Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/579 E. 2026/5804 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/579
Karar No
2026/5804
Karar Tarihi

MAHKEMELERİ : 1. İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesi 2. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesi SAYILARI : 1. 2015/172 E., 2015/335 K. 2. 2023/424 E., 2023/825 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2. Kamu davasının durması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 06.07.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "durmasına" karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 03.01.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/2351 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB - 2025/9795 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB - 2025/9795 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, 1-İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/2015 tarihli ve 2015/172 esas, 2015/335 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; a) Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/10/2014

tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin belirtilmemesi suretiyle şüpheli yanıltıldığı gibi, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğine ilişkin 16/10/2024 tarihli tebliğ mazbatasında, ikametinde bulunamayan şüphelinin adreste yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir tespitte bulunulmadığı, bu bakımdan tebligatın usulsüz olduğu, yine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, kendisinden sorulan ve kendisine haber bırakılan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat muhatabı bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği, somut olayda yapılan tebligattan kendisine haber verilen komşunun isminin de bulunmadığı nazara alındığında, bu bakımdan da kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın tebliğinin usulsüz olduğu, açıklanan nedenlerle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, sanık hakkında açılan kamu davasında mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,

Kabule göre de,

b) 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesinde yer alan, "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın sanığa tebliğ edilmesini müteakip, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen sanığın, yükümlülüklerini bildirir "çağrı yazısı" üzerine 10 gün içerisinde gelmemesi durumunda denetimli serbestlik dosyasının kapatılamayacağı, ayrıca sanığın yükümlüklerine uymamakta ısrar etmesi gerekeceği, ısrar şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ise aynı Yönetmeliğin 44. maddesinin üçüncü fıkrasına göre belirlenmesi gerektiği,

Somut olayda sanık hakkında verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı amacıyla Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan çağrı yazısına ilişkin tebliğ mazbatasında, şüphelinin adreste yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir tespitte bulunulmadığı gibi, haber verilen komşu isminin de yazılı olmadığı, yapılan tebligatın bu yönüyle usulsüz olduğu, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir.

2-İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2023 tarihli ve 2023/424 esas, 2023/825 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede, Somut olayda İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/11/2023 tarihli kararı ile, sanık hakkında İzmir 42.Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/2015 tarihli ve 2015/172 esas, 2015/335 sayılı kararı ile anılan suçtan mahkumiyetine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verildiği ve kararın 06/07/2015 tarihinde kesinleştiği, bu halde Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın genel hükümler uyarınca verildiği, denetim süresi içinde sanığın kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı, bu nedenle 06/07/2020 tarihi itibariyle düşme koşullarının oluştuğu ve sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğini yitirdiği, sanık hakkında işlediği iddia olunan 09/01/2023 tarihli eylemi nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiğinden bahisle durma kararı verilmiş ise de, yukarıda (1) nolu bozma başlığında açıklanan nedenlerle İzmir 42.Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/2015 tarihli ve 2015/172 esas, 2015/335 sayılı karardaki usul ve yasaya aykırılıklar sebebiyle kanun yararına bozma ihbarında bulunulup, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hatalı gerekçe ile durma kararı verilmesinde. İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/172 Esas ve 2015/335 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 06.09.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2014 tarihli ve 2014/83094 Soruşturma, 2014/1426 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın şüpheliye usulsüz şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için .. Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin kendisine yüklenen denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2015 tarihli ve 2014/83094 Soruşturma, 2015/6274 Esas, 2015/5143 Karar sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02.06.2015 tarihli ve 2015/172 Esas, 2015/335 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 06.07.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık erteleme süresi içinde herhangi bir kasıtlı suçtan kaydın bulunmaması nedeniyle kamu davasının düşme koşulunun oluştuğu, Anlaşılmıştır. B. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/424 Esas ve 2023/825 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Sanık hakkında, 09.01.2023 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2023 tarihli ve 2023/67806 Soruşturma, 2023/23852 Esas, 2023/17054 Karar sayılı iddianamesi ile TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı,

2. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.11.2023 tarihli ve 2023/424 Esas, 2023/825 Karar sayılı kararı ile, dayanak dosyada verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 06.07.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık deneme süresi içerisinde suç işlemediğinden CMK'nın 231/10. maddesinde belirtilen düşme koşullarının gerçekleştiği, düşme kararı ile birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliğini yitireceği, doğrudan dava açılması şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına, 09.01.2023 tarihli eylem nedeniyle yeni bir erteleme kararı verilmesi için Cumhuriyet savcılığına yazı yazılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

C. Dosyalar kapsamına göre;

5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesine göre, aynı Kanun'un 191/4. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasından sonra, yani yükümlünün, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumlarının gerçekleşmesi hâlinde, tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verilemeyeceği ve doğrudan kamu davası açılabileceği, ancak, anılan Kanun'un 191/4. maddesine göre açılan her davanın kendi somut olayı içerisindeki değerlendirmede, ısrar koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği veya kullanmak amacıyla satın alma, kabul etme, bulundurma ya da kullanma eylemlerinin sübut bulup bulmadığı, yükümlü sanık hakkında herhangi bir cezasızlık sebebinin bulunup bulunmadığının yapılacak yargılamanın sonucuna göre açıklığa kavuşacağı, dolayısıyla suçun sübutu noktasında yapılacak yargılama sonucu toplanan delillere göre beraat, cezasızlık sebebinin bulunup bulunmamasına göre de ceza verilmesine yer olmadığına veya diğer kovuşturma şartlarının bulunup bulunmamasına göre de durma veya düşme kararlarının verilebileceğinin hukuken de olsa ihtimal dâhilinde olduğu, TCK'nın 191/6. maddesine göre, erteleme kararı verilmeden doğrudan açılan davanın yapılan yargılamasında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesine engel mahiyetteki önceki eylemi nedeniyle yapılan yargılamanın sonucunun önem arz ettiği, önceki davada verilen veya verilecek her bir kararın sanığın hukukî durumunu etkileyeceği, bu durumda TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca açılan davada, sanığın önceki eylemi nedeniyle açılan dayanak kamu davalarının safahat bilgilerinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesinin zorunluluk arz ettiği, bu bağlamda soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturma bilgisine rahatlıkla ulaşılabileceği gözetildiğinde, Somut olayda, 09.01.2023 tarihli eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2023 tarihli iddianamesi ile, daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlâl üzerine kamu davası açıldığından bahisle, TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesinin hukuka uygun olduğu, dayanak (kök) dosya kapsamında İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2015/172 Esas, 2015/335 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 06.07.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık erteleme süresi içinde herhangi bir kasıtlı suçtan kaydın bulunmaması nedeniyle CMK'nın 231/10.maddesi gereğince kamu davasının düşme koşulunun oluştuğu, bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu

davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğinin kalmadığı, TCK'nın 191/6. maddesindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesince CMK'nın 231/10. maddesi uyarınca düşme kararı verilecek olması gözetildiğinde, erteleme kararında, karara karşı başvurulabilecek itiraz kanun yolunun gösterilmemesi, erteleme kararının tebliğinin usulsüz olması ve ısrar şartının gerçekleşmemesi nedenleriyle İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2015/172 Esas, 2015/335 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasında hukuki yarar bulunmadığı, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2023 tarihli ve 2023/424 Esas, 2023/825 Karar sayılı durma kararının Kanun'a uygun olduğu, anlaşıldığından; yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/579, K. 2026/5804, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-579-e-2026-5804-k-1eed06fb9531