Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4667 E. 2026/3647 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4667
- Karar No
- 2026/3647
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/668 E., 2025/1148 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/109 E., 2024/117 K.
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Asıl davada davacı; mirasbırakan babaları ...’ın 1 33... , 7 24... ve 7 66... ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazlarını, birleştirilen davada davacılar; mirasbırakan babaları ...’ın 7 24... , 7 66... ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’e ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, murisin daha sonra yaptığı işlemden pişman olarak taşınmazlarını geri almak için ... aleyhine dava açtığını, ancak davalının oğlu ...’in baskıları sonucu murisin davayı takip etmediğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler; yargılama aşamasında dava konusu 7 66... parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından oğlu olan ...’ye devredilmesi, 7 24... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılması üzerine HMK'nın 125. maddesi gereğince 7 66... parsel sayılı taşınmaz yönünden yeni malike karşı tapu iptali ve tescil, 7 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden önceki malike karşı tazminat olarak devam edeceklerini bildirmişlerdir. Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; taşınmazların tamamının kendisine ait olduğunu, bir kısmını 2007 yılında muristen bedelini ödeyerek satın aldığını, bir kısım taşınmazın ise murisle ilgisi olmayıp üçüncü kişilerden satın aldığını, muris ile arasında yapılan herhangi bir bakım sözleşmesi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; taşınmazı davalı ...’den bedeli karşılığı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, 7 66... ve 7 24... ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazların muris tarafından, 1 33... parsel sayılı taşınmazın ise üçüncü kişi tarafından davalıya devredildiği, davalı ...’in murisin tek erkek çocuğu olduğu, murisin kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmazları devrettiği,7 24... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırıldığı ve davalı adına kayıtlı olmadığı, birleştirilen davada davacılar ... ve ... adına usulüne uygun vekaletname sunulmadığı ve bu kişilerin de yapılan işlemleri kabul ettiklerine dair bir beyanda bulunmadıkları gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 7 66... ve 1 02... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, 7 24... ve 1 33... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabulü ile davacılar ..., ... ve ... yönünden 7 66... ve 1 02... parsel sayılı taşınmazlar için tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne, 7 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, davacılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, karar başlığında birleştirilen dosya davacılarının yer almadığı, ayrıca 7 24... parsel sayılı taşınmazın dava tarihinden sonra kamulaştırıldığı ve ... Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesi uyarınca kamulaştırılan dava konusu taşınmaz yönünden seçimlik hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilinin tazminat olarak davaya devam edeceğini beyan ettiği buna rağmen Mahkemece davacının bu talebi yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece birleştirilen davada davacılar ... ve ...’ün adına vekaletname bulunmadığı gerekçesiyle bu davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de bu hususta usulüne uygun tebligat çıkartılmadığı, bu nedenle birleştirilen davada adı geçen avukata davacılar ... ve ... adına düzenlenmiş vekaletnamesini sunması için usulüne uygun kesin süre verilmesi, bu süre içerisinde vekaletname verilmemesi veya davacı asılların, vekil tarafından yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmemesi durumunda vekil tarafından yapılan işlemlerin yapılmamış sayılacağının asıla ihtar edilmesi gerekirken Mahkemesince davacı asıllara herhangi bir ihtarname, tebligat yapılmaksızın yetkisiz vekil tarafından yapılan işlemlere icazet verilip verilmediği sorulmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak yapıldığı, 7 24... parsel sayılı taşınmazın yargılama aşamasında kamulaştırıldığı, davacıların bu taşınmaz yönünden tazminat taleplerinde bulunduğu, davacı vekili tarafından davacılar ... ve ...’e ait vekaletnamelerin sunulduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 7 66... ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile, 7 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden 341.568,45 TL'nin davalıdan tahsiline, 1 33... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, birleştirilen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davacılar ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 7 66... parsel ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile, 7 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden her bir davacı için 341.568,45 TL bedele hükmedilmiş, kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davacının, muvazaa hukuki sebebine dayalı olarak yasal mirasçılara karşı açtığı davada, davacının kendi miras payını mı yoksa tereke adına mı dava açtığının tam olarak anlaşılamadığı, bu itibarla davacı tarafa iddiasının HMK'nın 31. maddesi doğrultusunda açıklattırılması, davacının muvazaa iddiasına dayalı olarak kendi miras payı oranlarında talepte bulunduğunun anlaşılması halinde tek başına dava açabileceği ancak taşınmazların terekeye veya diğer yasal mirasçılara da miras payları oranında döndürülmesi amacıyla açılması halinde yasal mirasçıların muvafakatı veya terekeye temsilci tayinin gerekli olduğu hususları göz önünde bulundurulması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda; temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak yapıldığı, davanın miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, dava konusu 7 66... parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında ...’a devredildiği, bu kişinin davaya dahil edildiği, ...’nin davalı ...’in oğlu olup iyi niyetli sayılamayacağı, 7 24... parsel sayılı taşınmazın yargılama aşamasında kamulaştırıldığı, davacıların bu taşınmaz yönünden tazminat taleplerinde bulunduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 7 66... ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile, 7 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden 247.890,38 TL'nin davalıdan tahsiline, 1 33... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine; birleştirilen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 7 66... parsel ve 1 02... (yeni 1 62... ) parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali ve tescile, 7 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden her bir davacı için 247.890,38 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından adli yardım talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalıların adli yardım talebinin, tarafların temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Asıl ve birleştirilen davada davacıların adli yardım isteği aşamada Mahkemece kabul edildiğinden başlangıçta alınmayan asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı 3.033,70'er TL temyiz başvuru harcı ile 732,00'şer TL onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına; asıl ve birleştirilen davada davalıların adli yardım talebi Dairece kabul edildiğinden asıl dava yönünden başlangıçta alınmayan 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 26.196,20 TL onama harcının; birleştirilen dava yönünden başlangıçta alınmayan 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 154.397,25 TL onama harcının asıl ve birleştirilen davada davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. Asıl ve Birleştirilen Davada Davacılar Yönünden;