Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10419 E. 2026/4945 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10419
Karar No
2026/4945
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/581 E., 2025/390 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 55. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/23 E., 2024/344 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı ... İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 28.09.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2.Davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin işveren olarak tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesi ile davalı ... yönünden açılan davanın reddine; 04.03.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının isabetli şekilde tespit edildiği gerekçesi ile davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iş kazasının 28.09.2015 tarihinde, ... Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı .. Orman İşletme Müdürlüğünün, orman emvalleri kesim sürütme taşıma işini ihale ile alan davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi çalışanı olan davacının, damgalanmış dikili ağacı motorlu testere ile keserek yere devirmesi sonrası ağacın dallarını kestiği esnada testereden fırlayan küçük ağaç parçasının gözüne isabet etmesi şeklinde gerçekleştiği, davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi ile .. Orman İşletme Şefliği yetkilileri arasında 03.09.2015 tarihli Eskibağ 58 bölmede belirlenmiş emvallere ait saha teslim tesellüm tutanağının imzalandığı, burada davalı idare işçisinin çalışmadığının tespit edildiği görülmekle, sözkonusu işin, anahtar teslimi iş olarak davalı şirkete verildiği dikkate alındığında, asıl işveren olmadığı anlaşılan ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, 11.01.2023 tarihli hesap ek raporuna karşı davacının itirazının olmadığı ve bu raporun B seçeneğinde belirtilen 560.158,63 TL maddi zarar hesabına göre karar verilmesinin talep edildiği, bu doğrultuda davacının 28.02.2023 tarihli duruşmada davasını ıslah etmek üzere süre talep ettiği görülmekle; Mahkemece, belirtilen hesap raporundaki tespitlerin, davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözardı edilerek, daha yüksek miktarda maddi tazminat hesabı çıkaran rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının isabetli olmadığının anlaşıldığı, Dairemizce davalının usuli kazanılmış hakkı kapsamında, 11.01.2023 tarihli hesap raporuna göre hüküm kurulması gerektiği değerlendirildiğinden, bu tarihten sonra alınan ancak hükme etkisi olmayacak hesap raporuna karşı yapılan davalı itirazlarının değerlendirilmesinde hukuki yarar bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; A)Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine, B)Davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi'nin maddi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1) b) 2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının (bu yönden) kaldırılmasına, Davanın kısmen kabulüne, 1-Davacının, davalı ... İşletme Genel Müdürlüğüne yönelik açtığı maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacının davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi'ne yönelik açtığı maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 285,68 TL geçici iş göremezlik, 559.277,44 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 559.613,12 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Davacının ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketine yönelik açtığı manevi tazminat talebinin kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketine yönelik açılan davacının güç (efor) kaybı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Orman Genel Müdürlüğünün de meydana gelen iş kazasından işveren sıfatı ile sorumlu olduğunu, b.Davalı açısından herhangi bir usuli müktesep hak durumu bulunmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Türkiye Orman İşçileri Sendikası verilerine göre hesaplama yapılmasına dair itirazlarının değerlendirilmediğini, b.Davacı kusurlu olduğu halde, manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı ... İnşaat Taahhüt ve ... Limited Şirketi vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ... .. Ltd. Şti.'den alınmasına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla 16.04.