İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/249 E. 2024/538 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/249
- Karar No
- 2024/538
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/249 Esas KARAR NO :2024/538 DAVA:Yargılamanın Yenilenmesi DAVA TARİHİ:16/04/2024 KARAR TARİHİ:03/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Yargılamanın Yenilenmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yargılamanın Yenilenmesi Talep Eden Davalı vekili dilekçesinde özetle;" Mahkememizce ... sayılı dosya ile yapılan yargılama sonucunda; davacıların kefil sıfatıyla nakdi risk olan 351.960,00-TL borcu ödediği, çek yapraklarından kaynaklanan 5.750,00-TL gayri nakdi krediyi ödemediği, tüm bu kredilerin teminatı olan .... 1816 Ada 8 Parsel ... adına kayıtlı taşınmaz 1. Sıradan ipoteğin kendilerine temlikini .... Noterliği 19.07.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle talep ettiği , davalı müvekkil Bankanın gayri nakdi riskini kapanmamış olması sebebiyle teminat teşkil etmeye devam eden konu ipoteğin temlik edilmemesinin ağır bir kusur sayılmayarak davacıların davasını reddetmesine müteakip, yapılan istinaf müracaatı sonunda İstanbul Bölge Adliyesi 14. Hukuk Dairesinin 2021/239 esas 2024/315 karar sayılı kararıyla " Gayri nakdi Kredi Bakiyesinin gerekçe gösterilerek ipotek devrini gerçekleştirmediğini böylece davacının alacağını REHİN üzerinden tahsilini imkansız hale getirdiğini bu sebeple de davalının ağır kusurlu olduğuna" hükmederek karar tarihindeki temyiz sınırını da nazara itibare alarak sayın mahkememizin kararının KALDIRILMASINA ve davanın kabulüne kesin olarak karar verdiğini, İade-i Muhakeme Sebepleri ;Her ne kadar davacı taraf kefilin ödediği nakdi kredi karşılığında Kredinin teminatı olan mezkur ipoteğin kendilerine temlikini bir ihtarname ile talep etmiş olması karşısında müvekkili Bankanın bu temlik talebini kabul etmemiş ve bu temlik talebi karşısında sukut etmiş yönünde bir gerekçe ile sayın Mahkemenin kararı kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de ; banka kayıtları üzerinde ve yazışmaları üzerinde yaptığımız uzun süreli araştırmalar sonucunda temlik talep eden taraf vekiline, müvekkil bankamız genel müdürlük sorumlu avukatı ... tarafından 14/08/2014 tarih 12.08 saatinde ve 15/08/2014 tarih saat 1.55 pm de işbu davada davacılar vekili olan avukat ...' a hitaben davacılar vekili ...' ın mail adresi olan ... ADRESİNE "... bey, bakiye alacağımız bugün ödenir ise talebiniz üzere ekte yer alan temlik sözleşmesinin bugün noterde imzalanması gerekmektedir. Gereği hususunda önemle bilgilerinizi rica ederim. icra müdürlüğünden gelen resmi yazıya acil cevap vermemiz gerektiğinden , ivedikle cevabınızın iletilmesini rica ederim " şeklinde mail yazılarak ekinde de iki sayfalık temlik sözleşmesi gönderilmiştir. (ek-1: 14/08/2014 tarih 12.08 saatinde ve 15/08/2014 tarih saat 1.55 pm de ... adresine gönderilen mailler ve mail eki olan temlik sözleşmesi- yeni delildir) Yargılama sonrasında bulunan işbu yeni delil niteliğindeki yazışmaya göre müvekkil Banka'nın temlikten kaçınmadığı aksine davacı tarafın noterde temlik sözleşmesi imzalanmasına teşvik etmeyerek kendisinin kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar yargılama sırasında dava dosyasına ibraz edilmiş olsa da yukarıdaki yeni ele geçen ve iade-i muhakeme konularından biri olan delil niteliğindeki 1 nolu paragrafımızda bahsi geçen mailin son paragrafının da teyit edilmesi açısından, davet edilmesine rağmen noterden temlik almaya gelmeyen karşı taraf davacı vekiline rağmen müvekkil Bankamız; konu ipoteğin dava dışı 2. derecede ipotek alacaklısı 3. şahıs ... tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi takibinin devam ettiği .... icra müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına 12/08/2014 tarihli yazısını ilgi tutarak "Borçlu kefili ... Ltd Şti tarafından bankamıza toplam 351.960 tl ödeme yapmış olup, EK-1 de yer alan kefilin keşide ettiği ihtarname içerisinde gözlemleneceği üzere, kefil ... Ltd Şti nin ödeme tutar kadar dosyayı temlik alma ve rücu hakkı bulunmaktadır." denmiş ve devamla " ilgi de anılan yazının ödeme yapan kefil vekiline yönlendirilmesi önemli rica olunur. öte yandan ödeme yapan kefil vekilinin ismi ve iletişim bilgileri aşağıda yazılmıştır. bilgilerinizi rica ederiz. " denilmek suretiyle hem kefilin ihtar konusu yaptığı talebi ihtarnamesi de eklenmek suretiyle icra dosyasına sunulmuş, hem de kefilin temlik alma ve rücu hakkı bulunduğu önemle tebaruz ettirilmiştir. (ek-2: 18/08/2014 tarihli cevap müzekkeresi) Bu resmi yazılı beyanda müvekkil Banka'nın temlike hazır olduğunun delili olup yargılama sırasında nazara itibare alınmamıştır. Bu müzekkereye cevap temlikten kaçınmadığımızın bir başka delilidir. Bu icraya cevap müzekkeresi direk .