Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5792 E. 2026/4662 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5792
- Karar No
- 2026/4662
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2685 E., 2025/1279 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/67 E., 2022/266 K.
Dava, muris muvazaasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı; muris ...’in 11.09.2019 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak kendisi ile davalılar ... ve ...’in kaldığını, murisin maliki olduğu .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 1 06... parsel sayılı taşınmazdaki 695/1176 payını 17.04.2007 tarihinde dava dışı ..’e, bu kişinin de kısa süre sonra davalı ...’e devrettiğini, ayrıca 1 18... ve 1 50... parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerinin tamamını 04.07.2014 tarihinde davalı ...’e temlik ettiğini, anılan devirlerin gerçekte bağış niteliğinde olmasına rağmen tapuda satış gibi gösterildiğini, taşınmazların gerçek değerlerinin çok altında bedellerle devredildiğini ve işlemlerin mirastan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek taşınmazların dava tarihindeki değerleri üzerinden miras payına isabet eden tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmazın muris tarafından doğrudan müvekkiline değil, önce dava dışı ..’e devredildiğini, daha sonra .. tarafından müvekkiline satıldığını, bu nedenle muris ile müvekkili arasında muvazaalı bir temlik ilişkisinin bulunmadığını, murisin mirastan mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini, aksine mirasçıları arasında mal paylaşımı yapmak istediğini, davacı ...’e de sağlığında çeşitli ekonomik katkılarda bulunarak düğün masraflarını karşıladığını ve bazı borçlarını ödediğini, ayrıca murisin dava konusu taşınmazın ...’de kalmasını istediğini beyan ettiğini, davacı tarafından murisin neden kendisinden mal kaçırmak isteyeceğine ilişkin somut bir olgu ortaya konulamadığını, muris muvazaası iddiasının ispat yükünün davacıda olduğunu ve bu yükün yerine getirilmediğini savunmuş; öte yandan, muris muvazaasının varlığının kabulü hâlinde dahi eldeki davanın tapu iptali ve tescil değil tazminat istemine ilişkin olduğunu, müvekkilinin taşınmazı boş ve kıraç tarla niteliğinde iken edindiğini, sonradan üçüncü kişilerce yapılan zeytin dikimleri nedeniyle taşınmazın değer kazandığını, bu nedenle tazminat hesabında dava tarihindeki değil, müvekkilinin taşınmazı edindiği tarihteki değerinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine, aksi hâlde tazminatın bu esaslar çerçevesinde belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ...’in 11.09.2019 tarihinde vefat ettiği, geriye davacı ... ile davalılar ... ve ...’in mirasçı olarak kaldıkları, dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmazdaki payın muris tarafından önce dava dışı ..’e, ardından davalı ...’e devredildiği, 1 18... ve 1 50... parsel sayılı taşınmazların ise muris tarafından davalı ...’e temlik edildiği, ancak dosya kapsamındaki tanık anlatımları, tapu kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırmaları ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden murisin davacıdan mal kaçırma amacıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığı, murisin son dönemlerinde bakıma muhtaç hâle geldiği ve davalı ...’in kendisine ölümüne kadar baktığı, bu nedenle 1 18... ve 1 50... parsel sayılı taşınmazların minnet duygusuyla devredilmiş olabileceği, ayrıca davacı tanıklarının beyanlarından murisin davacıya düğün masrafları ve çeşitli yardımlar yaptığı yönündeki savunmanın doğrulanabilir nitelikte olduğu, murisin adına kayıtlı 1 18... parsel sayılı taşınmazın da ölümüne kadar uhdesinde kaldığı, tüm bu olguların murisin mirasçılar arasında mal paylaşımı yapma iradesiyle hareket ettiğini gösterdiği davacının muris muvazaası ve mirastan mal kaçırma iddiasını yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.