Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/5297 E. 2026/6258 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5297
- Karar No
- 2026/6258
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/889 E., 2026/364 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/75 E., 2023/318 K.
Dava kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 07... parsel sayılı taşınmazın irsen, intikalen, taksimen ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle müteveffa ... oğlu ...'un malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda iken, 2000 yılında taşınmazı kayıtsız şartsız oğlu ...'a hibe ettiği, zilyetliğini de devrettiği anlaşılmakla davalı ... adına 03.10.2007 tarihinde tespit yapıldığı, askı ilan süresi içinde dava açılmadığından 09.08.2008 tarihinde kadastro tespitinin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili; davacının ... köyü 1 07... parsel de kayıtlı bulunan 4 katlı kargir ev cinsinde olan gayrimenkulün 2. kattaki dairesini o dönemlerde henüz kadastronun geçmemesi sebebiyle 10.02.2006 tarihinde 'Köylü senedi' olarak nitelendirilen adi yazılı sözleşme ile satın aldığını ve taşınmazın zilyetliğini de devir alarak kullanmaya başladığını ancak yapılan kadastro çalışmalarından taşınmazın zilyet olmayan davalı adına tespit ve tescil edildiğini belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile satın almış olduğu 2. katta bulunan dairenin payı nispetine tekabül eden kısmının davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın, kadastro tespitinden 10 yıl geçtikten sonra açıldığını, davacının, davalının İstanbul'da yaşıyor olmasını fırsat bilerek davalının bilgisi ve rızası olmaksızın taşınmaza yerleştiğini, davalının da bu olay üzerine davacı aleyhine haksız işgalin son bulması için dava açtığını, açılan davada dinlenen tanıkların davacının dairede oturmadığını lakin anahtarın kendisinde olduğunu beyan ettiklerini, davacının fiilen taşınmazı kullanmadığını, bu nedenle zilyetlik ile taşınmazın mülkiyetini kazanmasının söz konusu olmadığını, bahse konu senedin herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, kadastro tespiti sırasında sunulmayan köy senetlerinin sonrasında herhangi bir hükmünün bulunmadığını, taşınmazın tapulu taşınmaz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın kadastro tespitin kesinleştiği 09.08.2008 tarihi ile dava tarihi olan 22.03.2023 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesiyle aynı gerekçe ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.