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına gönderilmiş olduğu için ayrıca elden takip eden Stj. Avukat ...'a da kimlik sureti alınarak imza mukabilinde 18/08/2014 tarihinde teslim edilmiştir.( ek-3: 18/08/2014 tarihli cevap müzekkeresi ekinde sunulu ... ltd. şti. ' nin müvekkil bankaya keşide ettiği ihtarname ve işbu evrakların stj. av. ...' a teslim edildiğine dair evraklar) Böylece geçersiz ipoteğe bağlı taşınmazın icra müdürlüğü ve takibe geçen ikinci derece ipotek alacaklısı tarafından satılması ile icra müdürlüğü ve ikinci derece ipotek alacaklısının ağır bir sorumluluk ve ağır kusur altında olduğu ortaya çıkmıştır. Eğer bu geçersiz ipotek takibi başlanılmamış olsa idi işbu davaya gerek kalmayacağı ortada bulunmaktadır. Bir an için 2. Derece ipoteğin doğru bir takip olduğunu kabul etsek dahi ki değildir, Müvekkil Bankanın yukarıda adı geçen 18/08/2014 tarihli yazısına istinaden temlik alacağı olduğu açıkça ifade edilen davacı tarafın gerek Mükellefiyet listesine, alakadar olarak alınması, gerek sıra cetveline dahil edilmesi ve dahi satış sonrası temlik bedeli kadar bir miktarın davacı kefile ödenmesi gerekirdi. Ancak yukarıda açıklanan süresi geçmiş ipotek akdi sebebiyle bu husus artık mevzu bahis dahi olamayacaktır. Bu sebeplerle İcra Müdürlüğünün ( Adalet Bakanlığına izafeten Muhakemat Müdürlüğü ) ve 2. Dereceden İpotek Alacaklısı ...' un öncelikle davacı tarafından davaya dahil edilmesi, davacı tarafından dahil edilmez ise tarafımızca davaya dahil edilmesi talep edilmektedir. Ayrıca, Kefilin imza etmiş olduğu Genel Kredi sözleşmesi 03.05.2007 Tarihlidir. Davaya konu ipotek tesisi ise 15/05/2007 Tarihlidir. Dolayısıyla bu ipotek teminatı üzerinde kefil davacıların temlik hakkı bulunmamaktadır. Bu husus da yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkmış yeni bir delil hüviyetindedir. (ek-5 genel kredi sözleşmesi ve ipotek resmi akit tablosu) Bütün bu yeni delillere dayalı iade-i muhakeme talebimize , kefalet borcunu ödeyen banka borçlusu kefilin ödediği miktarın üç mislini aşan bir meblağı içeren sonuca varan bir gelir elde etmesi hukukun hiç bir şekilde himaye etmeyeceği ve hakkaniyete uymayan bir sonucu ortaya çıkarmış olduğu ortadadır. Zira elektronik ortamda tebellüğ ettiğimiz icra ana parası 351.960 TL olup, takip çıkışı 918.465,44TL dir. Bu meblağa masraf ve vekalet ücreti de eklenmek suretiyle bir milyon civarında olacağı açıktır. Bu suretle yukarıda açıklanan bu kadar kusurlu davranışına rağmen borcunu ödeyip üzerine gelir elde etmesini hiç bir hukuk sistemi kabul etmemelidir. (ek- 6: istanbul 21. icra dairesi 2024/10297 esas sayılı dosyası ile düzenlenen icra emri ) Mevcut dosyada bulunmaması sebebiyle değerlendirilememiş yeni delillere dayalı sebeplerle; öncelikle iade-i muhakeme talebemizin kabulü ile yargılamının yenilenmesine " karar verilmesini talep etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talep eden davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebi tensiben reddedilmiş ve davalı vekiline HMK 375. Ve 376. Maddelerinde belirtilen yargılamanın iadesi sebeplerinden hangisine dayandığı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanması bakımından bu sebepten ne zaman haberdar olunduğuna ilişkin bilgi ve belgelerini sunmak üzere süre verilmiş; davalı vekili 22/04/2024 tarihli beyan dilekçesi ile talebinin HMK 375 maddesi ç ve d bentleri ile 376. Maddeye dayalı olduğunu bildirmiştir. Duruşmada da beyanını tekrar etmekle haberdar olur olmaz talepte bulunduğunu beyan etmiştir. Davacıya usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... müzekkere cevabı dosyasının mahkememizin ... sayılı dosyasına celp edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizin ... sayılı 17/09/2020 tarihli mahkeme ilamında davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme ilamının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2021/239 esas 2024/315 karar sayılı 29/02/2024 tarihli karar ilamında; "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; Davanın kabulü ile 351.960,00 TL'nin, dava tarihi olan 16.