Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7845 E. 2024/8891 K.
Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7845
- Karar No
- 2024/8891
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/127 E., 2023/559 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/139 E., 2022/930 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İnşşat ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi neticesinde kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın yük taşıma şoförü olup, 1994 yılından itibaren bu işte çalıştığını ve alanında yeterli bilgi, tecrübeye sahip olduğunu, davaya konu iş kazası, 20.12.2016 tarihinde davalılardan ... ... ile diğer davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, ... YALÇININ emir ve talimatı altında, ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin işini yapmakta iken meydana geldiğini, davaya konu iş kazasının meydana geldiği yerin davalılardan ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin Bağlarbaşı (Altunizade) Şantiyesi olduğunu, müvekkilinin davalılar arasındaki asıl- alt işveren ilişkisi gereğince, 20.12.2016 tarihinde ... Ağır Nakliyat firmasından gelen talimat doğrultusunda, ... ...'a ait ... plakalı tır ile ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin sözü edilen şantiyesine gittiğini, ... İnş. ve Tic. A.Ş.'ye ait bir takım ekipmanları yine ... İnş. ve Tic. A.Ş.'ye ait ... Evler'de bulunan şantiyesine götürmesi söylendiğini, müvekkilinin söylenen talimat doğrultusunda davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin şantiyesindeki söz konusu ekipmanları aracına yüklemiş ve ürünlerin bir kısmını iki seferde söylenen şantiyeye ulaştırdığını, müvekkilinden götürmesi talep olunan son ürünün ise, yaklaşık 3,5-4 ton ağırlığındaki demir tünel kalıp olduğunu, Söz konusu ürün, müvekkilinin aracında taşınması uygun olmayan bir ürün olduğunu, aracın şasesine sabitlenmemekte ve tam olarak oturmadığını, müvekkilinin, şantiye dâhilinde kendisine ürünü taşınmasını emreden işverenlerine ve ustalarına bu ürünlerin taşınmasının tehlikeli olması ve ciddi bir kazaya sebebiyet verme ihtimali bulunması nedeniyle bu ürünü taşımak istemediğini ısrarla beyan ettiğini, ancak işverenlerin baskı ve iş akdini feshetmeye yönelik tehditlerine maruz kaldığını, söz konusu ürünü bu baskı ve tehditler nedeniyle birkaç kere araca yerleştirmeye çalıştığını ve malzemenin her defasında kamyonetin göbeğine oturmadığından kaydığını, işverenleri müvekkilinin tüm uğraşlarına rağmen ısrarlarından vazgeçmediklerin, salt müvekkilinin güvenliğini değil, taşıma esnasında meydana gelebilecek tehlikelere karşı diğer insanları da önemsemediklerin ve hiçbir tedbirin de alınmadığını beyanla davalıların menkul ve gayrimenkul varlıklarına tedbir konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat, 150.000,00 TL manevi tazminat ile 50.000,00 TL geçici ödemeye hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... İnşaat ve Tic, A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın müvekkili şirket çalışanı olmadığını, dava dilekçesinden de bu hususun ortaya çıktığını, müvekkil şirketin Üsküdar-Ümraniye-Çekmekoy Metrosu İnşaatı ve Elektromekanik İşleri Projesini (UUCM Projesi) yürüttüğünü, UUCM Projesinde muhtelif kişi ve/veya kişiler ile çalışmalar sürdürüldüğünü, diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ...'ın, müvekkili şirketin alt yüklenicisi olmadığını, diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ... ile arasında herhangi bir Sözleşme de bulunmadığını, davacı ...'ın diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ...'