Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/2889 E. 2024/8346 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2889
- Karar No
- 2024/8346
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3466 E., 2023/4655 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2012/101 E., 2023/267 K. Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalılardan ... vekili tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Belediyesi Başkanlığının asıl işveren diğer davalı ... Şirketinin de alt işveren olduğu halde boyacı sıfatıyla çalışmaktayken 24.07.2007 tarihinde siyasi partilerin bayraklarını toplarken belediyeye ait aracın sepetinden da 3 metre yüksekten aşağı düşmesi neticesinde kaza geçirdiğini beyanla; fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere (500 TL'si geçici iş göremezlik, 500 TL'si sürekli iş göremezlik olmak üzere) 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat isteminin 500 TL'si geçici iş göremezliğe ait kalmak üzere sürekli iş göremezlik istemini 70.188,20 TL'ye artırmıştır. 2. Davacı vekili birleşen ilk dosyanın dava dilekçesinde özetle; müvekkili lehine aynı iş kazası nedeniyle 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı vekili birleşen ikinci dosyanın dava dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezliğe yönelik davalı itirazları neticesinde açtıkları dava neticesinde 09.11.2022 tarihli Yargıtay kararıyla beraber sürekli iş göremezlik oranının itiraz olunan %23,2 olarak tespit edilmiş olduğunu, işbu davada sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair davanın bekletici mesele yapılması ve asıl davada fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulması nedeniyle son hesap raporuna göre tespit edilen 478.970,63 TL maddi tazminat alacağından asıl davada hükmedilen 70.188,20 TL’nin tenzili ile 408.782,43 TL’nin kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Belediyesi İnşaat Tem.. Ltd Şti vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçelerinde özetle; İş kazasının gerçekleşmesinde davacının kusurlu olduğunu, davacının kalıcı bir sakatlığının olmadığını beyanla davanın esastan reddini, manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığını beyanla bu davanın da reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçelerinde özetle; Müvekkili belediyeye 5393 sayılı Kanun 67 nci maddesi gereğince verilen yetki kapsamında, belediye işlerinin ihale ile şirketlerden alacağı hizmetle yapması mümkün olduğu, nitekim diğer davalı şirketle de bu hususta park bahçe hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalandığı müvekkilinin asıl işveren değil ihale makamı olduğunu ve kusur atfedilemeyeceği gibi kazanın gerçekleşmesinde davacının tam kusurlu olduğunu manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığını beyanla bu davanın da reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davacının ... Belediyesi'nin "Park Bahçe ve Yeşil Alanların Bakım İşi İhalesi” kapsamında sözleşme gereğince yüklenici ... Gıda İth. Mad. İnş. Eğt. Tur. San. Ltd. Şti. adına çalışmakta iken 21.07.2007 günü saat 17:30 sıralarında ... genelinde genel seçimlerde sokaklara asılan siyast parti bayraklarının indirilmesi için görevlendirildiği,davacının bayrakların bağlantılarını kesmeye çalışırken, dengesini kaybederek kaldırımın üzerine düşmesi ile yaralanması şeklinde kazanın meydana geldiği, kazanın iş kazası sayılmasına karar verildiği, davacının kaza nedeniyle %23,2 oranında malul kaldığı mahkememizce tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada tarafların kusur durumlarının tespiti için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve meydana gelen iş kazasında, davacının %30, üst işveren ... Belediyesinin %10, alt işveren ... Şirketinin %50, işveren işçisi şoför Halis'in %10 kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, yapılan tespit ve değerlendirmeler Mahkememiz ve taraf denetimine uygun, denetime elverişli ve olay kapsamıyla uyumlu bulunarak hükme esas alınmıştır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28.03.2023 tarihli raporunda talep edilen alacak kalemleri hesaplanmış, davacının geçici iş gücü kaybı tazminatı ve kalıcı iş gücü tazminatı olmak üzere toplam 478.970,63 TL iş gücü kaybı tazminatının olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor mahkememizce uygun görülerek hükme esas alınmış ve hesaplamalar itibar olunarak davacını tazminat talepleri hüküm altına alınmıştır. Meydana gelen iş kazasında işçide oluşan cismani zarar nedeniyle