Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/1160 E. 2026/5825 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1160
- Karar No
- 2026/5825
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/289 Değişik iş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli ve 2022/913 Esas, 2022/775 Karar sayılı "istinaf talebinin süresinde olmadığından reddine" dair ek kararına yönelik itirazın "reddine" kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/8232 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/16673 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve KYB - 2025/16673 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, sanığın kovuşturma aşamasında 12/02/2023 tarihinde Mahkemesince alınan savunmasında adresini ".. .. .. Mah. .. .. Sok. No;../.. ../.." olarak bildirmesine rağmen, sanığın yokluğunda verilen hükmün, en son bildirilen adresten farklı olarak ".. .. Mah. .. Sok. No:../.. ../.." adresine 7201 sayılı Kanun'un 21.maddesi uyarınca tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işleminin yapılması gerektiği, anılan tebligatın "iade gelmesi halinde" ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu itibarla gerekçeli kararın sanığa usülüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği cihetle, sanığın 20/11/2023 tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş istinaf dilekçesi olarak kabul edilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında 11.03.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2019 tarihli ve 2019/1991 Soruşturma, 2019/184 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 27.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, B. Şüphelinin 22.02.20 21... .10.2021 tarihlerinde yeniden aynı nev'iden suç işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 tarihli ve 2019/1991 Soruşturma, 2022/1582 Esas, 2022/1501 sayılı iddianamesi ile Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2022/913 Esas, 2023/775 Karar sayılı kararı ile; sanığın, TCK’nın 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın ".. Mah.. Sokak No:../.. ../.." adresine tebliğe çıkarılarak 14.07.2023 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1.maddesine göre tebliğ edilerek kararın 05.09.2023 tarihinde kesinleştirildiği, D. Sanığın 20.11.2023 tarihinde istinaf dilekçesi vermesi üzerine Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli ve 2022/913 Esas, 2022/775 Karar sayılı ek kararı ile, "istinaf talebinin süresinde olmadığından reddine" karar verildiği, sanığın ek karara itiraz ettiği,
E. İtirazı inceleyen mercii İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.01.2024 tarihli ve 2024/289 Değişik iş sayılı kararı ile, "itirazın reddine" kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
F. Dosya kapsamına göre;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, Somut olayda, sanığın kovuşturma aşamasında 12.02.2023 tarihinde Mahkemesince alınan savunmasında adresini ".. .. .. Mah. .. .. Sok. No:../.. ../.." olarak bildirmesine rağmen, sanığın yokluğunda verilen hükmün, en son bildirilen adresten farklı olarak ".. .. Mah. .. Sok. No:../.. ../.." adresine 7201 sayılı Kanun'un 21.maddesi uyarınca tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işleminin yapılması gerektiği, anılan tebligatın "iade gelmesi halinde" ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu nedenle gerekçeli kararın, sanığa usülüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği anlaşıldığından, sanığın 20.11.2023 tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş istinaf dilekçesi olarak kabul edilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu nedenle "kabulü" yerine "reddine" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2024 tarihli ve 2024/289 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.