Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14229 E. 2026/5230 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14229
- Karar No
- 2026/5230
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1953 E., 2025/1422 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/115 E., 2023/324 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 18.08.2018 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, meydana gelen kazanın bir iş kazası olmadığını, davacının işyerine yaralanmadığını, iş yerine yaralı bir şekilde geldiğini, diğer çalışan işçilerden yardım istediğini ve hastaneye bu şekilde götürüldüğünü, bu hususun soruşturma ve ceza dosyasındaki tanık beyanları ile de sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1- Davacının davasının kısmen kabulü ile a) Davacının maddi tazminat istemli davasının kabulü ile 351.597,94 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18.08.2018 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b) Davacının manevi tazminat istemli davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.08.2018 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı .. .. Orman Ürünleri Sanayi ve ... Anonim Şirketindeki 80'lik şerit testerede (hizarda) kasnağın muhafazasız olarak çalıştırıldığı, bu esnada 80'lik kasnak göbeği rulmanının dağılıp şerit testerenin yerinden çıkarak, davacının sol el avuç içindeki damar, kemik ve sinirlerinin kesilmesiyle davaya konu iş kazasının meydana geldiğinin anlaşıldığı, davalının her ne kadar olayın iş yerinin dışında meydana geldiğini ve olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini ileri sürdüğü görülmüş ise de davalı tanıklarının görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, buna karşılık davacı tanığı ... ...'ın ise işten ayrılmasına rağmen alacaklarını istemek üzere olay günü işyerine gittiği, kazayı görmediği ancak beyanlarının içeriğinden olayın iş yerinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, öte yandan iş yerinde kazanın meydana geldiği makinenin de bulunduğu, davacının her ne kadar işyerinde çakımcı olarak çalıştığı anlaşılmakta ise de çalışanların bahse konu makineyi de kullandığı sırada davaya konu iş kazasının meydana geldiği, tüm bunlarla birlikte İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde de değinildiği üzere işyeri dışında kaza geçiren bir kişinin yaralanmış vaziyette iken hastaneye değil de işyerine gelmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, 23.09.2019 tarihli ... inceleme raporunda da olayın iş kazası olduğu tespitine yer verilmiş olduğu ve bu rapor aleyhine açılmış bir davanın da olmadığının anlaşıldığı, tüm bunlara göre olayın davacının, davalı işverenin emir ve talimatı altında çalıştığı sırada gerçekleştiği, bu itibarla kazanın 5510 sayılı Kanun'un 13... sayılı Kanun'un 4. maddeleri uyarınca bir iş kazası olduğu, tanzim olunan tüm bilirkişi raporlarında da olayın bir iş kazası olduğunun tespitlendiği, kusur durumunun tespiti yönünden; Çorlu CBS'nin 2018/15911 soruşturma numaralı dosyasında A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı tarafından tanzim olunan 13.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, olayın bir iş kazası olduğu, işverenin asli, kazalı işçi ...'ın ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, Çorlu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/285 Esas sayılı dosyasında yine A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı tarafından tanzim olunan 01.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda,olayın bir iş kazası olduğu, işverenin % 80, kazalı işçi ...'ın ise % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu dosya kapsamında tanzim ettirilen A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı bilirkişinin sunduğu 31.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise olayın bir iş kazası olduğu, işverenin % 75, kazalı işçi ...'ın ise % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ... tahkikat raporunda ise davalı işverenin % 80, davacı kazalı işçinin ise % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, nihayet mahkemece A sınıfı İş Güvenliği Uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tanzim ettirilen 16.12.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda olayın bir iş kazası olduğu, işverenin % 80, kazalı işçi ...'ın ise % 20 oranında kusurlu olduğunun tespitlendiği, somut durumda hükme esas alınan 16.12.2021 tarihli kusur bilirkişisi raporunun; Çorlu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/285 Esas sayılı dosyasında tanzim olunan rapor ve ... tahkikat raporu ile uyumlu olduğu, bu itibarla hükme esas alınan raporda yasal mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bunların işverence alınıp alınmadığı ve alınmış tedbirlere davacının uyup uymadığı hususlarının da ortaya konulduğu, neticeten kusur bilirkişisi heyeti raporunun dosya kapsamına ve olayın oluş biçimine uygun olup gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, iş kazası nedeniyle davacının meslekte kazanma gücünden kayıp oranının Kurum Sağlık Kurulu kararıyla %47,2 olarak tespit edildiği, YSK tarafından sürekli iş göremezlik oranının %47,2 olduğuna ve 1 yıl sonra kontrol muayenesi gerektiğine karar verildiği, nihayet Kurum Sağlık Kurulunun 12.09.2023 tarihli kararı ile maluliyet oranının %47,2 olarak belirlendiği ve bu oranda herhangi bir değişiklik olmadığına, kontrol muayenesi de gerekmediğine karar verildiği, bu itibarla Mahkemece tespit edilen maluliyet oranı ve kusur oranları gözetilerek TRH 2010 yaşam tablosu dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplamalarda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın dosya kapsamına uygun düştüğü gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Meydana gelen olayın iş kazası olmadığı yönündeki itirazların dikkate alınmayarak eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, dosyada tanık olarak dinlenen ..., ... ve müvekkilinin sigortalı çalışanları ... ve ...'ın belirttiği üzere davacının iş yerinde yaralanmadığını, davacının iş yerine zaten yaralı bir şekilde geldiğini ve diğer çalışanlardan yardım istemesi üzerine çalışanlar tarafından hastaneye götürüldüğünü, b.Kusur yönünden yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu, davacının tam kusurlu olması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, c.Manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar dava tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.