Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6386 E. 2026/4964 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6386
- Karar No
- 2026/4964
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1103 E., 2025/1764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/671 E., 2025/143 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının Antalya ilinde ikamet ettiğini, Iğdır ili, ... ilçesi, ... (...) köyünde bulunan taşınmazları için davalı yeğeni ...’u taşınmaz satış yetkisini de içerir 08.03.2010 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettiğini, vekaletname verilme amacının taşınmazlarla ilgili Devlet desteğinden (çiftlik, ahır vb. tesisler inşa etmek maksadıyla) yararlanmak olduğunu, ancak davalı vekil ... ’un dava konusu 836, 837, 8 38... parsel sayılı taşınmazlardaki davacıya ait miras payını davacının kardeşi olan diğer davalı ...’a 24.03.2010 tarihinde satış yoluyla devrettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde davacıyı zararlandırma kastıyla hareket ettiklerini, davacının kardeşlerinin herhangi bir tasarruf işlemi olmayacağı konusundaki açıklamalarına güvenerek vekaletname verdiğini, çekişmeli temliki yakınları aracılığıyla çok sonra öğrendiğini ve vekil ... ’u azlettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazlardaki çekişmeli payların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde rayiç bedellerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; davanın zamanaşımına uğradığını, temlik tarihinden itibaren 11 yıl geçtiğini, temlikten davacının haberdar olduğunu, bu süre zarfında herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının kendi istek ve rızasıyla vekaletname verdiğini, Antalya ilinde ikamet eden davacının taşınmazlardaki payını satmak istediğini, kardeşine satılmasının iyi olacağını söylediğini, bunun üzerine yetkiye dayalı satış yaptığını ve bu güne kadar bir sorun çıkmadığını, davacı vekaletnameyi Devlet desteğiyle çiftlik kurulması için verdiğini iddia etmiş ise de temlikten 7 yıl önce taşınmaz üzerindeki tesislerin kurulduğunu, iddianın yersiz olduğunu, dededen intikal eden yerlerin paylaşımı ve devirleri konusunda tüm mirasçıların anlaştığını, davacının da şehir dışında olmasından dolayı vekaletname ile işlem yaptırdığını, satış bedellerini amcası ... ’tan aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davanın zamanaşımına uğradığını, temlik tarihinden itibaren 11 yıl geçtiğini, temlikten davacının haberdar olduğunu, bu süre zarfında herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının kendi istek ve rızasıyla vekaletname verdiğini, Antalya ilinde ikamet eden davacının taşınmazlardaki payını kendisine satmak istediğini, bunun üzerine diğer davalı ...’un yetkiye dayalı satış yaptığını ve bu güne kadar bir sorun çıkmadığını, davacı vekaletnameyi devlet desteğiyle çiftlik kurulması için verdiğini iddia etmiş ise de temlikten 7 yıl önce bu tesislerin kurulduğunu, iddianın yersiz olduğunu, dededen intikal eden yerlerin paylaşımı ve devirleri konusunda tüm mirasçıların anlaştığını, davacının da şehir dışında olmasından dolayı vekaletname ile işlem yaptırdığını, satış bedellerini aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2021/293 Esas, 2022/548 Karar sayılı kararı ile; tanık ...’ın vekaletnamenin Devlet desteği alınması için düzenlendiğini beyan ettiği, çekişmeli payların düşük bedellerle temlik edildiği, davalıların satış bedelini davacıya ödediğine dair kayda dayalı delil sunamadıkları, vekaletnamenin satış için verildiğinin kanıtlanamadığı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle kayıt maliki olmayan davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazlarda davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının 1680/18480 pay oranında iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2024 tarihli ve 2022/1725 Esas, 2024/479 Karar sayılı kararıyla; eldeki davada ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının eğitim durumu dikkate alındığında vekaletnamedeki yetkileri anlayabilecek durumda olduğu, davacının iddia ettiği gibi taşınmazlardan Devlet desteği alınması için vekaletname ile yetki verilmediği, davalıların el ve işbirliği içerisinde zararlandırma kastıyla hareket ettiğini davacının kanıtlaması gerektiği, tapu iptali ve tescil talebinin reddi halinde terditli tazminat istemi üzerinde durulması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, yeniden görülmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2024 tarihli ve 2024/149 Esas, 2024/330 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamı ve toplanan deliller uyarınca, davacı tanık beyanları ile vekaletnamenin Devlet desteklerinden yararlanma amacıyla verildiği iddiasının kanıtlanamadığı, davacının eğitim durumu dikkate alındığında vekaletnamedeki yetkileri anlayabilecek durumda olduğu, davacını iddia ettiği gibi taşınmazlardan Devlet desteği alınması için vekaletname ile yetki verilmediği, davalıların el ve işbirliği içerisinde zararlandırma kastıyla hareket ettiğini davacının ispat edemediği, tapu iptali ve tescil isteminin reddedilmesi gerektiği, ancak satış bedelinin davacıya ödendiğini davalı vekilin kayda dayalı ispat edemediği, bu nedenle hesap verme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davacı tarafın bedele ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 117.449,96 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’tan tahsiline, bedel yönünden davalı ...’a açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ile davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2024 tarihli ve 2024/1387 Esas, 2024/1934 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın süresinde sunduğu cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı, satış bedelinin ödendiğini ispat edemeyen davalı ...’un davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, yeniden görülmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında davalı ...’a yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı ve neticeleri konusunda bilgi verildiği, ancak anılan davalının yemin teklifine başvurmadığı, dosya kapsamı ve toplanan deliller uyarınca, davacı tanık beyanları ile vekaletnamenin Devlet desteklerinden yararlanma amacıyla verildiği iddiasının kanıtlanamadığı, davacının eğitim durumu dikkate alındığında vekaletnamedeki yetkileri anlayabilecek durumda olduğu, davacının iddia ettiği gibi taşınmazlardan Devlet desteği alınması için vekaletname ile yetki verilmediği, davalıların el ve işbirliği içerisinde zararlandırma kastıyla hareket ettiğini davacının ispat edemediği, tapu iptali ve tescil isteminin reddedilmesi gerektiği, ancak satış bedelinin davacıya ödendiğini davalı vekilin kayda dayalı ispat edemediği, bu nedenle hesap verme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davacı tarafın bedele ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 117.449,96 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’tan tahsiline, bedel yönünden davalı ...’a açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ile davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve toplanan deliller ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ...’un istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; davacının 08.03.2010 tarihli intikal, ifraz, taksim ve satış yetkileri içeren vekaletname ile kuzeni olan davalı ...’yi vekil tayin ettiği, vekilin 24.03.2010 tarihinde dava konusu 836, 837, 8 38... parsellerdeki davacıya ait payları davacının kardeşi olan diğer davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
Borçlar Kanunu'nda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2. maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanun'un 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanun'un 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda, dinlenen tanık beyanlarından Antalya’da ikamet eden davacının satıştan haberdar edilmediği, satış bedeli adı altında davacıya bir ödeme yapıldığının da kanıtlanamadığı ve bedelin vekilden tahsiline ilişkin hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmediği görülmekte olup bu maddi olgular, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde temlikin vekil tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, vekil ile davacının kardeşi olan davalı ...’un el ve işbirliği içinde davacıyı zararlandırma kastıyla hareket ettikleri sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacı vekilinin temyiz itirazının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.