Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8369 E. 2023/11943 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8369
- Karar No
- 2023/11943
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1495 E., 2023/231 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2018/21 E., 2022/273 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 25.04.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu kaza günü sorumlu kişi veya kişilere bilgi vermeyerek ve onay almayarak sorumluluğu ve görevi olmayan işi yaptığını, davacının iş yeri kural ve talimatlarına uymayarak hem kendinin hem de iş yerinin güvenliğini tehlikeye neden olan iş kazasında kusurun tamamen davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 427.444,67 TL maddi tazminatın, 40.000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının gerçekleştiği tarih olan 25.04.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüştür. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece maluliyet, kusur ve hesap raporlarının usulünce aldırılmadığını, evvelki safahatlarda sağlık, kusur ve tazminat raporları alınmasına rağmen 09.12.2021 tarihli duruşmada Mahkemenin yeniden kusur raporu aldırılmasına karar verdiğini, 28.12.2021 tarihli rapor da işveren kusurunun %70 olduğu yönünde geldiği halde davacının itirazı üzerine Mahkemenin yeniden kusur raporu aldırdığını, bu kez işveren için %85 kusur oranı belirlendiğini, asgari ücretteki artış da dikkate alındığında tazminat miktarının daha da arttığını, itirazlarının hiç bir şekilde dinlenmediğini, davacıya spiral işi verilmediğini, davacının kimsenin bilgisi ve onayı olmadan spirali kullanmaya kalktığını, müvekkili şirketin kazada kusurunun bulunmadığını, maluliyete dair raporların hüküm kurmaya elverişli olmayıp belirlenen maluliyet oranının yerinde olmadığını, tıp fakültesinin konuya ilişkin ana bilim dalından oluşan kurullarından tıbbi ve hukuki anlamda gerekçeli tespit ve değerlendirmeler içeren rapor aldırılması gerektiğini, ortak kusur ve hakkaniyet indirimi yapılmaması ile her iki tazminat kalemleri için faiz başlama tarihlerinin usul ve Kanuna uygun olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu iş kazasının; tanık beyanları ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde 25.04.2017 tarihinde İnşaa inşaat isimli firmada SGK kayıtlarında beden işçisi, ifadelerde temizlik işçisi olarak çalışan ...'ın, inşaatta usta olarak çalışan ...'ın talimatıyla spiral ile duvar kesme işi yaparken elinden yaralanması şeklinde gerçekleştiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle iş yerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir şekilde incelemek suretiyle, diğer raporlardaki çelişkileri giderir mahiyette kusurun aidiyeti ve oranını hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptayan son alınan heyet halindeki bilirkişiler tarafından düzenlenen 16.05.2022 tarihli raporun, tarafların iddia ve savunmaları ile itirazlarına ve dosya kapsamına uygun olup, gerekçeli ve hukuka uygun bulunduğundan olayın meydana gelmesinde davalı işverenin %85, davacının %15 kusurlu olduğu yönündeki kabulün yerinde olduğu, davacının maluliyetine ilişkin olarak SGK Sağlık Kurulu Raporunda iş göremezlik oranının %13 olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine alınan Yüksek Sağlık Kurulu raporunda iş göremezlik oranının %39 olarak belirlendiği, 04.11.2019 tarihli ATK 3. İhtisas Dairesinden alınan raporda davacının maluliyet oranının %23 olduğunun belirtildiği, Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki olması üzerine ATK 2. Üst Kurulundan alınan 17.09.2020 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %23 olarak tespit edildiği görülmüş olup, davacının maluliyet oranının usulünce belirlendiği, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın makul ve hakkaniyete uygun olduğu, iş kazaları haksız fiil niteliğinde olup hükmedilen tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ...nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz, davacı vekili katılma yolu ile temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 ncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beş bin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. ...nın 362/2 ncı maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” ...nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtaya gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.