ın çalışanı olduğunu, müvekkili şirket ile herhangi bir ilişkisi ve/veya kaydının olmadığını, müvekkili Şirket'in ana faaliyet konusu Nakliyecilik olmadığı için bu tür işleri dışarıdan bu işlerde uzman 3. Kişi veya kişilere ücreti karşılığı yaptırdığını, diğer davalı ... Ağır Nakliyat -... ... müvekkili şirkete nakliye işi yapan ve yaptığı nakliye işi için de fatura karşılığı ücretini alan, müvekkili şirketten bağımsız bir kişi olduğunu, diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ... tarafından üstlenilen işin ifa ve ikmalinin ve dolayısıyla meydana gelen kazanın proje'nin şantiye sahasında gerçekleşmiş olması yapılan işin niteliği ve doğası gereği, nakliye için yükleme işinin şantiyede yapılması gerekliliğinden kaynaklandığını, dolayısıyla diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ... ve davacı ... ile müvekkil şirket arasında B.K.'nın 66. maddesi gereğince çalışan ve çalıştınlan ilişkisinin mevcudiyetinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, B.K.'nın 66 ncı maddesi uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğunda temel unsur, bağımlılık ilişkisi olduğunu, diğer davalı ... Ağır Nakliyat ... ...'ın kendi hesabına ve müvekkili şirketten bağımsız olarak yükleme ve nakliye işini yapmayı üstlendiğini, bu nedenle, diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ...'ın nakliye ve yükleme işi sırasında kendisinin ve/veya çalışanının başkalarına verdiği zararlardan ve ortaya çıkan zararlardan bizzat sorumlu olduğunu, diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ... ile müvekkili Şirket arasına bağımlılık ilişkisi bulunmadığından, yaşanan kaza ve kaza sonucunda oluştuğu iddia edilen hasar dolayısıyla hukuken ve objektif olarak müvekkil şirketin sorumlu tutulması mümkün olmayıp, Yargıtay'ın bu hususa ilişkin yerleşik kararlarının da bu yönde olduğunu, dava konusu olayın, davacı ...'ın kamyonuna yüklenen malın kamyon şasesine tam olarak sabitlenmemesi sonucu meydana geldiğini, malı yükleyen, direktifi veren ve nakliye işlemini yapan tüm kişilerin diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ... elemanları olduğunun ortaya çıktığını, nakliye işini 3. Kişiye ücreti karşılığı vermiş olan müvekkili Şirket'in iş bu iddia edilen dava konusu olayın meydana gelmesinde hiçbir bağlantısı ve kusuru bulunmadığını, bu işlemler tamamen Müvekkili Şirket'den ayrı olarak yürütüldüğünü beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... Ağır Nak.- ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının müvekkilinin nakliye araçlarını kullanan şoför olarak bir süre çalıştığını, tarafların aralarındaki hizmet sözleşmesine son vermeleriyle iş ilişkisi son bulduğunu, davacının işe başladığı tarih 12.05.2016 olup işten ayrılma tarihinin ise 23.07.2016 olduğunu, davacının müvekkili nezdinde çalıştığı sürenin bu iki tarih aralığında olduğunu, bunun dışında müvekkilinin yanında çalışmasının bulunmadığnı, açıklandığı üzere ... Yıldırımın, başına gelen kaza tarihinde müvekkilinin çalışanı olmadığından ve müvekkilin emir ve talimatlarıyla da hareket etmesinin söz konusu olamayacağını, dolayısıyla işbu tazminat davasında husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkilin, davacının işvereni olmadığı gibi kaza tarihinde de davacı, müvekkili adına çalışmadığını, işbu davanın müvekkili yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin, işçi sağlığına son derece duyarlı olduğunu, olayın meydana geldiği yer ... inş. Tic. A.Ş.” nin şantiye sahası olduğunu, bu durumda da müvekkilinin olayın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığını, davacının da dilekçesinde açıkça belirttiği gibi kazaya sebep olan malzemeyi taşıması hususunda emir ve talimat veren kişiler, ...'a ait şantiyede bulunan işveren ve ustalar olduğunu, dava konusu olay, müvekkilinin sorumluluk alanında değil, ...'un sorumluluk alanında meydana geldiğini, müvekkilinin iştigal konusu iş taşımacılık faaliyeti olup nakliye sırasında şantiyede meydana gelecek kazalardan müvekkilinin hiç bir suretle sorumlu olmadığını, ayrıca davacının iddia ettiği üzere sigorta kaydının iptal edildiğini bilmiyor olması iddiasının asılsız olduğunu, nitekim, taraflar arasındaki iş ilişkisi tam da SGK'ya bildirilip, işten ayrılış tarihine uygun şekilde son bulmuş olduğunu, bu durum iki tarafında da kabulünde olduğunu, nitekim SGK bahsi geçen olayla ilgili tahkikatını başlatmış olmakla müvekkiline davacı işçinin müvekkil nezdinde dava konusu olayın, müvekkilinin sorumluluk alanında değil, ...'un sorumluluk alanında meydana geldiğini, nitekim SGK bahsi geçen olayla ilgili tahkikatını başlatmış olmakla müvekkiline davacı işçinin müvekkil nezdinde çalıştığı dönemle ilgili olarak bilgi vermeleri için başvurulduğunu, ancak davacı ...'