Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3740 E. 2026/5004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3740
- Karar No
- 2026/5004
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/108 E., 2026/262 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/323 E., 2025/104 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Dava konusu 479 parselin davalılar adına yapılan kadastro tespiti 21.07.1983 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı Hazine vekili; Adıyaman ili, ... ilçesi, ... köyü eski 479 parsel (yeni 1 50... parsel) sayılı taşınmazın kadastro sırasında senetsiz ve belgesizden 20.000 m² olarak tespit edildiğini, sonradan yapılan sayısal hesaplamada ise gerçek yüzölçümünün 24.645,92 m² olduğunun ve aradaki farkın hesap hatasından kaynaklandığının belirlendiğini, taşınmazın zilyetlikten kazanılmış olması nedeniyle tespit tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca 20.000 m²'den fazla kısmın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, bu nedenle fazlalık olarak belirlenen 4.645,92 m²'lik bölümün Hazine adına tescil edilmesi gerekirken davalılar adına bırakıldığını iddia ederek, dava konusu kısmın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 14.03.1983 tarihinde senetsizden tespit edildiği ve kadastro çalışmalarının 21.07.1983 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 24.10.2024 tarihinde açıldığı, davanın niteliği itibarıyla 3402 sayılı Kanun’un 41. maddesi kapsamında bir yüz ölçümü düzeltme davası olmayıp mülkiyet aktarımına yönelik tapu iptali ve tescil davası olduğunu, bu tür davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağı, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.