Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13936 E. 2026/3270 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13936
- Karar No
- 2026/3270
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1296 E., 2025/1461 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/470 E., 2024/97 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı .... ....'ye muavin olarak kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığını, müvekkilinin 05.12.20 16... .03.2017 tarihleri arasında çalışmasına rağmen ... primlerinin yatırılmadığını, hatta 28.01.2017 tarihinde kendisinin iş kazasına dahi maruz kaldığını ileri sürerek, davanın kabulü ile 05.12.20 16... .03.2017 tarihleri arasında tam gün ve bilfiil çalıştığının tespitine, çalışma süresi boyunca ödenmeyen ... primlerinin ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü içerisinde açılmadığını, davacının iddialarını destekleyici somut bilgi ve belge sunmadığını, davanın esastan da reddine karar verilmesi gerektiğini, iddia olunanın aksine davacının, belirtilen tarihler arasında çalışmasının bulunmadığını, davacının müvekkili şirket yanındaki çalışmasının başlangıcının 10.03.2017 tarihi olduğunu ileri sürerek haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne; davacının, davalı .... ve ....'ye 15.12.2016 - 10.03.2017 tarihleri arasında hizmet akdi ile tam zamanlı olarak ve asgari ücret üzerinden çalışmış olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı nezdinde çalışırken geçirdiği kazaya ilişkin ceza soruşturma dosyası ve dinlenen bordro tanıklarının beyanlarına göre çalışma olgusunun ispatlandığı, dolayısıyla davanın kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; 1.Davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, 2.Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icabettiğini, davanın esas yönünden de reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili özetle; 1.Davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, 2.Mahkeme kararında, davanın ispatı noktasında bordro tanıklarından ...’un beyanlarının esas alındığını, ancak, ...’un bordro tanığı değil davacı tanığı olduğunu, tanığın beyanlarının hükme esas alınamayacağını, tanığın HDC kaydına göre, davacının tespitini talep ettiği 05.12.2016-10.03.2017 tarihleri arasındaki çalışma iddiasına ilişkin görgü ve bilgisinin olamayacağını, 3.Tanık ...’in beyanlarına itibar edilmesinin de hatalı olduğunu, tanığın müvekkili şirketle husumetli olduğunu, ayrıca tanığın beyanının yalnızca kaza tarihine ilişkin olduğunu, kaza tarihine ilişkin tek günlük beyanın tüm talep yönünden ispata yarar kabul edilmesinin haksız ve isabetsiz olduğunu, 4.Davacının, 28.01.2017 tarihli kazaya ilişkin olarak Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/8 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili ve araç sürücüsü aleyhine manevi tazminat talebi ile dava açtığını, bahsi geçe dosyaya ait davacı dilekçesi incelendiğinde, davacının trafik kazasından kaynaklı olarak 6098 sayılı TBK’nun 49. vd maddeleri ile düzenlenen haksız fiil hükümlerine dayanarak manevi tazminat talebinde bulunmuş olduğunu, eğer iddia edildiği gibi davacı kaza tarihinde müvekkili şirket çalışanı olsa idi bu kez olayın iş kazası olarak belirtilmesi ve bu doğrultuda talepte bulunulması gerektiğini, nitekim davacı yargılama devam ederken sigorta şirketi ile anlaşmış, yapılan ödeme nedeni ile davanın takipsiz bırakılmış olduğunu, Mahkeme tarafından karar verilirken bu delilin dikkate alınmadığını, 5.Mahkemenin kanaatinin aksine davacının davasını ispat edemediğini, kayıt dışı çalışmanın sözkonusu olmadığını, 6.Davacının müvekkili şirkette 10.03.2017-05.02.2019 tarihleri arasında bilet satış görevlisi olarak çalıştığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanan hizmet akdi ve diğer belgelerin, özlük dosyası içerisinde olduğunu, davacıya ait özlük dosyası içerisinde davacının imzasını içerir “İş Başvuru ve Bilgi Formu” bulunduğunu, bahsi geçen belge incelendiğinde davacının müvekkili şirkete 09.03.2017 tarihinde iş başvurusu yaptığının görüleceğini, yargılama aşamasında gerekli görülmesi halinde “Hizmet Akdi” ve “İş Başvuru ve Bilgi Formu” ndaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı noktasında davacının isticvap edilmesinin talep edildiğini, ancak Mahkemece bu talep hakkında herhangi bir karar verilmemiş, davacı isticvap edilmeden hüküm kurulmuş olduğunu, kararın, bu yönü ile de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Fer'i müdahil Kurumun temyizine ilişkin olarak:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, fer'i müdahil Kuruma 03.08.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 07.09.2025 tarihinde verilmiştir. Yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca tebliğden itibaren yasal iki haftalık süre geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davalının temyizine ilişkin olarak: Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.