Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/5909 E. 2024/11287 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5909
- Karar No
- 2024/11287
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3573 E., 2023/422 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/151 E., 2021/524 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 15.02.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafça İlk Derece Mahkemesince verilen kesin sürede ıslah harcı tam olarak yatırılmadığından tüm taleplerin reddi yerine aksi yönde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kusur bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itirazların dikkate alınmadığını, davacının yardımcı statüsünde olmasına rağmen bağımsız hareket etme yetkisi olmadan işletme müdürü ve ustasından habersiz kendisinden hiçbir talep olmadığı halde fabrika çatısını onarmak için hiçbir tedbir almadan merdiven alarak çatıya çıktığını ve çatıda tahta kalaslarla hareket etmesi gerekirken etermite basarak kırılması sonucu düştüğünü, davalının bu konuda kusuru bulunmadığını, davacıya işyerinde gerekli eğitimin verildiğini, davacının ağır ve tam kusuru ile gerçekleşen kazada davalı işveren ile kaza arasındaki illiyet bağının kesildiğini, davacının %100 oranında kusurlu olduğunu, maluliyet/sürekli – geçici iş göremezlik yönünden Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından belirlenen % 57 meslekte kazanma gücü kaybı oranının baz alınmasının hatalı olduğunu, hesap bilirkişi raporunun gerçek zararı hesaplamaktan uzak ve fahiş olduğunu, TRH 2010 Hayat Tablosuna göre yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, SGK’dan bağlanan gelirin tam ve doğru olarak tespit edilmediği gibi gerekli güncellemeler yapılmadan rapor tanzim edildiğini, raporda 4 üncü madde içeriğinde peşin sermaye değeri olarak bildirilen değer ile tablodaki değer arasında çelişki olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu hükmedilen vekalet ücreti yargılama harç ve giderleri açısından hukuka aykırılık bulunduğunu belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 471.107,93 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı taraftan alınarak, davacıya verilmesine, taktiren, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı taraftan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça İlk Derece Mahkemesince verilen kesin sürede ıslah harcı tam olarak yatırılmadığından tüm taleplerin reddi yerine aksi yönde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu. zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kusur bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itirazların dikkate alınmadığını, davacının yardımcı statüsünde olmasına rağmen bağımsız hareket etme yetkisi olmadan işletme müdürü ve ustasından habersiz kendisinden hiçbir talep olmadığı halde fabrika çatısını onarmak için hiçbir tedbir almadan merdiven alarak çatıya çıktığını ve çatıda tahta kalaslarla hareket etmesi gerekirken etermite basarak kırılması sonucu düştüğünü davalının bu konuda kusuru bulunmadığını, davacıya işyerinde gerekli eğitimin verildiğini, davacının ağır ve tam kusuru ile gerçekleşen kazada davalı işveren ile kaza arasındaki illiyet bağının kesildiğini, davacının %100 oranında kusurlu olduğunu, maluliyet/sürekli – geçici iş göremezlik yönünden Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından belirlenen %57 meslekte kazanma gücü kaybı oranının baz alınmasının hatalı olduğunu bu oranın Yüksek Sağlık Kurulu ve Kocatepe Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Kurulu raporları ile çelişkili olduğunu, bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması konusundaki itirazlarının dikkate alınmadığını, hesap bilirkişi raporunun gerçek zararı hesaplamaktan uzak ve fahiş olduğunu, TRH 2010 Hayat Tablosuna göre yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, SGK’dan bağlanan gelirin tam ve doğru olarak tespit edilmediği gibi gerekli güncellemeler yapılmadan rapor tanzim edildiğini, raporda 4 üncü madde içeriğinde peşin sermaye değeri olarak bildirilen değer ile tablodaki değer arasında çelişki olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, hükmedilen vekalet ücreti yargılama harç ve giderleri açısından hukuka aykırılık bulunduğunu belirterek, İlk Derce Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame olunduğundan talep arttırım tarihinde de zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyeceği, davalı tarafın, kusur bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itirazların dikkate alınmadığını, davacının yardımcı statüsünde olmasına rağmen bağımsız hareket etme yetkisi olmadan işletme müdürü ve ustasından habersiz kendisinden hiçbir talep olmadığı halde fabrika çatısını onarmak için hiçbir tedbir almadan merdiven alarak çatıya çıktığını ve çatıda tahta kalaslarla hareket etmesi gerekirken etermite basarak kırılması sonucu düştüğünü davalının bu konuda kusuru bulunmadığını, davacıya işyerinde gerekli eğitimin verildiğini, davacının ağır ve tam kusuru ile gerçekleşen kazada davalı işveren ile kaza arasındaki illiyet bağının kesildiğini davacının %100 oranında kusurlu olduğunu ileri sürdüğü, İlk Derece Mahkemesi tarafından 3 iş güvenliği uzmanından alınan kusura ilişkin raporun denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, aynı zamanda SGK tahkikatı sonucunda da aynı kusur oranlarının belirlenmiş olduğu, davalı tarafın kusura ilişkin istinaf talebinin reddi gerektiği, davalı tarafın maluliyet/sürekli – geçici iş göremezlik yönünden Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından belirlenen %57 meslekte kazanma gücü kaybı oranının baz alınmasının hatalı olduğunu bu oranın Yüksek Sağlık Kurulu ve Kocatepe Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Kurulu raporları ile çelişkili olduğunu bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması konusundaki itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürmesine rağmen Adli Tıp 3 üncü İhtisas Dairesi İle 2 inci Üst Kurulu raporu arasında çelişki söz konusu olmadığını, bu nedenle Mahkemece rapora itibar edilmesinin isabetli olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği, Yargıtay uygulaması gereği TRH 2010 hayat tablosunun rapora esas alınmasının (Yarg. HGK 02.12.2021 T 2017/10-1179 E 2021/1563 K) isabetli olduğu, davalı tarafın SGK’dan bağlanan gelirin tam ve doğru olarak tespit edilmediği gibi gerekli güncellemeler yapılmadan rapor tanzim edildiğini, raporda 4 üncü madde içeriğinde peşin sermaye değeri olarak bildirilen değer ile tablodaki değer arasında çelişki olduğunu bildirdiği, SSK Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından bildirilen peşin sermaye değerinin hesaplamada kullanıldığı, metinde bildirilen miktarın yazım hatası olduğu, bu konudaki istinaf talebinin reddi gerektiği, iş kazası sonucunda yaralanan ve % 57 oranında malul kalan işçinin duyduğu elem ve ızdırabı hafifletecek, zenginleşmeye yol açmayacak ancak gelişen iş güvenliğine ilişkin kurallar çerçevesinde caydırıcı nitelikte manevi tazminata hükmedilmesinin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK nın 110 ncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.070,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirildiği hususları da dikkate alınarak, tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.