iş kazasındaki işverenin kusur oranı ve davacıda meydana gelen maluliyet oranı nazara alınarak, davacı ve davalıların ekonomik ve sosyal durumları, meydana gelen olayda davacının duyduğu elem, acı ve ıstırap; manevi tazminat miktarını takdir ederken işverenlerin iş güvenliği tedbirlerini almalarına ve iş yerinde uygulamalarına hassas davranmalarını temin, dava ve kaza tarihi itibariyle günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü nazara alınarak, manevi tazminatın zenginleşme vasıtası sayılmaması ve davalı için ayrıca bir zarar ve yıkıma neden olmayacak hakkaniyete uygun bir meblağın taktir edilerek manevi tazminat olarak davalı işverenden alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle " Asıl ve birleşen davaların kabulü ile 478.970,63 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 24.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hesap raporları arasında çelişki olduğunu, ilk raporda davacının ıslah talebinde bulunduğunu ve 500 TL GİG alacağı ve 70.188,20 TL SİG alacağı olduğu hesaplanmışken son raporda 478.970,63 TL alacak hesaplandığını çelişkinin giderilmediğini, müvekkili belediye ihale makamı olduğu halde kusur atfedildiğini, davacının diğer davalı işçisi olduğunu, illiyet bağıının 3. Kişi niteliğindeki şoför arkadaşı ile işçi ve davalı şirket kusurları ile kesildiğini, hükmedilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Somut olayda davacının davalı şirket işçisi olarak çalışırken iş kazası geçirdiği ve %23,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybı yaşadığı, meslekte kazanma gücü kaybının tespitine yönelik açılan davada söz konusu oranın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.11.2022 tarih 2022/9318 Esas, 2022/13925 Karar sayılı onama kararı ile kesinleştiği, davasında davalı ... ile davalı şirket arasında park bahçe bakım hizmet alımına ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacının bu iş kapsamında çalıştırıldığı, davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 ncı maddesi uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu davalı belediyenin asıl işveren olarak alt işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, mahkemece yargılama sırasında A sınıfı iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyet raporlarında (iki ayrı rapor alınmıştır) iş kazasının meydana gelmesinde davacının %30, davalı belediyenin %10, davalı şirketin %50 ve dava dışı şoförün %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, oluşa ve dosya kapsamına uygun kusur oranlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, hüküm tarihine yakın hesap raporuna itibarla ek davadaki talep gözetilerek karar verilmesinin yerinde olduğu, açılan ek davaya zamanaşımı savunmasında bulunulmadığı, takdir edilen kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü ile dosya kapsamı nazara alınarak yapılan değerlendirme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmakla davalı ... vekilinin itirazları yerinde görülmemiştir." gerekçeleriyle "Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine" dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ...’nin, geçirdiği kaza sonucunda hiçbir uzuv kaybı yaşamamış olup kalıcı bir hastalığı söz konusu bulunmadığını, kazazedenin günlük hayatını idame ettirme yönünden eskisine oranla bir zorluğu bulunmamakta olup, bakıma muhtaç durumda olmadığını, ayrıca, davacının meslekte kazanma gücü kaybının da söz konusu olmadığını, olayla ilgili tüm kusurun, özensiz ve dikkatsiz çalışan davacı, ve iş arkadaşı şoför ile davacının işçisi olduğu diğer davalı ... Şirketine ait olduğunu, davacının, yüklenici firma olan davalı ... şirketine bağlı olarak çalıştığını, şirket tarafından işe alınan davacı ile şirket arasında belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, bahsi geçen iş sözleşmesinin taraflarının şirket ile davacı olduğunu, müvekkili Belediye'nin, asıl işveren olmayıp iş sahibi ve ihale makamı konumunda olduğunu, davacı tarafın, yüklenici firma olan ... şirketi elemanı olduğu için davacının tüm taleplerinden yüklenici firma olan ... şirketinin sorumlu olduğunu, hesap bilirkişi raporları arasında çelişkilerin giderilmediğini 28.03.