Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3285 E. 2024/5284 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3285
Karar No
2024/5284
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/170 E., 2023/439 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılardan ... ve ... Day.Tük...A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının 20.07.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 30.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili yargılama sırasında 16.07.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 420.430.00 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının geçirdiği iş kazasında müvekkillerinin hiçbir kusur ve ihmali bulunmadığını, işçinin kendi dikkatsiz ve hatalı davranışı sonucu kusurlu olarak iş kazası geçirdiğini, dava konusu olayın iş hukukundan kaynaklanan bir olay olup, görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, haksız olan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirket nezdinde 27.08.2012-27.08.2013 başlangıç ve bitiş tarihli 202516127/0 no.lu poliçe ile işveren mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe özel ve genel şartları, poliçe limiti ve muafiyet çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, poliçe gereği şahıs başına mali sorumluluk azami teminat limitinin 150.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitlerini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Kanun ve Yargıtay kararları gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası kolundan yapılan ödemelerin davacının tazminat taleplerinden indirilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacının müterafik kusurunun tazminattan düşülmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/8 E., 2021/100 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile 420.430,00 TL maddi tazminatın 20.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Güneş Sigorta A.Ş.'nin poliçede belirtilen miktarla sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 45.000,00 TL manevi tazminatın 20.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Güneş Sigorta A.Ş.'nin poliçede belirtilen miktarla sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. San. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/729 E., 2022/1796 K. sayılı kararı ile dosya içeriğine göre, davacı işçinin davalılar yanında çalışırken iş kazası geçirdiği, kaza sonrasında SGK'nın tahkikat raporuna göre davalıların yüzde 100 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi heyet raporuna göre ise davalıların toplam yüzde 90, davacı işçinin ise yüzde 10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ardından Mahkemenin aynı heyetten ek rapor aldığı ek raporda da kusur oranlarının tekrar edildiği, davacının ATK Üst Kuruluna göre iş göremezlik oranının yüzde 37 olduğu, bu kusur ve iş göremezlik oranına göre 45.000,00 TL manevi tazminatın makul olduğunun anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davalı ... ve davalı ... Day. Tük...A.Ş. vekilinin Kayseri 10. İş Mahkemesinin 30.11.2021 tarih ve 2021/8 Esas - 2021/100 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davalı ... ve davalı ... Day.Tük... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.02.2023 tarih ve 2022/14217 E.- 2023/1452 K. ile "... dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı işyerinde montaj işçisi olarak çalıştığı, olay günü, firmaya ait pres makinesinde çalışırken pres makinesine saç yerleştirip presleme işlemini yaptıktan sonra malzemeyi almak isterken presin kontrolü dışında hareket etmesi sonucu elinin sıkışması sonucu yaralandığı, bu olay nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, davalı işveren firma ... Dayanıklı Tüketim Malları İç ve Dış Ticaret Sanayi A.Ş. unvanlı işyeri ile alt işveren firma Garanti Pers. Hizm. Taah. İşleri-... ... unvanlı işyerinin meydana gelen olayda müştereken ve müteselsilen %100 oranında kusurlu olduklarının, kazazede ...'in kusurunun olmadığının belirtildiği, Mahkemece aldırılan 05.02.2020 tarihli ve aynı heyetten alınan 23.07.2020 tarihli ek kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde kazalının %10, davalı asıl işveren ... Dayanıklı Tüketim Malları..A.Ş.'nin %60 oranında, dava dışı alt işveren firma Garanti Pres Hizm. Tah. işleri ... ...'ın %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu raporlara itibar ile karar verildiği ancak raporların oluşa uygun olmadığı, yapılan işin niteliğine göre, iş ile ilgili ve iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün ilgili maddelerine göre iş verenin iş yerinde alması gerekli önlemleri alıp almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, tüm bunların olaya etkisinin varlığı gibi hususların ayrıntılı incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetlerden farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak farklı bir bilirkişi heyetine konuyu yukarıda açıklandığı biçimde incelettirmek, dosyada mevcut raporlar ile rücu dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidermek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 04.01.2021 tarihli ek hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek davacının talepleri doğrultusunda karar vermekten ibarettir...." gerekçeleriyle bozma sebebine göre temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda tanzim edilen 04.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda kazazede ...'in %10 oranında kusurlu olduğu, asıl işveren firma ... Dayanıklı ... A.Ş.'nin %60 kusurlu olduğu, imalat Müdürü ...'ın bu oran içinden %1 oranında sorumlu olduğu, alt işveren Garanti Pers Hiz. Taah. İşleri - ... ... 'in %30 oranında kusurlu olduğu ve 05.02.2020 ve 23.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda belirtilen kusur oranlarına iştirak edildiği şeklinde rapor düzenlendiği, davacı tarafça temyiz kanun yoluna başvurulmadığından usulü kazanılmış haklar gözetilmekle yeni asgari ücrete göre aktüerya bilirkişisinden rapor alınmadığı, dosyadaki kusur durumu ve SGK tarafından bağlanan ve rücu edilecek kısım dikkate alınarak yapılan hesap raporunun denetime elverişli ve açık olup karar vermeye yeterli bulunduğundan bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davacının 420.430,00TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına ve meydana gelen elem ve ıstırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre ve ayrıca taraflarda zenginleşme aracı oluşturmayacak şekilde davacının 45.000,00TL manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 420.430,00 TL maddi tazminatın 20.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Güneş Sigorta A.Ş.'nin poliçede belirtilen miktarla sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 45.000,00 TL manevi tazminatın 20.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Güneş Sigorta A.Ş.'nin poliçede belirtilen miktarla sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. ...A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. ...A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın davacı işçinin dikkatsizliği sonucunda gerçekleştiğini, halbuki davacı işçiye iş güvenliği eğitimi verildiğini, meydana gelen kaza ile davalıların sorumluluğu arasında illiyet bağının bulunmadığını, kusur oranlarının hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme 1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,737 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. ...A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. San. A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. San. A.Ş. vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı ... ve ... Dayanıklı Tük. Mal ve İç Dış Tic. San. A.Ş. vekilinin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 3.Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine, 4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ..., ...'ün oyları ve oyçokluğuyla, 14.05.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma hakkı (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (Tolga Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf) Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir. Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme hakkı sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361. maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362. maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir. HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür. İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün hale gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir. Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır. HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır. Mahkemeye erişim hakkı, kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder. Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir. HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, 2021/833 Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır. Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir. Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı engellenmiş olacaktır. Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362. maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3285, K. 2024/5284, T. 14.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-3285-e-2024-5284-k-9feb055f60d0