Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/1075 E. 2026/6789 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1075
- Karar No
- 2026/6789
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/269 E., 2023/485 K. HÜKÜMLÜ : .................... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 14.02.2020 - 23.09.2021 İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 44.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 09.12.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/40927 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/769 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/769 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye 23/10/2020 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, şüphelinin soruşturma aşamasında müdafii ile temsil edildiği gözetilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümessile tebligat” başlıklı 11. maddesindeki “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” şeklindeki emredici düzenlemeye aykırı olarak şüpheli müdafiine tebliğ edilmediği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında 14.02.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2020 tarihli ve 2020/79746 Soruşturma, 2020/1487 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin gösterildiği, kararın 04.07.2020 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2022 tarihli ve 2020/79746 Soruşturma, 2022/14621 Esas, 2022/9691 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, davanın Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/269 Esasına kaydedildiği, C. Yine şüpheli hakkında 23.09.2021 tarihli aynı nev'i suçtan açılan kamu davasının Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/269 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.10.2023 tarihli ve 2022/269 Esas, 2023/485 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, şüphelinin soruşturma aşamasında müdafii ile temsil edildiği gözetilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun "Vekile ve kanuni mümessile tebligat" başlıklı 11. maddesindeki "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." şeklindeki emredici düzenlemeye aykırı olarak sanık müdafiine tebliğ edilmediği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, Mahkemesince, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde sanık müdafiine tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de;
6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin beşinci fıkrasında, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.", sekizinci fıkrasında "Bu Kanun'un; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." ve dokuzuncu fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemelere yer verildiği, Somut olayda, sanığın ilk suçu olan 05.06.2018 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/241 Esas, 2019/181 Karar sayılı kararı ile, sanığın, değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 16.05.2019 tarihinde kesinleştiği, sanığın 14.02.2020 tarihli ikinci eyleminin, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararın denetim süresi içerisinde işlendiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağından, ikinci eylemin, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olması halinde TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğundan mahkemesince, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin birinci cümlesi uyarınca "düşme" kararı verilerek Ankara 31.Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği, Ankara 31.Ağır Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi nedeniyle kararın, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yerine geçmeyeceği dikkate alındığında, sanığın sonraki eylemleri yönünden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceği, ancak, erteleme kararına konu 14.02.2020 tarihli eylemin, zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olabileceği değerlendirildiğinden, Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesince, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/241 Esas, 2019/181 Karar sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından; İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.