Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/3193 E. 2022/6630 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3193
- Karar No
- 2022/6630
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09.03.2022 gün ve 2021/5891 Esas, 2022/1798 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar daha önce temyiz nedeni yapılmıştır. Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay bozma ilamı uyarınca bozmaya uygun olarak verilen mahkeme kararı gerekçesine göre, ilamımız usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini gerektirir bir neden bulunmadığından, HUMK’nun 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK’nun 440. maddesinde öngörülen hususlardan hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaletiyle takdiren 660,00 TL para cezasının düzeltme isteyenden tahsiline, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 07/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY I- Davacılar, Dökmetaş Mahallesi 759 ve 754 parsel sayılı taşınmazların 1970 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazların bir bölümünün 1980 yılından itibaren müvekkili tarafından imar ve ihya edildiğini, o tarihten beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandığını belirterek tapu iptali ve tescil davası açmıştır. 1970 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliği ile tespit dışı bırakılan 116.804,58 ve 14.677,35 metrekare yüzölçümündeki 754 ve 759 parsel sayılı taşınmazlar, idari yoldan 10/01/2011 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir. Davacılar, 4721 sayılı TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, 759 parsel sayılı taşınmazın (H) harfi ile gösterilen 9.255,44 m² lik alandaki tarımsal faaliyetin 1973 yılında başladığı ve taşınmazın imar planına alındığı 2009 yılına kadar, mahalli bilirkişi-tanık beyanlarına göre imar-ihyanın tamamlandığı; TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen, mülkiyet edinme şartlarının davacı lehine 2009 yılından önce sağlanmış olduğu gerekçesiyle tapu iptal ve tescil kararı verilmiş ve karar Dairemizce onanmıştır. II- Taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi TMK 713'üncü maddesinde tapuda kayıtlı olup olmamasına göre ikili ayırıma tâbi tutulmuştur. Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zamanaşımına dayanılarak kazanılabilmesi için TMK'nun 713/1 maddesine göre, taşınmazın özel mülkiyet kurmaya elverişli olması, zamanaşımı ile kazanılmasını yasaklayan bir kanun hükmünün bulunmaması ve taşınmazın kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlardan olmaması gerekir. Taşınmaz üzerinde sürdürülmesi gerekli olan zilyetliğin ise, malik sıfatıyla aralıksız ve nizasız, 20 yıllık süreye ulaşması gereklidir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın şartlar oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri olarak kabul edilen 4721 sayılı Kanunun 713/2. maddesindeki düzenlemede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygular. 06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Her dava, açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Maddi ve usul hukuku temel uygulamaları, TMK 713 maddesindeki 1. ve 2. fıkra şartlarının "dava tarihi" itibarıyla değerlendirilmesini gerektirir. Eldeki dava, 04.11.2011 günü açılmıştır. Dava tarihinde dava konusu taşınmaz, tapuda kayıtlıdır. Kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın şartlar oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Dava tarihi itibarıyla tapulu olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmadığından açılan davanın reddi gerekirdi. Kabule göre de, 14.677,35 metrekare yüzölçümündeki 759 sayılı taşınmazdan (H) harfi ile gösterilen 9.255,44 m²'lik alanın ifrazı ile tapu iptal ve tescile karar verilmesi, 5403 sayılı Kanunun emredici hükümlerine aykırılık oluşturur. Tüm bu açıklamalar karşısında, Kanunun aradığı şartları taşımayan davanın reddi gerektiği halde, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın Dairemizce onanmasına karşı yapılan karar düzeltme isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan değerli çoğunluğun kararına katılamıyoruz.