Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1700 E. 2026/6767 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1700
- Karar No
- 2026/6767
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/432 E., 2022/616 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 21.10.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 06.03.2025 tarihli ve 2024/16913 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.03.2025 tarihli ve KYB - 2025/33331 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.03.2025 tarihli ve KYB - 2025/33331 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/12/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar, sanığın adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca 17/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği nazara alındığında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/12/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğine ilişkin 17/12/2015 tarihli tebliğ mazbatasında haber bırakılan komşu ismi tespit edilmediğinden yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu itibarla anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, kovuşturma şartının henüz gerçekleşmemesi halinde kamu davası hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilerek, 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca kamu davasının durması yerine, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında,19.10.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.12.2015 tarihli ve 2015/166296 Soruşturma, 2015/4612 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın şüpheliye 17.12.2015 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için 18.01.2016 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2016 tarihli ve 2015/166296 Soruşturma, 2016/26876 Esas, 2016/22722 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli ve 2016/533 Esas, 2018/177 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 22.05.2018 tarihinde merciin itirazın reddi kararı ile kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde, 28.08.2021 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.10.2022 tarihli ve 2022/432 Esas, 2022/616 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Dosya kapsamına göre; Sanığın 11.09.2015 tarihinde, uyuşturucu madde satıldığı ve kullanıldığı belirlenen metruk binada yakalanması üzerine başlatılan soruşturmada, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, yapılan tebligatlara rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle de erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açılmış ise de; kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen ve uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanamayan sanığın, maddî bulgularla desteklenmeyen soyut beyanı dışında, uyuşturucu madde kullandığına dair delil bulunmadığı, sanığın kullandığını söylediği maddenin ele geçmemesi ve kriminal inceleme yapılamamış olması karşısında uyuşturucu madde olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup bu hususun mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğu anlaşıldığından; İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.