Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/5967 E. 2024/1861 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklı Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/5967
- Karar No
- 2024/1861
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklı Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/5105 E., 2021/779 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Orhangazi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/155 E., 2019/671 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalıya ait işyerinde çalışırken 17.02.2003 tarihinde iş kazası geçirdiğini, bu nedenle Orhangazi Asliye Hukuk Mahkemesinde 2004/79 E sayılı dosya ile dava açtığını, söz konusu davada alınan kusur raporunda davalı işverenin %80 kusurunun bulunduğunun tespit edildiğini, ancak müvekkilinin sürekli iş gücü kaybına uğramadığının belirlenmesi nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, daha sonra Bursa 1.İş Mahkemesinin 2010/991 E sayılı dosyası ile maluliyetin tespitini talep ettiklerini, Mahkeme tarafından davacının %33,2 işgücü kaybına uğradığının tespit edildiğini, müvekkilinin işgücü kaybından dolayı fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, Orhangazi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde 2004/79 E sayılı dosya ile aynı iş kazası nedeniyle müvekkil şirket aleyhine dava açıldığını, Mahkeme tarafından maddi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davanın bu nedenle kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, kaza nedeniyle davalıya atfedilebilecek kusur bulunmadığını beyanla davanın esastan da reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının davasının kabulü ile maluliyet oranının artışı nedeniyle 252.453,57 TL maddi tazminatın maluliyet oranının artış karar tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin maluliyet oranının artış karar tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren hükmedilen maddi tazminat bakımından faiz başlangıcının kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira yerleşik Yargıtay kararları ile benimsendiği üzere haksız eylemlerden doğan zararın eylemin gerçekleştiği anda meydana geldiğinden, ayrıca bir ihtara gerek kalmaksızın bu tarihten itibaren faiz yürütüleceğinin hüküm altına alındığını, buna rağmen Mahkemenin maluliyet oranının artış karar tarihini esas almasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın zamanaşımına uğradığını, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin yaşanan olayda %50 kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, alınan hesap raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine davacının aylık ücretinin 6.680,24 TL olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu ücretin nasıl ortaya çıkartıldığının rapordan anlaşılamadığını, kaldı ki davacının ücretinin dosyada mübrez olan maaş bordrolarından göründüğünü, davacının daha öncesinde şirket aleyhine aynı olaydan dolayı dava ikame edildiğini, davanın reddedildiğini, bu sebeple de mevcut dosyanın reddi gerektiğini, davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarı taleplerinin değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, bu yönüyle de kararın hatalı olduğunu, dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi edilmesi gerekirken hukukçu bilirkişiye tevdi edildiğini, bu yönüyle alınan raporun hatalı olduğunu beyanla Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının 17.03.2003 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle Orhangazi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine ait 2004/79 Esas sayılı dosyada davalı ... A.Ş. aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtığı, yapılan yargılama neticesinde 2006/194 Karar sayılı ilam ile maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 21 Hukuk Dairesine ait 2006/8339 Esas 2006/9319 Karar sayılı ilam ile "17.03.2003 tarihinde davacının geçirdiği iş kazası sonucu maluliyet gerekmeyecek şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru ise de Borçlar Kanunu 47 maddesi ve 1966/7-7 içtihadı birleştirme kararı gereğince manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma üzerine davanın 200/61 Esas numarası alarak devam ettiği, bozma ilamına uyulduğu, yapılan yargılama neticesinde 2007/180 Karar sayılı ilam ile maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 21.Hukuk Dairesine ait 2007/15784 Esas 2007/19517 Karar sayılı ilam ile hükmedilen manevi tazminat davasının 4.000,00 TL olarak düzeltilmiş şekliyle 30.10.2007 tarihinde onandığı ve hükmün bu şekliyle kesinleştiği, davacı vekilinin Bursa 1.İş Mahkemesine ait 2010/991 Esas sayılı dosyada davalılar ... A.Ş. ve SGK aleyhine davacının 17.02.2003 tarihinde geçirdiği kaza sonucunda oluşan maluliyetin tespiti yönünde dava açtığı, neticede 2016/34 Karar sayılı ilam ile davacının davalı iş yerinde 17.02.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu maluliyetinin %33,20 olduğunun tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay 10 Hukuk Dairesinde 26.09.2018 tarihinde onanarak kesinleştiği, Orhangazi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi 2004/79 Esas sayılı dosyada davacının maluliyetine ilişkin Bursa Çekirge Devlet Hastanesince verilen 28.03.2006/15 tarih ve sayılı yazıda "sol travmatik kalça çıkığı... Muayene bulgulu sağlık kurulu raporu ve eki diğer tıbbi tetkikler esas alınarak Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre değerlendirilmiş ve tespit edilen %0 (maluliyet gerekmez) derecesinin değiştirilmesine mahal görülmediği kararı verilmiştir." raporunun verildiği ayrıca raporda muayene gerekmez kaydının bulunduğu, davacı tarafınca davalı aleyhine 17.02.2003 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasını Orhangazi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesine ait 2004/79 Esas sayılı dosya ile dava ettiği ve davanın yukarıda zikredildiği üzere Yargıtay 21.Hukuk Dairesine ait 2007/15784 Esas 2007/19517 Karar sayılı ilam ile düzeltilerek onandığı ve kesinleştiği, bu süreçten sonra davacı tarafın, sosyal güvenlik hukukundan kaynaklı davalı ... A.