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 04.05.2016 tarihli bilirkişi raporu hesaplamalar yönünden de çelişkiler içerdiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla miktarda hüküm altına alındığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin aynı Kanun'un 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 maddeleri delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A) Davalı ... vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, iş bu temyize konu manevi tazminat hükmünün, maddi tazminat hükmünden bağımsız bir dava olarak değerlendirildiğind kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davalı vekilinin bu hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı ... vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre kusur oran ve aidiyetleri ile iş göremezlik oranına dair tespit ile usuli kazanılmış haklara dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenmiş olan ilkelere uygun olmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. 6100 sayılı HMK'nın 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. 3. Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan "Usul Ekonomisi" ilkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. 4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" 5. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanması bir yönüyle hukuk bir yönüyle de aktüer alanı etkileyen ve kanunda da açıkça ifa edilen "özel veya teknik bilgiyi gerektiren" hesap bilirkişi raporuyla çözümü mümkün davalardandır. 6. Dairemizin 23.02.2021 tarih ve 2020/9717 E.- 2021/2003 K. sayılı istikrar kazanan içtihadında da açıkça işaret olunduğu üzere; "Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, Dairemizin kurum tarafından açılan rücu davalarında da istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği açıktır." öte yandan Dairemizin 02/07/2024 tarih ve 2024/4192 E- 2024/7520 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere "Her ne kadar dairemizce maddi tazminatin hesabinda bakiye ömür tespitiyle ilgili olarak TRH 2010 bakiye ömür tablosu dikkate alinmakta ise de; HMK 25 inci maddesinde yer alan "taraflarca getirilme ilkesi ve HMK 281 inci maddesinde belirtilen "bilirkişi raporuna itiraz prosedürü" kapsamında davacılar vekilinin hesap raporuna itirazında bu raporda esas alinmis olan PMF 1931 bakiye tablosuna açikça itirazının olmadığı anlasilmakla, bu tablonun maddi tazminat hesabında dikkate alinmasi yönünden davali lehine usuli kazanilmis hakkin oluştuğu" kabul edilmiştir. 7. Somut olayda; davacının iş kazasından iş göremezliğe uğramasından kaynaklı maddi tazminat istemi için 18.10.2010 tarihinde açtığı asıl davada maddi tazminat hesabı için hesap bilirkişiden alınan 04.05.2016 tarihli hesap raporunun davacı vekiline tebliği üzerine davacı vekilinin 08.06.2016 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini, fazlaya ilişkin talep hakkını da saklı tutmak suretiyle iş bu hesap raporunda sürekli iş göremezlik alacağı olarak belirlenen 70.188,20 TL'ye artırdığı, hesap raporunun alınmasını takiben yapılan 04.10.2016 tarihli celsede de asıl davası yönünden sunduğu ıslah dilekçesi ve birleşen davadaki manevi istemi doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği açıktır. 8. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olayda asıl dava kapsamında davacının 04.05.2016 tarihli hesap raporuna itiraz etmemekle davalı taraf lehine iş bu raporda esas alınan veriler yönünden HMK'nın 281/1 inci maddesi kapsamında usuli kazanılmış hak oluştuğu ve bu raporda belirlenenden fazlası için korunması mümkün bir hakkın oluşmadığı açık olmakla beraber, yargılamanın devamında başka bir bilirkişiden alınan 28.03.2023 tarihli hesap raporunda, davacının sürekli iş göremezlik dönem zararının bakiye ömür tablosu değiştirilmek ve işlemiş devre tarihi de ileri çekmek suretiyle 478.970,63 TL olarak hesaplandığı mahkemece iş bu son rapora itibarla ve açılan ikinci birleşen davadaki talep de bir bütün olarak değerlendirilerek, maddi tazminatın hüküm altına alınması hatalı olmuştur. 9. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacı vekilinin 04.05.2016 tarihli hesap raporuna itiraz etmemekle davalı taraf lehine oluşturduğu usuli kazanılmış hak gözetilerek asıl davadaki fazlaya ilişkin talep ile birleşen davadaki ek maddi tazminat isteminin reddine karar vermekten ibarettir. 10. Öte yandan kabule göre de maddi tazminat istemiyle ilgili asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken bir bütün olarak hüküm altına alınması, ayrıca davalı şirket olarak; "..." gösterildiği halde karar başlığında bu davalı ile beraber infazda tereddüte mahal verecek şekilde " ..." unvanına yer verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. 11. O halde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.