Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8489 E. 2024/114 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8489
Karar No
2024/114
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/669 E., 2022/1048 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 12.01.2022 SAYISI : 2016/310 E., 2021/485 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 07.12.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunduklarını, kazanın gerçekleştiği deponun dava dışı ..... Döküm Ltd. Şti.’ye ve kiracısı ..... A.Ş.’ye ait olduğunu, davanın ..... Ltd. Şti.’ye ihbarını talep ettiklerini, kaza nedeniyle müvekkillerine isnat edilecek kusur bulunmadığını tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... ... Uluslararası İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirket nezdinde üretim sorumlusu olarak çalışmakta olduğunu, işveren tarafından tüm iş güvenliği eğitimlerinin verilmiş olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkiline isnat edilecek kusur bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından kaza sonrası davacıya destek olunduğunu, safahatta 22.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, işyerinin ..... Sigorta A.Ş. nezdinde.... Nolu Poliçe ile sigortalandığını beyan ederek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda müvekkiline isnat edilecek kusur ve ihmal bulunmadığını, davacı nezdinde kalıcı maluliyet oluşmadığını, araç sürücüsü davalının müvekkil şirket çalışanı olduğunu, kazaya karışan aracın ..... Sigorta A.Ş. nezdinde 102357841 No.lu ZMSS ve ..... Nolu Kasko Poliçesi ile sigortalandığını ayrıca işyerinin ..... Sigorta A.Ş. nezdinde S-.... Nolu İşveren Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandığını belirterek, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; .... plakalı aracın müvekkili nezdinde ..... Poliçe No.lu ZMSS Sigortası ile sigortalandığını, poliçenin 01.07.2015-01.07.2016 dönemine ilişkin olduğunu, poliçe kapsamında Sigorta Şirketinin sorumluluğunun 290.000,00 TL limit ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından bağlanan rücua tabi gelirlerin ve ödemelerin hesaplanacak tazminattan indirimi gerektiğini, müvekkili aleyhine hüküm kurulamayacağını beyan ederek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maddi tazminat talebinin davalılar yönünden ayrı ayrı reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 07.12.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... Uluslarası İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş., Orses Yangın Güvenlik Sistemleri Yapı Oto. End. ve Medikal Gazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken müteselsilen tahsiline, Axa Sigorta yönünden manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, davacının maddi zararının bulunmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken, 07.12.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik iş kazası neticesinde % 0 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, tarafların kabul edilen kusur oranının, ülkenin ekonomik koşullarının, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının, paranın satın alma gücünün, olayın oluş şeklinin, iş göremezlik oranının, olay tarihi dikkate alındığında Yerel Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, kazadan sonra davalı işveren ... ...A.Ş. tarafından 19.01.2016 tarihinde 2.000,00 TL, 25.02.2016 tarihinde 5.000,00 TL, 15.03.2016 tarihinde 15.000,00 TL olmak üzere toplam 22.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı tanık beyanlarına göre de bu ödemelerin kaza nedeniyle davacıya ifa amacıyla yapıldığı anlaşılmakla, maddi tazminattan mahsubu yapılarak ret kararı verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın Kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.” HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren Mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı vekillinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8489, K. 2024/114, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8489-e-2024-114-k-5a007efadef0