Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/12807 E. 2023/909 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/12807
Karar No
2023/909
Karar Tarihi

... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/147 E., 2018/220 K. ... KARAR : Karar verilmesine yer olmağına Taraflar arasında ilk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılmaya yönelen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi hükümlerine göre konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 103/4.1 hükümleri ile düzenlenen geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yaralanmaya yönelik başvurusunu 30.1.2017 tarihli 1.302.588 sayılı dilekçesiyle 2011/7-2016/9 dönemlerine ilişkin olarak kuruma yazılı başvurusunu yaptığını, davalı kurum tarafından 16.22017 tarihli 15453337/09.386016/2.107.787 sayılı işlemi ile 2015/10 sayılı iç genelgeye dayanılarak gerekçe dahi kurulmaksızın işlem yapılamayacağının belirtilerek müvekkili şirketin başvurusunu reddettiğini, ancak davalı kurum tarafından 18.3.2015 tarihli ve 2015/10 sayılı kurum içi genelge ile geçmiş dönemlere ilişkin yasa ile güvence altına alman teşvik primlerinden yararlanmanın önünün yasa ile düzenlenmesine rağmen kapatıldığını ve keyfi işlem ile iptal/ek bildirgenin süresinde olmadığı da belirtilerek müvekkili şirketi gibi şirketlerin yasal haklarını kullanmalarım engellendiğini, ancak yasa ile söz konusu düzeltmelerin iptal/ek bildirgeleri ile yapılacağının düzenlendiğini, süresinde olmadığına ilişkin savunmanın açıkça yasa ile çeliştiğini, düzeltmelerin halihazırda 18.3.2015 tarihli ve 2015/10 sayılı kurum içi genelge öncesinde süresi geçmiş iptal/ek bildirgeler ile sigorta teşvik primlerine ilişkin başvuruların kabul edilebildiğini, 4447 sayılı Kanun ile sigorta primlerine ilişkin teşviklerde usul ve esasların bakanlık tarafından belirleneceği belirtilmiş ise de söz konusu davalı idarenin genelge yayınlamak suretiyle bir hakkın kullanılmasını engellediğini, normlar hiyerarşisi gereği yasa ile tanınan bir hakkın ancak yasa tarafından ortadan kaldırılabileceği, idare tarafından ancak bir hakkm kullanılabilmesine ilişkin şekli düzenlemeler yapılabileceğinin, hakkın kullanılmasının engellenemeyeceğinin ve herhangi bir düzenleme ile hakkm kullanımını ortadan kaldırılamayacağını, davalı kurumun kanun ile düzenlenen bir hakkın kullanımım engellemeye yönelik genelgeyi gerekçe göstererek başvuruları iptal ettiğine ilişkin işlemlerinin idarenin keyfi bir uygulama ile işlem tesis ettiğini gösterdiğini belirterek, davanın kabulü ile davalı kurumun 18.3.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelgeyi gerekçe göstermek suretiyle müvekkili şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103/4.1 hükümleri ile düzenlenen geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik başvurusunun reddine ilişkin 16.2.2017 tarihli 15453337/09.386016/2.107.787 sayılı işleminin iptaline ve müvekkili şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103/4.1 hükümleri ile sigorta prim teşvikinden 2011/7-2016/9 (ilk ve son aylar dahil olmak üzere) dönemleri için yararlanmaya yönelik 30.12.2017 tarihli 1.302.588 sayılı başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davacı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2016 tarihli kararı ile; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, emsal mahiyetteki karar örnekleri, sunulan ve toplanan delliller ile birlikte tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda, Uyuşmazlığın Kurumun Genelge ile Yasa koyucu tarafından getirilen işveren teşvikinden yararlanma hakkına sınırlama getirip getiremeyeceği noktasında toplanmakta olup, İdareler yasa koyucu tarafından çıkartılan Yasaların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapabilir, iseler de Yasalar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucunu doğuracak şekide düzenleyici işlemler yapamazlar, söz konusu genelge ile davacı şirketin işveren primi teşvikinden yararlanma hakkı sınırlandırılmıştır. Hal böyle olunca davacı şirketin genelgeden sonra değişiklik talebinde bulunduğu gerekçesi ile yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvkiniden yararlanmasını engelleyen işlemi yerinde olmadığı, davacı iddiaları ispatlandığından sübut bulan davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce; "....27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçeleri ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Prim Oranları ve Devlet Katkısı başlıklı 81 inci maddesi ile 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesidir söz konusu yasal düzenlemeler ile işverenlerden alınacak sigorta prim oranları belirlenmiş, bu oranlar farklı tarihlerde yürürlüğe giren yasal değişiklikler ile yeniden düzenlenmiştir. Sigorta primi teşviklerine ilişkin farklı kanunlarda yer alan düzenlemelerin uygulama usul ve esasları SGK tarafından çıkartılan 18.03.2010 tarihli 2010/10 sayılı Genelge ile düzenlenmiştir. Kurum söz konusu genelgede mevcut sigorta primi teşvik uygulamalarında, bir sigortalının aynı anda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi durumunda işverenlerin bahse konu sigortalıyı tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşvikinden kuruma bildirmelerinin mümkün olduğunu kabul etmekte, ancak değişiklik taleplerinin bu genelge esas alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Genelge sonrasında yapılan değişiklik taleplerini kabul etmemektedir. 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenmiş geçici 10 uncu maddesi ve sosyal sigortalar yönetmeliğinin 103/4 maddesine istinaden ... sicil numaralı işyeri için geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı 31.01.2017 tarih 1.302.588 sayılı başvuru davalı kurumun 16.02.2017 tarih 15453337/09.386016/2.107.787 kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır. Davacı şirketin aynı anda Yasa koyucu tarafından çıkartılan birden fazla işveren primi teşviki kapsamında olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, kurumun genelge ile yasa koyucu tarafından getirilen işveren teşvikinden yararlanma hakkında sınırlama getirip getirmeyeceği noktasında toplanmaktadır. İdareler Yasa koyucu tarafından çıkartılan yasaların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapılabilir iseler de Yasalar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucunu doğuracak şekilde düzenleyici işlemler yapamazlar. Söz konusu Genelge ile davacı şirketin işveren primi teşvikinden yararlanma hakkı sınırlandırılmıştır. Hal Böyle olunca, davacı şirketin genelgeden sonra değişiklik talebinde buluduğu gerekçesiyle Yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvikinden yararlanmasını engeleyen işlemi yerinde olmadığından davanın kabulü ile kurum işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kaatine varılmıştır. Şeklinde karar verilmiş olup davalı Sgk vekilinin itirazı ürezine dosya bir üst mahkeme gitmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2017/5177 Esas 2018/4312 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı bozularak dosya mahkememize iade edilmiştir. Yargılama devam ederken 27.03.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 maddesinin 4 üncü fıkrası ile sigorta prim teşvikinden yararlanmak için açılan davalarla ilgili olarak yasal düzenleme getirildiği, bu yasal düzenlemelere göre kurumun görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın mahsup ve iadenin getirildiği, dolayısıyla davanın konusuz kaldığı, yasal düzenleme içerisinde ayrıca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: esasen kendisince ek 17 nci madde hükümlerinden de faydalandırılması için davalı Kuruma başvuruda bulunulmasına rağmen kurumca dava ve karar sonrasında da herhangi bir işlem yapılmadığını, bu kapsamda dava konusunun devam ettiğini belirterek, işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğini beyan ile, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelen belgelerin işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un ek 16, ek 17 ve geçici 70 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur. Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” Hükümleri mevcuttur. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'a Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkra hükümleri dışında, ik üç fıkra hükümleri gereğince işlem yapılarak, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde davanın yasal dayanakları dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/12807, K. 2023/909, T. 07.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-12807-e-2023-909-k-ba78de88559a