Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1767 E. 2026/4125 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1767
Karar No
2026/4125
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/507 E., 2025/166 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/119 E., 2020/497 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR- Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 17. maddesine dayalı gaiplik ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı ... Vakfından olan 11 20... parsel sayılı taşınmazda toplam 1214976/3483648 payın ..., , , ... ve ...’a ait iken bu kişilerin gaip olması nedeniyle Defterdarın kayyım tayin edildiğini, 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca taşınmazın vakfı adına tescili gerektiğini ileri sürerek anılan kişilerin gaipliğine, tapu kaydının iptali ile vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili; kayıt maliki ... yönünden kayyım tayin edilmediğinden ...'ın payı yönünden kayyıma husumet yöneltilemeyeceğini, vakfı adına tescil için gerekli koşulların araştırılması gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli ve 2016/119 Esas, 2020/497 Karar sayılı kararıyla; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 17. madde koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile gaiplik ve iptal-tescile karar verilmiş, karara karşı davacı vekili (harç ve yargılama giderleri yönünden) tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 18.02.2022 tarihli 2021/88 Esas, 2022/236 Karar sayılı kararıyla; davaya konu taşınmazın mukataalı vakıf taşınmazı olduğu, bir kısım paydaşlar yönünden gaiplik ve iptal-tescile karar verilmesinde isabetsizlik bulunmasa da karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden davalı Kayyımın sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmadığı gibi, tapu kayıt maliklerinden ... oğlu ... yönünden kayyım tayini kararı bulunmadığı, bu kapsamda kayyıma husumet yöneltilemeyeceği, ...’a ait pay yönünden verilen gaiplik ve tescile ilişkin kararın hatalı olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile, Bilâs dışındaki kayıt malikleri yönünden gaiplik ve iptal-tescile, kayıt maliki ... yönünden açılan davanın reddine, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 19.10.2022 tarihli 2022/3662 Esas sayılı kararı ile, kayyım tayinine ilişkin Beyoğlu 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.01.1996 günlü, 1994/765 Esas, 1996/10 Karar sayılı ilamının hüküm kısmını tashih ettirmek suretiyle kayıt maliki ... açısından kayyımlık kararının temini için süre verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ...’ın payı yönünden de kayyım atanması, atanan kayyımın davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi ve işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kayıt malikleri ... ve ... yönünden iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... payı yönünden ise yönetim kayyımı atanmış ise de ...'ın Suriye uyruklu olduğu, tapu kaydında 1602 sayılı Kanun kapsamında şerh bulunduğu, tapu iptal ve tescil davasında Hazinenin taraf olmadığı, Hazineye dahili dava yoluyla taraf sıfatı kazandırılamayacağı, kayyıma husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; davanın kabulüne karar verilen ... ve ... payına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulduğu, bozma kararına uyulmakla davacı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları ile davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda; dava konusu 11 20... parsel sayılı taşınmazın 526848/3483648 pay sahibi ... oğlu ...’a ... 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.04.2024 tarihli 2023/945 Esas, 2024/364 Karar sayılı kararı ile ... Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün kayyım tayin edildiği, bozma ilamı sonrası dosya arasına alınan tapu kaydında "... Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün 05.11.1966 tarih ve 564-44/38765 sayılı yazıları gereğince, ... kızı ...'ın Suriye uyruklu olduğu ve 1062 sayılı Kanun uyarınca bu hisseye Hazinece el konulmuştur" şerhi bulunmakta ise de tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine yöneltileceği, kayıt malikinin halen kayyım tarafından temsil edilen ... oğlu ... olduğu anlaşılmakla davanın Hazineye yöneltilmediği gerekçesiyle pasif husumetten reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi ... yönünden davanın reddine ilişkin hükümde payının hatalı olarak “26848/3483648” şeklinde yazılması da doğru değildir.

Hal böyle olunca; kayıt maliki 526848/3483648 pay sahibi ... oğlu ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isabetli değildir. Kabule göre de, alınması gereken karar ve ilam harcının taşınmazda kabul edilen payların dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri üzerinden hesaplanması, harcı ikmal edilen bu değer üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi, davanın pasif husumetten reddine ilişkin karar yönünden davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı aleyhine olacak şekilde hatalı karar verilmesi ve bozma ilamı sonrası istinaf incelemesi yapar gibi davalı aleyhine istinaf duruşma vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru değildir.

Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davacı ... İdaresi harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde Kayyıma iadesine, Dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1767, K. 2026/4125, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1767-e-2026-4125-k-b28436d81c06