Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/6402 E. 2023/6306 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/6402
- Karar No
- 2023/6306
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/177 E., 2021/403 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun yararına bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.08.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2017/696 Esas, 2018/751 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği durma karar verilmiştir. Kararın 14.01.2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine, kanun yararına bozma talebinde bulunulmuştur. 3. Dairemizin 27.12.2019 tarihli ve 2019/8075 Esas, 2019/9246 Karar sayılı kararı ile 25.12.2018 tarihli hükmün 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir. 4. Kanun yararına bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 3. Çocuk Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/549 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/177 Esas sayılı dosyası üzerinden devamına karar verilmiştir. 5. İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/177 Esas, 2021/403 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir. 6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın hakkaniyete aykırı olması sebebiyle kaldırılarak, bozulması talebine ilişkindir. Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan beraatine karar verilmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre) Mahkemece, kolluk görevlilerinin 08.01.2016 tarihinde yapmış oldukları çalışmalar sırasında sanık ...'nin durumundan şüphelenilerek durdurdukları, yapılan kaba üst aramasında sol kolunun montu ile kazağı arasında uzmanlık raporu ile de sabit olduğu üzere uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, sanığın bu eylemi nedeni ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 3 yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, bu kararın sanığa 15.03.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, kolluk görevlilerinin 18.02.2016 tarihinde ring görevlerini ifa ettikleri sırada (34 ...) plaka sayılı aracın durumundan şüphelenilerek durdurulmak istendiği, ancak aracın durmayarak kaçmaya başladığı, aracın takibine başlandığı, aracın kaza yaparak durduğu ve şahısların yaya olarak kaçmaya başladıkları ve olay yerine çok yakın yerde yakalandıkları, şahısların kaçmaya çalıştıkları araç içerisinde yapılan aramada arka koltuğun önünde alüminyum folyoya sarılı vaziyette uzmanlık raporu ile de sabit olduğu üzere uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, sanığın 18.02.2016 tarihli eyleminin kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu değerlendirilerek kamu davasının açılmasının kararının kaldırılması suretiyle iddianame düzenlenerek İstanbul Anadolu 3. Çocuk Mahkemesine kamu davası açılmış ise de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 15.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 18.02.2016 tarihli eyleminin tebliğ tarihinden önce olduğu dolayısıyla sanığın bu eyleminin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında kaldığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararının tebliğ tarihi olan 15.03.2016 tarihinden sonra 16.05.2017 tarihinde kolluk görevlilerinin yapmış oldukları ring görevleri sırasında sanığın içinde bulunduğu ( ...) plaka sayılı aracın şüphe üzerine durdurulmak istendiği, aracın kaçmaya başladığı ve aracın takip sonucu durdurulduğu, sanığın aracın sağ arka yolcu koltuğunda oturduğu ve araç içerisinde yapılan aramada sağ arka yolcu koltuğunun önünde bulunan paspas üzerinde şeffaf poşet içerisinde alüminyum folyoya sarılı vaziyette uzmanlık raporu ile de sabit olduğu üzere uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, 16.05.2017 tarihli eyleminin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu anlaşılmakla sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği sabit görüldüğü gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu yönünden getirilen yeni düzenlemeler kapsamında ve aynı zamanda, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinde "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklinde yer verilen hükümler ile 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle derdest olan dosyalarda yürütülecek yargılama işlemleri ile ilgili olarak geçiş hükümleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ise "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.)Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, KDAE kararının kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, KDAE kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, KDAE kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, 5 yıl süre ile verilen KDAE kararında, suça sürüklenen çocuklar için de bu sürenin 5 yıl olduğu, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen KDAE kararının hukuken geçersiz sayılacağı, KDAE kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen KDAE kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin KDAE kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda KDAE kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen KDAE kararlarının müdafiine yapılmasının da zorunlu olduğu, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen KDAE kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, KDAE kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, KDAE kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir KDAE kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası KDAE kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk KDAE kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında Mahkemelerce verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı ya da aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen erteleme süresi içerisinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen ilk eylem, anılan Kanun hükümleri, açık bir şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini düzenlediğinden, ihlal niteliğinde sayılacaktır ve Mahkemelerce yargılamaya devam olunarak hüküm kurulacaktır. Hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen erteleme süresi içerisinde ihlalin gerçekleşmemesi halinde ise Mahkemelerce sürenin olumlu geçtiğinin tespiti üzerine düşme kararı verilecektir. Ancak, sanık hakkında anılan geçiş hükümlerinin uygulanmasından sonra, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen soruşturma ve kovuşturma konusu edilebilen sonraki eylem ile ilgili olarak, sanık lehine olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda KDAE kararı verilmesi gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda; Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda birleştirilerek dosya arasına alınan, İstanbul Anadolu 3. Çocuk Mahkemesinin 2020/549 Esas, 2020/636 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık hakkında daha önce işlediği 08.01.2016 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı verilen 08.03.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde 15.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, kesinleşme tarihi olan 01.04.2016 tarihinden önce işlenen 18.02.2016 tarihli eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal kabul edilerek İstanbul Anadolu 3. Çocuk Mahkemesince 18.02.2016 tarihli eylemin ihlal niteliğinde olmayacağı, erteleme kararından önce işlenmiş olması nedeniyle 04.10.2018 tarihinde durma kararı verildiği, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihinde sanık hakkından daha önceki eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına ilişkin durma kararı verilmesi nedeniyle 16.05.2017 tarihli eylemi nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden kamu davası açma şartları gerçekleşmediğinden işlemlerin durmasına karar verildiği, Dairemizce kanun yararına bozma yoluna gidilerek kararın bozulmasına ve her iki dosyanın birleştirilmesine karar verildiği, bozmaya uyularak dosyaların birleştirilmesine karar verilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda; Somut olayda, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede, sanık hakkında inceleme konusu suç tarihinden öncesinde ve sonrasında başka suçlarında olduğu görülerek, UYAP üzerinden yapılan araştırma kayıtları da denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınıp, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından da başkaca kayıt bulunup bulunmadığı da sorularak, dosya ve soruşturma kayıtlarının akıbeti araştırılıp, aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip incelenen dosya arasına konulması ve tüm deliller değerlendirilerek, varsa kesinleşen Mahkeme kararları yönünden gerektiğinde kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği de tartışıldıktan sonra, her bir eylem yönünden ayrı ayrı sübut da tartışılarak hüküm kurulması gerkirken, eksik araştırma ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarih, 2020/177 Esas, 2021/403 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.07.2023 tarihinde karar verildi.