Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/386 E. 2024/13598 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/386
Karar No
2024/13598
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2790 E., 2023/1862 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/181 E., 2023/252 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 25.05.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde sağ gözünü tamamen kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 671.564,97 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayın gerçekleşmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, olayın davacı işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olay tarihinde davacının davalı işyerine çalıştığı sırada sağ gözünden yaralandığı, meydana gelen kazada davacı işçinin %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacının yaşı, aktif çalışma süresi, hesaplamaya esas alınan kazanç, maluliyet oranı, kusur durumu, SGK tarafından bağlanan ve rücu edilecek kısım dikkate alınarak yapılan hesap raporunun denetime elverişli ve açık olup karar vermeye yeterli bulunduğundan 28.03.2023 havale tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına ve meydana gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre ve ayrıca taraflarda zenginleşme aracı oluşturmayacak şekilde manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile "davacının maddi tazminat davasının kabulü ile davacı işçinin geçirdiği kaza nedeniyle meydana gelen 671.564,97 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile davacının iş kazası nedeniyle oluşan %44,2 oranındaki malûliyeti, kazadaki kusur durumu ve ekonomik koşullar ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiği dikkate alındığında 65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, yasal kesintilerin ödeme anında dikkate alınmasına "karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme dayanak alınan, iş kazasının meydana gelmesindeki kusur durumlarının tespiti için ehil ve konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği kusur raporunda, iş kazasının meydana gelmesinde, davalı işverenin %70 oranında, kazalı sigortalının %30 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, bu kusur belirlemesinin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.01.2022 tarih ve 2021/12101 Esas-2022/345 Karar sayılı onama ilamına konu rücuan tazminat dosyasındaki hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu ile de uyumlu olduğu, bu haliyle davalı yönünden isabetli bulunan kusur aidiyet ve oranlarına yönelik, taraf vekillerinin istinaf başvuru sebep ve gerekçelerinin yerinde ve kabul edilebilir olmadığı, tüm deliller toplanmadan hazırlanan ve davacı vekili tarafından itiraz edilen 20.03.2020 tarihli bilirkişi raporuyla alacakların tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğinin kabul edilemeyeceği, zira taraf vekillerinin itirazları ile dairenin kaldırma kararında TRH2010 yaşam tablosunun esas alınarak hesaplama yapılması yönündeki tespiti, SGK'nun 17.10.2022 tarihli yazısı kapsamında değerlendirme yapılarak düzenlenen 28.03.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda davacıların maddi tazminat alacaklarının daha fazla olduğunun belirlendiği, bu nedenle tazminat alacağı belirtilen ek bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirli hâle geldiğinden bu ek rapor doğrultusunda sunulan 11.05.2023 tarihli talep artırım dilekçesine hukuki değer atfedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekili ücret tespitine yönelik istinaf talebinde bulunmuşsa da; davacının elden ödeme yapıldığına ilişkin iddiasının bulunmadığı, dosya kapsamındaki bordrolar ile banka kayıtlarındaki miktarların uyumlu olduğu, bu haliyle Mahkemenin kabul ettiği ücretin miktarı dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu olmakla bu yöne dair davacı vekilinin istinafının yerinde görülmediği, davacının maluliyet oranı ile tarafların kusur durumu da nazara alındığında belirlenen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun ve makul olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, tazminat hesabına esas alınan aylık ücretin eksik tespit edildiği, 2015 tarihinde davacının aldığı net ücretin 2.900,00 TL olup asgari ücretin 3.370 katı olduğunu, rücu dosyası esas alınarak kusur durumu tespitini ve kusur oranın %30 olarak tespiti ile yapılan hesaplamayı kabul etmediğini, işleyecek dönem hesabında İskonto oranlarının aleyhine olacak şekilde uygulanmasının da doğru olmadığını, güncel asgari ücret dikkate alınarak alacağının güncellenmesi gerektiğini, manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili; ikinci talep artırım dilekçesine itibarla karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin tüm alacak miktarı için kaza tarihi olan 25.05.2015 olarak belirlenmesinin ve hesap bilirkişisi tarafından güncel asgari ücret rakamları baz alınmak sureti ile

yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davalı temyizi yönünden temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/386, K. 2024/13598, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-386-e-2024-13598-k-d56e4ef1182d