ın söz konusu olay tarihinde müvekkilinin nezdinde çalışmadığından müvekkilden istenen sağlık raporu bilgisi ile başkaca evraklar cevap verilmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; '' ...Dosya kapsamından davalı ...'ın(...), diğer davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin nakliyat işini yaptığı, davalılar arasında asıl- alt işveren ilişkisinin bulunduğu, asıl işveren olan davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin, alt işveren olan davalı ...'ın (...) ile birlikte davacının tüm hak ve alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır...'' şeklinde gerekçe ile :
''Maddi tazminat olarak 797.561,83 TL alacağın olay tarihi olan 20.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Manevi tazminat olarak 40.000,00 TL alacağın olay tarihi olan 20.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,'' şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. İstinaf sebeplerinde; dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında ve tanık ifadelerinde davalı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin yaşanan kazada kusursuz olduğu ve diğer davalı ile arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi bulunmadığının sabit olduğunu,
Davalı şirketin ana faaliyet konusunun nakliyecilik olmadığı için bu tür işleri dışarıdan 3. kişi veya kişilere ücreti karşılığı yaptırdığını, diğer davalı ... Ağır Nakliyat – ... ...'ın davalı şirkete nakliye işi yapan ve yaptığı nakliye işi için de fatura karşılığı ücretini alan, bağımsız bir kişi olduğunu, diğer davalı ... Ağır Nakliyat - ... ... tarafından üstlenilen işin ifa ve ikmalinin ve dolayısıyla meydana gelen kazanın projenin şantiye sahasında gerçekleşmiş olması yapılan işin niteliği ve doğası gereği, nakliye için yükleme işinin şantiyede yapılması gerekliliğinden kaynaklandığını,
Nakliye işinin ... İnşaat'ın asıl işi veya yardımcı işi ile herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, bu suretle taraflar arasında altyüklenicilik sözleşmesi bulunmadığı gibi; ... ... - ... Nakliyat'ın işçileri sadece davalı şirket şantiyesinde çalışmadığını, ücreti karşılığı diğer nakliye işleri ile de uğraştığını, mahkemece yapılan araştırmada davalılar arasında altyüklenici sözleşmesinin olmadığının da görüldüğünü, davalı şirketin kusurunun bulunmadığını,
Hem davacı hem de diğer davalı tanıkları dahil başka firmalarla iş yaptığını açıkladıklarını; bilirkişi heyet raporunda ... İnşaat ile diğer davalı arasında herhangi bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmadığının tespit edildiğini; söz konusu kazada ... İnşaat'ın herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edildiğini belirtmiş ve davanın tarafları yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde; 21.03.2016 ve 16.06.2016 tarihli nakliye fişleri ile 18.07.2016 tarihli sevk irsaliyesindeki bilgilere göre, davacının, ... İnşaat şirketinin nakliye işinde çalıştığının açık olduğu, keza Ocak 2017 ayına ait fatura listesi ile 01.03.2017 tarihli fatura itibariyle davalılar arasındaki nakliye ilişkisinin dava konusu kaza olayından sonra da devam ettiği, bu suretle, davalı ...'ın, diğer davalı ... İnşaat şirketinin nakliye işini yapan alt işvereni olduğu hususu anlaşıldığından, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca davalı ... İnşaat şirketinin asıl işveren sıfatıyla işçinin saptanan hak ve alacaklarının tamamından sorumlu olduğu sonucuna varılmış ve davalı ... İnşaat vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiş'' şeklindeki gerekçesiyle ''... