Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4039 E. 2026/468 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4039
- Karar No
- 2026/468
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/633 E., 2024/999 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kayyım vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; 60 15... parsel sayılı taşınmazın nevi hanesinde ... Vakfı kaydı bulunduğunu, taşınmazın zemininin ise ... adına tespit edildiği ve 1/6’şar ... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... kızı ... payı bulunduğunu, bahsi geçen paydaşlara kayyım tayin edildiğini, kayıt maliklerinin kimlik bilgilerine ve kendilerine ulaşılamadığını, kendilerini ve mirasçılarını bilen ve tanıyan çıkmadığını, yaşayıp yaşamadıklarının ve nerede olduklarının bilinmediğini, ... Mahalle Muhtarlığı tarafından adı geçen şahısların tanınmadığına dair ... düzenlendiği, ... ... Bölge Müdürlüğü tarafından 11.01.20 19... nolu “Mahlûliyet Kararı” alındığını ileri sürerek 5737 sayılı ... Kanunu'nun 17. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın aslının vakıf olması nedeniyle mahlûlen ... Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde vakıf şerhi ve beyanları bulunduğunu, söz konusu taşınmaz malın vakıf adına tescili gerektiğinden, eldeki davaya itiraz edilmesinde yarar bulunmadığının Kayyım Büro Başkanlığı tarafından bildirildiği, idare yazısı uyarınca işlem yapılmasını, yasal hasım olduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalarını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5737 sayılı ... Kanunu’nun 17. maddesindeki şartlar oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Kayyım vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, çekişmeli taşınmazın aslının vakıf olması dolaysıyla davaya konu taşınmazdaki payların davacı taraf adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 60 15... parsel sayılı 138, 57... miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 1/6’şar payının ... çocukları ..., ... ve ... adına 18.02.1938 tarihli satış ile kayıtlı olduğu, her payda “...Vakfı Yarısı Mülk” şerhi bulunduğu (kütük sayfasında ... Vakfı şeklinde), beyan hanesinde ise “... Vakfı adına tespit olunmuştur” şerhi bulunduğu, taşınmazın 03.10.2003 tarihli yenileme öncesi geldiği eski 6 83... parsel 1 43... miktarlı mağaza gediği nitelikli taşınmazın kütük sayfasında 3/6 payın ... Şubesi adına, 1/6’şar payın ... evlatları ..., ..., ... adına 18.02.1938 tebdil ile kayıtlı olduğu, ... 3 16... ve 21.06.9 33... nolu tapu kayıtlarına istinaden yapılan 1938 yılındaki tespitte, kadastro tespit tutanağında okunması güç olmakla birlikte ½ payının ... Bankası ... Şubesine, yarısının ise ... evladı ..., ... ve ... iken ...’nin ölümü ile oğlu...’ya ve...’nın da 328 yılında ölümü ile kızları ... ve ...’ye, ...’in de 328 yılında ölümü ile oğulları ... ve ... ve kızı .. (...), ...’da 334 yılında ölümü ile karısı ... ile çocukları ... ve ..., ...’nin de 335 yılında ölümü ile karısı ... ile oğulları ... ve ...’e kaldığının belirtildiği, aynı vakfı şerhi ve beyanın tespitte de yer aldığı, komisyon tetkikinde kayıt maliklerinin ölü olduğunun belirtildiği, tespite esas dayanak kayıtların veya tebdil/satış işlemine ilişkin evrakın dosya arasında yer almadığı, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.05.2017 tarihli ve 2016/2058 Esas, 2017/1265 Karar sayılı kararı ile çekişme konusu taşınmaz 3/6 pay sahipleri ... çocukları ..., ... ve ...’nin uzun süredir bulunmadığı, kendilerinden haber alınamadığını belirtip ... Defterdarının kayyım tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesinde “Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk veya mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiş olup anılan yasal düzenleme uyarınca taşınmazın vakfı adına tesciline karar verilebilmesi için kayıt maliklerinin gaip olup olmadıkları, mirasçı bırakmadan ölüp ölmediklerinin saptanması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavül kayıtlarının tamamı mercinden istenmemiş, kayıt maliklerinin mirasçılarının bulunup bulunmadığı, gaip kişilerden olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamış, taşınmazda iki ayrı vakfa ilişkin beyan ve şerh bulunduğu, kayıt maliklerine ilişkin vakıf şerhinde yarı hisseye ilişkin açıklama yer aldığı halde bu husus araştırılmaksızın, bahsi geçen vakıflara ilişkin evrak dosya arasına alınmadan sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca; çekişme konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren dayanak tüm belgelerinin eksiksiz temini, kayıt malikleri ya da mirasçılarının kimliğinin tespitine ilişkin başkaca bilgi ve belge bulunup bulunmadığının sorulması, getirtilecek belgelerdeki verilerden yararlanmak suretiyle ve özellikle kadastro tutanağında belirtilen ölüm tarihleri ve akrabalık ilişkileri de bildirilerek kayıt maliklerinin nüfus kaydının ve mirasçıları bulunup bulunmadığının İlçe Nüfus Müdürlüğünden ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorularak tereddütte yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/2058 Esas sayılı kayyım tayini dosyasının dosya arasına alınması, ... Genel Müdürlüğünden .../... Vakfı ve ... Vakfına ilişkin evrakın temini ile dava konusu taşınmazın hangi vakıfla ilişkili olduğu ve çekişmeli paylardaki yarı payın mülk yarı payın vakıf olduğuna ilişkin kaydın açıklığa kavuşturulması suretiyle 5737 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, harç hususu kamu düzenine ilişkin olup Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2017/1-1201 Esas, 716 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan ve gaip kişi adına yaptığı ... ve işlemler nedeniyle 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı olan defterdar burada Hazineyi temsil etmediği, aksine kayyımlık görevi gereği gaip kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini koruduğu, taşıdığı kayyımlık sıfatı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan muaf olmadığı, 3561 sayılı Kanun'un 2/son maddesinde “Kayyımlıkla ilgili işlemler her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır” hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa dair özel bir düzenleme de bulunmadığı gözetilmeden kayyımın harçtan muaf tutulması isabetsizdir.
Davalı Kayyım vekilinin değinilen yönlerden ve re'sen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.