Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6156 E. 2026/4659 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6156
Karar No
2026/4659
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/984 E., 2025/1620 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Patnos 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/202 E., 2025/175 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş ise de talebi değerden reddedilip; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tenkis ile ecrimisil isteklerine ilişkindir.

Davacı vekili; davacının 01.08.2002 tarihinde vefat eden muris ...’ın oğlu olduğunu, murisin sağlığında maliki olduğu .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi, .. Mevkiinde kain 1 32... parsel sayılı taşınmazı kardeşi davalı ...’a, yine aynı yer 1 32... parsel sayılı taşınmazı da diğer davalı kardeşi ...’a satış suretiyle devrettiğini, söz konusu devirlerin muvazaalı olup gerçekte bağış işlemi yapılarak davacı müvekkilinin miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla tapuda satış işlemi yapılmış gibi gösterildiğini beyanla davalılar adına muvazaalı devirlere dayalı tapu kaydının davacı müvekkilinin miras payı oranında iptali ile müvekkil adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde ihlal edilen saklı pay oranında tenkisine ve davalıların haksız işgali nedeniyle hükmolunacak ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro çalışmalarının 1990 yılında yapıldığını ve kadastro tespitinin 17.07.1993 tarihinde kesinleştiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gibi tenkis ve ecrimisil taleplerinin de zamamaşımına uğradığını, kaldı ki aynı taleplerle açılan davada davacı tarafın keşif avansını verilen kesin sürede yatırmaması nedeniyle verilen ret kararının kesinleştiğini ve davanın kesin hüküm itirazları nedeniyle de reddi gerektiğini, murisin sağlığında malvarlığını çocukları arasında paylaştırdığını, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu beyanla reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince 31.03.2022 tarihli karar ile; davanın murisin vefat tarihinden itibaren 3402 sayılı Kadastro (3402 sayılı Kanun) Kanunu'nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesine göre tenkis talebi için yasada öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan ve davalı tarafça zamanaşımı def'inde bulunulduğundan terditli tenkis talebi yönünden de davanın reddine, diğer talepler reddedildiğinden davacının ecrimisil tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2024 tarihli kararı ile; muris muvazaası nedeni ile pay oranında iptal ve tescil talep edilmekle miras bırakanın kadastro tespitinden sonra ölmesi nedeni ile hiçbir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresine tabi olmayan muris muvazaası iddiasının değerlendirilmesi gerekeceğinden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve davanın esası hakkında bir karar verilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; dosya kapsamına göre ortak murisinin diğer mirasçıların miras hisseleri nedeniyle taşınmazdan pay almalarını engellemek amacıyla dava konusu taşınmazları davalılara bağışlama iradesindeyken satmış gibi göstererek muvazaalı işlemle devrettiği sonucuna ulaşıldığı belirtilerek imar uygulaması sonrasında oluşan dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. Mah.1 32... ve 41 parsel sayılı taşınmazlardaki davalıların hisselerinin davacının veraset ilamındaki 1/13 payı kadar iptali ile davacı adına tapuya tesciline, tapu iptali-tescil talebi hakkında kabul kararı verildiğinden diğer talepler hakkında olumlu-olumsuz karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Somut olayda; dava konusu taşınmaz bölümü, kadastro öncesinde .. .. .. Mah 29 yevmiye 34... sahife 30 sıra numaralı 29.01.1979 tarihli tapu kaydı ile muris adına tapulu iken muris tarafından .. Noterliğinin 02.01.1990 tarihli, 1 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde tapulu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın 1.000.000,00 TL bedelle davalılara satıldığı, bedelin peşin olarak alındığından bahisle 25.10.1990 tarihli kadastro tutanağı ile davalılar adına tespit gördüğü anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu taşınmazların geldisi olan 29.01.1979 tarihli, 30 sıra numaralı taşınmaz, kadastro tespitinden önce tapulu olup hakkında .. Noterliğinin 02.01.1990 tarihli gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş olmakla birlikte kadastro tespiti sırasında muris-malik ...'ın bu taşınmazı davalılara satıp parasını aldığı şeklindeki beyanına istinaden kadastro tuatnağı düzenlendiğinden, yapılan işlem ile tarafların iradesi arasında bir uyumsuzluk olmadığı gibi yapılan işlemin bağış niteliğinde olduğu kabul edilse bile şekle aykırılık söz konusu değildir. Bu durumda davaya dayanak olarak gösterilen devir işlemi, 3402 sayılı Kanun'un 13/B-a maddesi gereğince usulüne uygun olarak yapılan bir işlem niteliği olup 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

Hâl böyle olunca; yukarıda değinilen maddi olay ve hukuki olgular çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru değildir.

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6156, K. 2026/4659, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6156-e-2026-4659-k-b15c666857c5