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekili müvekkilinin kazada bir kusurunun bulunmadığını, davalının işveren sıfatının bulunmadığını, müvekkil ... İnşaat'ın faaliyeti bulunduğu alanın tamamen "İnşaat Yapımı" üzerine olduğunu, işbu projede ise tamamen metro yapım işi olduğunu, ... İnşaat'tan alınan nakliye işi, asıl işin bir bölümü olmadığını, bununla birlikte mal ve hizmet üretime ilişkin yardımcı bir iş de olmadığını, nitekim İlk Derece Mahkemesi yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporların da da nakliye işi ile metro yapım işi arasında bu anlamda herhangi bir illiyet bağı bulunamadığını, buna göre kabule dair kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebidir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi 77 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme İş kazalarında olay, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş akdinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.
Bu anlamda, somut olayda kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu'nun; '' İşverenin Genel Yükümlülüğü'' kenar başlıklı 4 üncü maddesinde ve aynı kanunun ''Risklerden Korunma İlkeleri'' kenar başlıklı 5 inci maddesinde işverenlerin yükümlülüklerini belirlemiş, aynı Kanun'un 19 uncu maddesinde ise çalışanların yükümlülüklerini belirlemiştir.
Yargılamaya konu ihtilafın sağlıklı biçimde çözülmesi için asıl işveren-alt işveren kavramlarıyla, somut uyuşmazlık için önem arz ettiğinden işverenin niteliği konularının da açıklanmasında fayda vardır.
4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre; bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye “işçi”, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara “işveren”, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye ise “iş ilişkisi” denir.
İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün hale gelecektir.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu müteselsil niteliktedir. Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır; a)İş yerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. b)Bir başka işveren, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve işçi çalıştırmalıdır. c)İşverenlik sıfatının, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanılmış olması aranacaktır. d)İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir iş yeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e)İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f)Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz.
Birlikte istihdam, grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimidir ve bu çalışma biçiminde işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı iş yerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ve işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş, ya da, işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
20.12.2016 tarihinde davalı ... İnşaatın yürütmekte olduğu şantiyesinde diğer davalı ... Ağır Nak.- ... ... çalışanı davacı ...'ın ... plakalı tıra. yakşalık 3.5-4 ton ağırlığındaki demir tünel kalıp yükleme işi sırasında yükün kayarak davacının kolunun yük altında kalması ve davacının ATK 2. Üst Kurul raporuna göre %31 oranda malul kalacak şekilde yaralanmasına ilişkin somut olayda;
İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacağı, ortada iki bağımsız işveren bulunacağı aşikar iken; eldeki davada, ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. inşaat işleri ile uğraşmakta olduğu, işin özelliği gereği nakliye işi, inşaat işinin asıl işlerinden olmadığı açıktır. Kaza konusu olayda ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. 'nin Üsküdar-Ümraniye-Çekmekoy Metrosu İnşaatı ve Elektromekanik İşleri Projesini (UUCM Projesi) yürüttüğü ve işi biten kalıpların başka bir yere nakliyesi için diğer davalı ... (... Ağır Nak.) sözleşme yapılmış olup bu sözleşme alt işveren sözleşmesi olarak nitelendirilemeyecektir. Mahkemece alt işveren olarak kabul edilip yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.