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY I. Temel Uyuşmazlık: 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “ilk derece mahkemesinin hüküm altına aldığı maddi tazminata esas unsularını davacının istinaf etmemesi nedeni ile davalının istinafı nedeni ile kaldırılıp gönderilmesi üzerine tazminata esas ücretin asgari ücret oranlarındaki artış dikkate alınıp alınmayacağı, bu durumun davalı yararına lehine usulü kazanılmış hak olup olmayacağı, buna göre yeniden değerlemenin son karar tarihine yakın tazminata esas değerlere taşınıp taşınmayacağı” noktasında toplanmaktadır. II. Karşı oy gerekçesi: 2.Belirtmek gerekir ki Sayın ÖZEKES’inde değindiği gibi “Yargıtay tarafından neredeyse mutlak olarak, doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edilen usuli müktesep hak kavramının kanuni bir kurum olmadığını, yargı kararları ile kabul edildiğini ortaya koymak gerekir. Usuli müktesep hak, bugün neredeyse usuli her sorunda, her derde deva bir kurum olarak gündeme gelmekte, sadece kanun yolunda değil, yargılamanın farklı kesitlerinde kullanılmaktadır. Bu kurumun kabul edilebilirliğinin tartışması bir yana, bu kadar geniş bir uygulama alanı bulması doğru değildir. Ayrıca usuli müktesep hak, usuli sorunları çözmeye gerçek anlamda da elverişli değildir. Nitekim, önceleri çok sınırlı kabul edilen usuli müktesep hakkında kapsamı genişlemiş, ancak bu genişlemenin sakıncaları ortaya çıktıkça Yargıtay, usuli müktesep hakka her geçen gün … birçok istisna da kabul etmiştir. En ilginç ve kendi içinde çelişkili durum ise kamu düzeninden kabul edilen usuli müktesep hakka, kamu düzenine ilişkin durumların istisna kabul edilmesidir. Bir şeyin kendisinin, kendisinin zıddı olması gibi garip, biraz da mantığı zorlayan bir durum ortaya çıkmaktadır(PEKCANITEZ, .../ ATALAY, .../ÖZEKES, ..., Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013. s: 2190).” 3.Öncelikle usulü müktesep hak, yasal bir kurum olmadığı gibi mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile istisnalarına göre değerlendirilmesi gereken bir kavram olup, Yargıtay tarafından bozma kapsamında göre açıklayıcı ve yol gösterici şekilde kararda yer verilmesi beraberinde sakıncalara da yer verecektir. Zira mahkemenin eksik inceleme nedeni ile bozmaya uyması halinde usulü müktesep hakkı gözetme yönündeki bozmaya da uyduğu gibi bir sonuç çıkacaktır ki bu da mahkemenin bu yönde yapacağı değerlendirme ve tartışmanın önceden sınırlandırılması anlamına gelecektir. 4.Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine usulü müktesep hakkın yeniden kavram olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun kısmi dava başlığı taşıyan 109. Maddesinin son fıkrasında açıkça “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kısmi miktar talep eden davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı ve açıkça da bakiye kısmından feragat etmedikçe geri kalan kısmını ek dava(veya ıslah) yolu ile edebilmektedir. O halde yargılama sırasında davacı tarafın kusur oranına, iş göremezlik oranına itiraz etmemesi, açıkça da feragat etmediği sürece kusur veya maluliyet oranının daha sonra lehine değişmesi halinde bakiyesini talep etme hakkı doğduğundan, usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. 5.Diğer taraftan Dairemizin 2021/6262 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira; 6.Maddi tazminat hesapları yapılırken, işlemiş devrenin en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur. 7. Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz. 8.Belirtmek gerekir ki kaldırma veya bozma kararından sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Davacı taraf istinaftan önceki ilk kararda bilinen ücret üzerinden hesaplanan tazminata itiraz etmemiştir. Ancak bu bilinen ücret kaldırma ve bozmadan sonra değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı istinaf ve temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar istinaf veya temyiz nedenleri reddedilerek kesinleşmiş olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak kaldırma veya bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir. Kaldı ki bilinen dönem dönem kural olarak kaza ile hükme esas alınan rapor tarihi arasındaki süreyi kapsamalı ve karar tarihine yakın tarihte rapor alınmalıdır. III. Sonuç: 9.Tazminatın asgari ücrete ilişkin işlemiş devrenin de ileri çekilmemesi yönündeki gerekçe yasal değldir. Zira kaldırma kararı sonrası kamu düzeninden olan asgari ücrete ilişkin değişiklikler nedeni ile tazminatın (gerçek zararın) karar tarihine en yakın verilerle hesaplanması gerekir. Bu hususlar usulü kazanılmış hak oluşturmadığından ortadan kaldırılan kararı davacının isitnaf etmediği gerekçesi ile davalı yararına usulü müktesep hakkın gözetilmesi ve işlemiş devrenin ileri çekilmemesi gerekçesi varsayıma dayalı olup, tazminatın karar tarihine en yakın verilerle hesaplanması gerektiği yönündeki içtihadına aykırıdır. Kararın davacı temyizi yönünden bozulması gerekir. Çoğunluğun usulü müktesep hakkın gözetilmesi gerektiği yönündeki red-onama gerekçesine katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10419, K. 2026/4945, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-10419-e-2026-4945-k-0a13e280052d