Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/21717 E. 2023/6054 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/21717
- Karar No
- 2023/6054
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/283 E., 2019/788 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.05.2010 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Bakırköy (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.02.2011 tarihli ve 2010/2943 Esas, 2011/276 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 29.03.2011 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 18.10.2012 tarihli ve 2010/2943 Esas, 2011/276 Karar sayılı ek kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan karar tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 50 nci maddesi, 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. D. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 10.07.2017 tarihli 2013/5606 Esas, 2017/3376 Karar sayılı kararı ile, "TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; sanığa gönderilen duruşma günü ve saatini bildirir davetiyenin "tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, bir mazereti varsa gelip bildirmesi, gelmediği ve bir mazeret bildirmediği takdirde denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunacağı” uyarısı ile birlikte tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet hükmü kurulmasının" kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. E. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2017/547 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararı ile "Hükümlü 'nin mahkememizin (kapatılan Bakırköy 4. SCM ) 2010/2943 esas, 2011/276 ek karar sayılı ilamı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 10 ay hapis cezasına mahkum edildiği, hapis cezasının ertelendiği, tedavi ve denetimli serbestliğe uymadığından cezanın 5237 Sayılı TCK'nun 51/7 maddesi gereğince AYNEN İNFAZINA" şeklinde hüküm kurulmuş, karara sanık tarafından yapılan itirazın ise Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2018 tarihli 2018/897 D.iş sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir. F. Bakırköy Asliye Ceza İlamat Masasının 20.09.2018 tarih ve 2018/2-34378 sayılı yazısı üzerine dosya yeniden ele alınarak, Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2018 tarihli ve 2017/547 Esas, 2018/403 Karar sayılı ek kararı ile sanık hakkında, "Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkememizin 29.05.2018 tarih ve 2017/547 Esas 2018/403 sayılı Kararı ile hükümlü ... hakkında 6000 TL Adli Para Cezasının infazına yönelik maddi hatanın; Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesince 25.02.2011 tarihli 2010/2943 Esas 2011/276 sayılı Ek kararla verilen, Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin aynen infazına, şeklinde TAVZİH EDİLMESİNE, 2-Hükümlü ... hakkında 6000 TL Adli Para Cezasına ilişkin infazın DURDURULMASINA, ilamın kapatılmasına müteakiben, 6000 TL Adli Para Cezasına ilişkin infazın geri istenmesi için Asliye Ceza İlamat Masasına yazı YAZILMASINA," şeklinde hüküm kurularak, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair 25.02.2011 tarihli hükmün aynen infazına karar verilmiştir. Kararın 26.09.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. G. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/283 Esas, 2019/788 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 inci, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; pişman olduğuna, sonrasında suç işlemediğine, kararın bozulmasına karar verilmesini talep ettiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Bozma kararı öncesi kurulan 18.10.2012 tarihli karar ile sanık hakkında 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiş olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca aynen infaz kararı verilebilmesi için usulüne uygun olarak verilip kesinleşen bir erteli hapis cezası olması gerektiği gözetilmeksizin, bozmaya uyulduğu belirtilerek 29.05.2018 tarihli karar ile "10 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca aynen infazına" ilişkin karar verildiği, dosya kapsamında sanık hakkında erteli hapis cezasına hükmedilmediği dolayısıyla aynen infaz kararı verilebilecek kesinleşmiş bir karar bulunmaması nedeniyle 29.05.2018 tarihli hükmün hukuki değerden yoksun olduğu ve bu karara istinaden hukuka aykırı olarak verilen 20.09.2018 tarihli tavzih kararının ve sonrasında yapılan işlemlerin de hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılarak yapılan incelemede; 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. Suç tarihinden itibaren temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kesinleştiği 29.03.2011 tarihi ile tedbirin gereklerine uymama nedeniyle Mahkemenin tensip tarihi olan 22.03.2012 tarihleri arasındaki duran süre eklendiğinde de, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/283 Esas, 2019/788 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz talebi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.