Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10074 E. 2026/3699 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10074
- Karar No
- 2026/3699
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/114 E., 2024/256 K.
Mahkeme kararı, davalılardan ... İnşaat San. Tic. A.Ş. ve ... .. Şubesi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle; .. Ltd. Şti.-Basra İnş. Ltd. Şti. iş ortaklığı iş yeri sigortalılarından ..'nın 28.08.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesindeki vefatı sebebiyle hak sahiplerine bağlanan gelirin yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ..., müvekkil şirket çalışanı olmadığı için davanın müvekkil şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini, dava değerinin tespit edilebildiği hallerde belirsiz alacak davası açılamayacağını, davayı ve husumeti kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı Kurumca düzenlenen raporda atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkil şirket, iş sağlığı ve güvenliği gereği alması gereken tüm tedbirleri aldığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde bir işveren sorumluluğundan bahsedilecek ise bu işveren diğer davalılar olabileceğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince müvekkil şirketin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması gerektiğini belirterek öncelikle davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... ... (Merkezi ..) Türkiye .. Şubesi vekili cevap dilekçesinde özetle; ..., müvekkil şirket çalışanı olmadığı için davanın müvekkil şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini, dava değerinin tespit edilebildiği hallerde belirsiz alacak davası açılamayacağını, davayı ve husumeti kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı Kurumca düzenlenen raporda atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkil şirket, iş sağlığı ve güvenliği gereği alması gereken tüm tedbirleri aldığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde bir işveren sorumluluğundan bahsedilecek ise bu işveren diğer davalılar olabileceğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince müvekkil şirketin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması gerektiğini belirterek öncelikle davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.05.2016 tarihli kararı ile 1-Yetkili mahkeme .. nöbetçi iş (Sosyal Güvenlik Mevzuatından kaynaklanan davalara bakmakla yetkili) mahkemeleri olduğundan, Mahkememizin yetkisizliğine, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren 2 haftalık süre (HMK 20. maddesi) içinde taraflardan birinin dilekçesiyle talep etmesi halinde dosyanın yetkili Ankara nöbetçi iş (sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan davalara bakmakla yetkili) mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.02.2019 tarihli kararında; "... İncelenen dosyada, davalılara usulünce dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin, dosya üzerinden yapılan inceleme ile resen Mahkemenin yetkisizliğine karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki rücuan tazminat davasında kesin yetkinin söz konusu olmadığı, yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu gözetilerek, davalılara usulüne uygun yöntemince dava dilekçesinin tebliği sağlandıktan sonra yukarıda yapılan açıklamalar ışığında araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 16.05.2024 tarihli kararı ile "Davanın kabulüne, 56.890,25 TL alacağın 21.10.2015 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ... .. .. Şubesi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş. ve ... .. .. Şubesi vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.