Ş. ve SGK aleyhine maluliyetin tespiti yönünde dava açmış olması, tazminat hukuku çerçevesinde görülen hak sahibi dosyasındaki kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, zira ilk maddi ve manevi tazminat davasının davalı ... A.Ş.'ye karşı açılmış olup o dosyada maluliyet "0" olarak tespit edilip ihtilafın kesin olarak çözüme ulaştığı, tarafları ve olayları aynı olan bu ihtilafın yeni bir davaya konu edilmesinin HMK 114/1-i maddesine aykırı olduğu, Sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan maluliyet tespit davasının sonucunun da davalı taraf için oluşan bu usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldırmayacağı, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Orhangazi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2016/155 Esas - 2019/671 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın HMK 114/1-i maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, işbu davanın, müvekkili davacının davalı şirket nezdinde çalışmakta iken geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı maluliyetinin artışından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğunu, müvekkili davacının yaşamış olduğu olay sebebiyle maluliyetinde değişiklik meydana gelmiş olup müvekkili davacının maluliyetindeki artış yeni bir olgu olduğundan ayrı bir davaya konu edilebilmesinin pekala mümkün olabileceğini, dolayısıyla, tespit edilen yeni durum karşısında kesin hükmün ileri sürülebilmesinin yahut kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 2.5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde iş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 ncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 4.5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. 6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 7. Öte yandan, iş kazası sonucu, tazminat oranının belirlenmesine esas malûliyet oranının tespiti, kısaca zararın tam olarak bilinmesi bir süreç alabilir. Zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. O hâlde böyle bir süreç nedeni ile maluliyet oranı tam kesinleşmeden tazminata karar verilmesi hâlinde, bu tazminat miktarı zarar gören tarafından temyiz edilmese bile gelişen durum nedeni ile maluliyet oranı daha sonra tam olarak belirlenmiş ve farklı bir oran ise önceki tazminat miktarı karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. 8.Gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları). 9.Kısaca gelişen durum devam ediyor ise önceki maluliyet oranı, iş kazasına uğrayan işçi yönünden bağlayıcı olmayacağı gibi bu maluliyet oranına göre verilen tazminat davası kesin hüküm de teşkil etmeyecektir. Zira dava konusu tazminatın miktarı, maluliyet oranının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. (HGK 'nın 26.11.2019 tarihli 2017/21-2337 Esas, 2019/1200 Karar sayılı kararı) 10.Somut uyuşmazlıkta, davacının 17/02/2003 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle Orhangazi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde 2007/180 Karar sayılı ilam ile davacının işgöremezlik oranının %0 olduğu kabul edilerek maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesine ait 2007/15784 Esas 2007/19517 Karar sayılı ilam ile hükmedilen manevi tazminat davasının 4.000,00 TL olarak düzeltilmiş şekliyle 30.10.2007 tarihinde onandığı ve hükmün bu şekliyle kesinleştiği, davacı vekilinin Bursa 1.İş Mahkemesine ait 2010/991 Esas sayılı dosyada davalılar ... A.Ş. ve SGK aleyhine davacının 17.02.2003 tarihinde geçirdiği kaza sonucunda oluşan maluliyetinin tespiti yönünde dava açtığı, neticede 2016/34 Karar sayılı ilam ile davacının davalı iş yerinde 17.02.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu maluliyetinin %33,20 olduğunun tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kararı ile onanarak kesinleştiği, eldeki dosyada davacının geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı maluliyetinin artışından kaynaklanan (%33,20) sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. 11. Davacının 17.02.2003 tarihli iş kazası nedeniyle oluştuğu iddia edilen maluliyetinin artıp artmadığının, artan maluliyet oranı ile iş kazası arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının, maluliyetinin artmasında iş kazası haricinde etki eden başka unsurların etkisinin olup olmadığı hususlarında rapor almak gerekirken, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. 12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, yukarıda bahsedilen prosedür işletilerek davacıda belirlenecek iş göremezlik oranının 17.02.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası ile arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olup olmadığı, maluliyetinin artmış olması halinde bunun iş görmezlik oranını tespit eden Kurumlar arasındaki değerlendirme farkından mı yoksa davacıda kaza nedeniyle oluşan arazın ilerleyip gelişmesinden mi kaynaklandığı hususlarını içerir raporlar almak, illiyet bağının bulunması ve davacının maluliyetinde artış bulunduğunun anlaşılması durumunda yeni maluliyet oranına göre maddi zararın hüküm altına alınmasının davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağının göz önünde bulundurulması suretiyle tarafların diğer usuli kazanılmış haklar korunarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. 13. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 14. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, bozmanın niteliğine göre sair yönler incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.