Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9524 E. 2024/11441 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9524
Karar No
2024/11441
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/776 E., 2024/506 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/12 E., 2021/454 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde davalı ...'in yetkilisi ve sahibi olduğu diğer davalı şirkette 12.01.2016-20.09.2017 tarihleri arasında avukat olarak çalıştığını, buna rağmen davalı tarafından Kuruma bildirim yapılmadığını, sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek; bu tarihler arasındaki sigortalılığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili; davacının kendi adına ve hesabına avukatlık yaptığını, davalı ve sahibi olduğu şirkette herhangi bir kaydının, çalışmasının olmadığını belirterek: davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili; çalışma olgusunun kanıtlanması bakımından Yargıtay içtihatları ile belirlenen ilkelere uygun araştırma ve inceleme yapılması gerektiğini, resmi kayıt ve belgelerin aksinin tanık sözleri ile kanıtlanamayacağını, eldeki davanın açılmasına Kurum sebep olmadığından vekalet ücreti bakımından aleyhine hüküm kurulamayacağını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davacıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davacının duruşmaya gelmemesi ve mazeret sunmaması nedeniyle ve davalı ile fer'i müdahil vekillerinin de davayı takip etmemeleri üzerine 01.07.2021 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, süresinde yapılan yenileme talebi üzerine davanın kaldığı yerden yargılanmaya devam edilmiş, davacının mazeretsiz olarak 25.11.2021 tarihli celseye gelmemesi ve davalı vekilinin de davayı takip etmemesi üzerine davanın ikinci defa takipsiz bırakılmış olması gerekçesi ile HMK’nın 320/4 üncü maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, ayrıca davalı vekilinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle dosyanın birden fazla takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili; mahkeme kararına herhangi bir itirazları olmamakla birlikte tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek; istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davanın 01.07.2021 tarihli duruşmasında, taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafından davanın yenilendiği, davacının mazeretsiz olarak 25.11.2021 tarihli duruşmaya gelmemesi ve davalı vekilinin de davayı takip etmemesi üzerine davanın ikinci defa takipsiz bırakılmış olması gerekçesi ile HMK’nın 320/4 üncü maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı tarafından 23.08.2021 tarihli feragat dilekçesi verildiği, davalı vekili tarafından 31.08.2021 tarihli dilekçe ile avukatlık ücreti talebinden feragat edildiği anlaşılmış, 12.01.2021 günü açılan eldeki dava "hizmet tespiti" istemine ilişkin olup, 11.09.2014 gün ve 29116 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe giren 10.09.2014 gün ve 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 30.01.1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesinde yapılan değişiklik sonrasında Kurumun bu davadaki sıfatının fer'i müdahil olduğu (7036 sK.m.4) ve bu nedenle lehinde veya aleyhinde yargılama giderlerine hükmedilmesinin mümkün olmadığına göre davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmedilmeyen Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; istinaf yoluna başvuran taraf ve HMK'nın 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğu ile 21.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince “davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile ...nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın feri müdahil kurum tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir. II. KARŞI OY GEREKÇELERİ 3. Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60.maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık ... zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz. 5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. 6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır. 7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri; a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır(Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir. 8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır. III. SONUÇ: 9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik ... nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. Maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (...150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik ... üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Nitekim feri müdahil kurum kararı temyiz etmektedir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9524, K. 2024/11441, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9524-e-2024-11441-k-a8b947baa9e5