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine," şeklinde kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Dava, HMK madde 375 ve devamı gereğince yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkindir. Yargılamanın yenilenmesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir (HMK m. 374/1). Kanun yolu denetimi açık ve henüz kesinleşmemiş olan kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi istenemez. Çünkü kanun yolu açık ve kesinleşmemiş olan hükümdeki ağır yargılama hatalarının, kanun yolu denetimi ile giderilmesi olanağı mevcuttur. Bu bakımdan yargılamanın iadesi yolu, kesinleşmiş olan hükümlere karşı başvurulan istisnai ve olağanüstü bir yoldur. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri HMK'nın 375. maddesinde sınırlı şekilde sayılmıştır. Bu sebeplerin kıyas yolu ile genişletilmesi söz konusu değildir. Yargılamanın iadesi talebi 374. ve devamı maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, hukuki niteliği itibari ile bağımsız bir dava olup yargılamanın iadesine konu kesinleşmiş hükmün taraflarının bu davada yer alması ve yargılamanın mutlaka duruşma açılarak yapılması gerekir. Öncelikle yargılamanın iadesi davasının mesmu olup olmadığı incelenir. Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığı, teminat gösterilip gösterilmediği ve yasada sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem reddedilir. Mahkemece birinci aşamada yargılamanın yenilenmesi davasının dinlenmeye değer olduğu sonucuna varılırsa ikinci aşamada esasa girilerek taraflarca ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin doğru olup olmadığı araştırılır. Dava dilekçesinde ileri sürülen sebep veya sebeplerin gerçek olduğu kanısına varılması halinde ise istem kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verilir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayda, mahkememizin ... sayılı dosyasında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2021/239 esas 2024/315 karar sayılı 29/02/2024 tarihli karar ilamı ile; "Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; Davanın kabulü ile 351.960,00 TL'nin, dava tarihi olan 16.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine," şeklinde kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalı vekili müvekkili banka kayıtları üzerinde ve yazışmaları üzerinde yaptıkları uzun süreli araştırmalar sonucunda temlik talep eden taraf vekiline, müvekkili banka genel müdürlük sorumlu avukatı ... tarafından 14/08/2014 tarih 12.08 saatinde ve 15/08/2014 tarih saat 1.55 pm de işbu davada davacılar vekili olan avukat ...' a hitaben davacılar vekili ...' ın mail adresi olan ... adresine "... bey, bakiye alacağımız bugün ödenir ise talebiniz üzere ekte yer alan temlik sözleşmesinin bugün noterde imzalanması gerekmektedir. Gereği hususunda önemle bilgilerinizi rica ederim. icra müdürlüğünden gelen resmi yazıya acil cevap vermemiz gerektiğinden , ivedikle cevabınızın iletilmesini rica ederim " şeklinde mail yazılarak ekinde de iki sayfalık temlik sözleşmesi gönderildiğini; yargılama sonrasında bulunan işbu yeni delil niteliğindeki yazışmaya göre müvekkil Banka'nın temlikten kaçınmadığı aksine davacı tarafın noterde temlik sözleşmesi imzalanmasına teşvik etmeyerek kendisinin kusurlu olduğunu belirtilen talepte bulunmuş ise de 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin 1. Fıkrasının aşağıdaki bentleri " ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması." şeklinde olup davalının iddiasını dayandırdığı mail 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesinin (ç) veya (d) bendi kapsamında, yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belge olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, mahkeme önünde ikrar edilmiş bir senet olmadığı dolayısıyla ileri sürülen iddianın, 6100 sayılı Kanun'un 375 inci maddesi ve devamı maddelerinde sınırlı olarak belirtilen yargılamanın iadesi nedenlerinden hiçbirine uymadığı, 6100 sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan yargılamanın iadesi koşullarının somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla yargılamanın yenilenmesi talebinin HMK madde 379/1-c ve 379/2 gereğince reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Yargılamanın yenilenmesi talebinin HMK madde 379/1,c ve 379/2 gereğince reddine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alınmış olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılamanın iadesini talep eden davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince takdiren 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin yargılamanın yenilenmesini talep eden davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Kullanılmayan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, air, davacı vekillerinin ve davalı vekilinin yüzüne; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır