Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/10326 E. 2024/2596 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/10326
Karar No
2024/2596
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/216 E., 2020/600 K. KARAR : Davacı yönünden esastan ret, davalı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/699 E., 2019/636 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz, davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle 40.905,07 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacının %6,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacı lehine suretiyle davacı lehine 29.972,95 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alındığını, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinin sürekli iş göremezliğe ilişkin raporunun hükme esas alınması gerektiğini, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının çok az olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, alınan bilirkişi raporlarını, davalı şirkete atfedilen kusurun aidiyet ve oranını, sürekli işgöremezlik oranını kabul etmediklerini, maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının az olduğundan bahisle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı lehine 29.972,95 TL maddi, 6.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz, davalı vekili katılma yoluyla isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, hükme esas alınan sürekli iş göremezlik oranının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların fazla olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, iş kazasının davacı kusurundan ileri geldiğini, hükme esas alınan sürekli iş göremezlik oranının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371'inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme A.Davacı Vekilinin Maddi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Açısından; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 40.905,07 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacı lehine 29.972,95 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 24.06.2020 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı lehine 29.972,95 TL maddi, 6.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen reddine karar verilen maddi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B.Davalı Vekilinin Maddi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Katılma Yoluyla Temyizi Yönünden 6100 sayılı Kanunun 366 ncı maddesinin yollaması ile temyizde de uygulama alanı bulan 348/2 nci maddesinde "İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir." hükmü yer almaktadır. Somut olayda davacı vekilinin temyiz istemi maddi tazminat istemi hakkında kurulan hüküm yönünden esasa girilmeden reddedildiğine göre davalı vekilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik katılma yoluyla temyiz talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. C.Taraf Vekillerinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz Talepleri Yönünden Manevi tazminat isteminin belirsiz alacak davasına veya kısmi davaya konu edilemeyeceği, ancak tam eda davası ile istenebileceği, dava dilekçesinde 100.000,00 TL manevi tazminatın belirsiz alacak olarak istendiği anlaşılmakta ise de somut olayda ıslah veya talep arttırımı yoluyla manevi tazminat talebinin arttırılması suretiyle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesinin ihlal edilmediği dikkate alındığında anılan istemin esasen 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline yönelik tam eda davası olduğu sonucuna varıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, kaza tarihinin 06.08.2012 olduğu, davacının kaza tarihinde 29 yaşında olduğu, kaza neticesinde sağ el işaret parmağı ve orta parmağından kısmen ampütasyon olacak şekilde yaralandığı, olay nedeniyle 40 gün geçici iş göremezlik döneminde kaldığı, sürekli iş göremezliğin %6,00 oranında olduğu ve kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararının gerekçesinden davacının istinaf başvuru nedenlerinin kabul edilmediği anlaşılıyor ise de hüküm fıkrasında davacının istinaf isteminin esastan reddedildiğine dair açık bir hüküm kurulmadığı, sadece davacıdan bakiye istinaf karar harcı tahsiline karar verildiği, bu durumun da aslında davacının istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini gösteren diğer bir neden olduğu, yine kararının gerekçesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğu açıklanmış ise manevi tazminat yönünden hükmün kesin nitelikte olmadığı, dava en başta işçilik alacakları ile birlikte açılırken 1.759,00 TL peşin harç yatırıldığı, işçilik alacaklarına ilişkin talepler tefrik edildikten sonra o dosyanın esası ile ilgili karar verilirken yatan peşin harcın sadece 34,16 TL’sinin dikkate alındığı, haliyle 1.724,84 TL peşin harcın elimizdeki iş kazası tazminat dosyasında kalan kısım olduğu, yine davacı tarafın 681,48 TL de ıslah harcı yatırdığı, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulurken mahsubu gereken harçların gözetilmediği, yine dava açılırken yatan başvuru harcının işçilik alacakları taleplerinin tefrikiyle işçilik alacakları dosyasına gittiği açık olduğundan Bölge Adliye Mahkemesince hüküm esnasında başvuru harcı alınmasına karar verilmesi isabetli ise de başvuru harcının dava tarihi olan 2013 yılı tarifesine göre değil 2019 yılı tarifesine göre alındığı anlaşılmaktadır. Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler ve özellikle yaralanmanın yeri ve niteliği, sürekli iş göremezlik oranı, davacının kaza tarihindeki yaşı, geçici iş göremezlik süresi ve kusur oranları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı yararına hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminat çok azdır. Kabul ve uygulamaya göre de hüküm fıkrasında davacının istinaf isteminin esastan reddedildiğine dair açık bir hüküm kurulmamış olması, manevi tazminat yönünden miktar itibariyle kesinlik söz konusu olmadığı halde hüküm fıkrasından önceki son iki paragrafta Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğunun belirtilmesi, karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken mahsubu gereken harçların gözetilmemesi ve alınması gereken başvuru harcının dava tarihi olan 2013 yılı tarifesine göre belirlenmesi gerekirken 2019 yılı harç tarifesine göre belirlenmesi yerinde görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik katılma yoluyla temyiz isteminin HMK'nın 348/2 nci maddesi gereğince REDDİNE, 3.Temyiz eden taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 5.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/10326, K. 2024/2596, T. 12.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2020-10326-e-2024-2596-k-dc722f02d2f9