kendi başına yapmakta aşırı güçlük çektiğini, uzun bir süre hastanelerde tedavi gördüğünü, bu dönemde çok büyük maddi ve manevi problemler ile karşı karşıya kaldığını, mevcut durumda henüz 23 yaşında olan davacının başkasının bakım ve gözetimine muhtaç kaldığını, davacının fiziksel ve psikolojik travmalarının boyutlarının çok büyük olduğunu belirterek ıslah ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 11.000,00TL geçici ödemenin yapılmasına, 1.000 TL maddi tazminat ile 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 15.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 123.300,74 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirket ile .. Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü arasında 03.04.2019 İş Başı ... Programı Sözleşmesinin imzalanmış olduğunu, davacının İş Başı ... Programı kapsamında müvekkili işverenliğe ait fabrikada çalışmaya başladığını, müvekkili şirket ile Kurum arasında imzalanan sözleşmeye göre, İŞKUR kapsamında müvekkil şirket bünyesinde çalışacak katılımcılar sözleşme hükümleri doğrultusunda çalıştırılacakları konusunda anlaşmaya varıldığını, davacının da bu sözleşme kapsamında çalışmış olduğunu, çalışma şartlarının ve sürelerinin bu sözleşme kapsamına göre belirlenmiş olduğunu, davacının çalışma gücünün ötesinde ve fazla çalıştırıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin davacıyı sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde çalıştırmış olduğunu, davacının yaşı, tecrübesi ve mesleki yeterliliği göz önünde bulundurulduğunda fazla ve çalışma gücünün ötesinde çalıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının çalıştığı sırada elini enjeksiyon ekleme presi makinesine kaptırarak iş kazasının meydana gelmesine neden olduğunu, bu kazanın meydana gelmesinde davacının ihmalkar davranışlarının en temel sebep olduğunubelirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "..Mahkememizce olaya karışan şahısların kusurlu eylemleri ve iş güvenliği ihlallerinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmış olup, tahkikat sırasında bilirkişi heyetinden alınan 18.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı fabrika müdürünün %80 oranında kusurlu olduğu, davacının %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davalı iş yerinin davacının mesleki yeterliliği çalışma ortamında gerekli güvenlik tedbirlerini almaması, çalışma ortamını fiziki yönden güvenli hale getirmemesi, acil buton düğmesinin konumu ile çalışma modlarının uygun olmaması, davalı iş yerinin adam çalıştıranların kusursuz sorumluluğu hükümleri gereği fabrika müdürü Ümit Kaplan'ın eylemlerinden sorumlu olması nedenleri ile davalı iş yerinin kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının zemini ıslak olduğunu bilerek kendi güvenliği açısından gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeni ile kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Tarafların kusur oranları bakımından 18.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğundan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davacının maddi zararının tespiti için Aktuer hesap raporu alınmıştır. ... tarafından sunulan 31.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda maluliyet oranının, kusur durumunun, hesaplamaların tespitinin usul ve yasaya uygun bir şekilde yapıldığı, değerlendirildiği anlaşılmakla rapor hükme elverişli görülmüştür. Söz konusu raporda maddi zararın 123.682,53 -TL olarak hesap edilmiş, davacı tarafın ıslah talebi dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak talebin kabulüne karar verilmiştir... " gerekçesiyle, Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 1.Toplamda 123.300,74 TL maddi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 11.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (Mahkememiz dosyası üzerinden kurulan 14.12.2020 tarihli ara karar uyarınca 10.000-TL geçici ödemenin davacıya ödenmesi halinde, yapılan ödemenin, ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte maddi tazminat miktarından mahsubu kaydıyla) 2.Toplamda 30.000 TL manevi tazminatın iş kazasının meydana geldiği tarih olan 11.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde,kusur oranına itiraz ettiklerini, davacının geçici iş göremezlik dönemi dışında zararı oluşmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. Katılma yoluyla davacı vekili temyiz dilekçesinde,.kusura itiraz ettiklerini belirterek manevi tazminatın düşük belirlendiği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde; Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. Somut olayda, davacı vekilinin, İlk Derece Mahkemesince verilen 22.05.2023 tarihli kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı, bu nedenle davacı vekili yönünden hükmedilen tazminat tutarları kesinleştiğinden temyiz yoluna başvurusunda hukuki yararı da bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında, hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/14274, K. 2026/5948, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-14274-e-2026-5948-k-4d12d8bb7c45