Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/9470 E. 2026/4276 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/9470
Karar No
2026/4276
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/885 E., 2018/531 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziantep 22. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 04.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2025/24506 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134665 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.11.2025 tarihli ve KYB-2025/134665 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildigi üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına iliskin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulundugundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, Somut olayda, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2017 tarihli ve 2016/82113 soruşturma, 2017/30 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın, şüpheliye doğrudan Mernis şerhli olarak tebliğe çıkarıldığı, yine şüpheliye tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasının dosya kapsamında ve Uyap kayıtlarında bulunmadığı, anılan kararın şüpheliye tebliğ edildiğinin kabul edilemeyeceği, açıklanan nedenlerle erteleme kararının kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 05.12.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2017 tarihli ve 2016/82113 Soruşturma, 2017/30 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği, tedbirin infazı için kararın 12.01.2017 tarihinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 16.12.2017 tarihli ve 2016/82113 Soruşturma, 2017/22022 Esas, 2017/16425 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Gaziantep 22. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 31.05.2018 tarihli ve 2017/885 Esas, 2018/531 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi

hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; 05.12.2016 tarihli eylemi nedeniyle Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasının dosya kapsamında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) kayıtlarında bulunmadığı, anılan kararın şüpheliye tebliğ edildiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Gaziantep 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2017/885 Esas, 2018/531 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/9470, K. 2026/4276, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-9470-e-2026-4276-k-9d32d0faee01