Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/5566 E. 2023/13054 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5566
Karar No
2023/13054
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2794 E., 2022/457 K. İHBAR OLUNAN : Anadolu Anonim Türk Sigorta Şti. vekili Avukat ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Devrek 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/235 E., 2021/224 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.04.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 18.11.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 120.000,00 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya karşı ilk itirazlar ileri sürülmüş, iş kazasının oluşumunda davalının kusurunun bulunmadığını belirtmiş ve davanın reddini gerektiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak 120.000,00-TL maddi tazminat, 14.000,00 TL manevi tazminat alacağının iş kazası tarihi olan 23.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kurulan hükmün eksik inceleme sonucu verilip, hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece davalı işverenin %70 kusurlu olduğuna ilişkin kusur raporunun hükme esas alınmasının hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan hesap raporundaki hesaplamaların da bu kusura göre yapıldığından fahiş hesaplama olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, tüm tedbirleri aldığını, kazanın tamamen iş güvenliği kurallarına uymayan davacının dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, bu sebeple davacı işçinin olayda tam kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, iş yerinde işin gereklerine uygun uyarı levhaları ve iş talimatları da işçinin görebileceği muhtelif yerlerde asılı olup, çalışma sırasında gerekli koruyucu aletler iş yerinde mevcut olup, davacının kullanımında olduğunu, bu hususların tanık beyanlarıyla ispatlandığını, buna rağmen davalı işverene kusur yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemece verilen kusura itiraz ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde davacı işçinin tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza tarihinde elektrik sorumlusu olarak çalışan davacının fabrikanın çatısında bulunan fanın arıza yapması üzerine tamir için fanı söküp aşağıya indirmek için işyeri çalışanlarından Ergin Elçik isimli çalışan ile beraber çatıya çıktığı, çatının atermit ile kaplı olduğu, fanı söküp beraberinde aşağıya indirmek isterken depo çatısının atermitinin kırılması sonucu yaklaşık 5 metre yükseklikten düşerek sol ayağından yaralanarak, %14,1 oranında maluliyete uğradığı, kaza sonrası SGK Teftiş ve Denetim Başkanlığınca düzenlenen raporda işverenin kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, SGK tarafından Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/230 Esas sayılı dosyası üzerinden aynı kaza nedeniyle açılan rücu davasının yargılaması sırasında aldırılan kusur raporunda işverenin %70, sigortalının %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece bu kusur oranları hükme esas alınarak davanın kabülüne karar verildiği, hükmün taraflarca istinafı üzerine Dairenin 2021/885 Esas, 2021/1187 Karar sayılı kararı ile hükmün usul ve yasaya uygun olduğu kabül edilerek istinaf taleplerinin reddine karar verildiği, kararın kesin olarak verildiği, böylece verilmiş olan kararın kesinleşmiş olduğu, Mahkemece somut davada 3 kişilik iş güvenliği uzmanı olan iki ayrı bilirkişi heyetlerinden 11.11.2018 tarihinde aldırılan kusur raporunda sonuç olarak kazada işverenin %70, sigortalının %30 kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemece itibar edilen ve davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilen kusur heyet raporu olayın oluş şekline, kesinleşmiş olan rucu dosyasında aldırılan kusur heyet raporuna uygun olduğu, iş guvenliğine dair mevzuat hükümlerinin doğru şekilde değerlendirilerek kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak belirlendiği, davalı vekilinin hesap raporuna ilişkin itirazlarının soyut ve gerekçesiz olduğu, hükme esas alınan hesap raporunun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beş bin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK.'nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.” HMK.'nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1-Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu yönlerden Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/5566, K. 2023/13054, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-5566-e-2023-13054-k-630c2ef749af