Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4282 E. 2024/6324 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4282
Karar No
2024/6324
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1085 Esas, 2022/1593 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/366 E., 2020/271 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı hissedarı olduğu davalı ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti.’ndeki 5.000,00 TL değerindeki 200 payını zorunluluktan babası ... ...'e duyduğu ... nedeniyle geçici olarak usulen devri konusunda anlaşma yapıldığını, davacının geçmişte şahsi hiçbir borcu olmadığı halde kötüniyetli borçluların borç tuzağına düştüğünü, kötü niyetli kişilerden kurtuluncaya kadar petrol istasyonu şirketindeki payın baba üzerine geçirilmesine sonradan geri verilmek üzere anlaşmaya varıldığını, icra takibi ile payın haczedildiğini, davacının payının 24.04.2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile baba ... tarafından 22.800,61 TL’ye satın alınarak davacının ortaklıktan çıkarıldığını, davalı ... Pet. Ltd. Şti'nin de Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/263 E. ve 2006/226 K. sayılı dava dosyasında söz konusu işlemin muvazalı olduğunu ikrar ettiğini, şahsi borca dayalı olarak limited şirketin payının doğrudan haczedilemeyip sadece kâr ve tasfiye payına haciz konulduğunu bu sebeple doğrudan geçersiz bir pay haczi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkartılmasının yasaya aykırı, butlanla geçersiz olduğunu, öte yandan baba ...’ün sağlığını kaybederek kısıtlanması sonrasında bu payların davalı ...’e geçtiğini, vesayet makamından izni alınmadan yapılan bu işlemin geçersiz olduğunu, böylece davacı tarafın, mafyalaşmış alacaklılardan payını korumak isterken davalı kardeşe kaptırdığını belirterek 24.06.2006 tarih 19 sayılı ve 20.12.2012 tarih 25 sayılı ortaklar kurulu kararlarının iptaline davalı şirketin 200 payının davacı adına tesciline karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, Adana 7. İcra Müdürlüğü'nün 2004/9416 E. sayılı dosya borcundan alacaklılar tarafından şirket hissesine haciz konulduğunu, daha sonra Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/263 E. sayılı dosyası ile şirketin tasfiyesine ilişkin dava açıldığını, borçlu davacının hissesinin 24.04.2006 tarihli şirket ortakları kararı ile bilirkişiler tarafından belirlenmiş bulunan 22.800,61 YTL miktarlı hisse bedeli icra takip dosyasına ödemesi yapılarak şirket ortaklığından çıkartıldığını, talepleri zamanaşımına uğradığını, bu şekilde şirket fesih ve tasfiyeden kurtulabildiğini, davacının babasının o dönemde davacının pek çok borcunu ödemek zorunda kaldığını, 21 Şubat 2012 tarihinde yapılan şirket ortakları toplantısında ...'ün kendisine ait hisselerinin ...'e devir edilmesi için ... ...'e görev ve yetki verildiğini, bu işlem için alınmış olan kararın altına da ...'ün kendisinin imza attığını, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, gerek icra takibi, gerek hisse devir işlemi senede/belgeye dayalı olduğundan muvazaa/inanç iddiasının senetle ispatlanması gerektiği, davacı tarafın ispat yükümlüğünü yerine getirmediği, ayrıca işlemlerin yapıldığı tarihte yürülükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 536 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 381 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı tarafın, ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin 24.04.2006 tarih 19 sayılı şirket ortaklar kurulu kararına karşı karar tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal isteminde bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dosyaya bu nitelikte bir yazılı ve kesin delil sunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararlarına ilişkin hisse devirlerinin geçersizliğinin tespiti ve davacı adına tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının 20.12.2012 tarih 25 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkin isteminin incelenmesi, ilk iddiası olan inançlı işlemin ispatlanmış olmasına bağlı olup ilk iddianın ispat edilemediğine, 20.12.2012 tarihli devir işleminin devreden tarafının sağ olması ve davacının halen mirasçı sıfatı bulunmamasına, vasi tarafından 20.12.2012 tarihli işlemin geçersizliği iddiası ile dava açılmış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4282, K. 2024/6324, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4282-e-2024-6324-k-a9fe23709fd7