Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1350 E. 2025/3912 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1350
- Karar No
- 2025/3912
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/589 E., 2023/1379 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/1055 E., 2023/205 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Av. ... ile temyiz edilen davalı Hazine vekili Av. ... ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen ilgili ... vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve babası tarafından göçebe olarak yaşadıkları aylarda kurak geçen dönemlerde sebze, meyve, üzüm bağı yetiştirmek, bunları kurutmak, kuyu açmak, hayvan sulamak, pekmez yapmak ve kısmen ağaçlandırmak suretiyle imar - ihya ettikleri dava konusu 464 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında oba yeri olarak sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiğini, ancak davacı ve babasının dava konusu taşınmazı imar planına dahil olduktan kısa süre sonraya kadar 40 yıldan fazladır kullanmaya devam ettiklerini ileri sürerek 464 parsel olarak sınırlandırılan dava konusu tapusuz taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
2.TMK'nın 713/5-6. maddesi uyarınca itiraz eden ... vekili itiraz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın değerinin çok düşük belirlendiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B. maddesi uyarınca mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı orta malı taşınmazların sınırlandırılıp özel siciline yazıldığını ve özel mülkiyete konu olamayacaklarını, kamunun ortak kullanımında olup oba yeri olarak sınırlandırılan ve özel siciline yazılan taşınmazın da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceğini, taşınmazın imar planında oyun alanı olduğunu, üzerinde cami ve park inşa edildiğini, davacının zilyetliği ve imar - ihyasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında kadastro tutanağı düzenlenmek suretiyle 464 parsel sayısıyla oba yeri vasfıyla sınırlandırılarak köy tüzel kişiliği adına tespit edildiği, özel siciline kaydedildiği, kadastro tutanağının 19.03.1962 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın açıldığı 11.12.2018 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dilekçesi ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın kadastro öncesi nedene dayandığı, dava konusu 464 parsel sayılı taşınmazın oba yeri vasfıyla ... Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, tespitin 766 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca 19.03.1962 tarihinde kesinleştiği, tutanağın kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 11.12.2018 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiği, tespit sonrası zilyetlik iddiasının hak düşürücü sürenin istisnası niteliği taşımadığı, öte yandan taşınmazın güncel olarak davalı Hazine adına tescilli olduğu ve tapuda kayıtlı taşınmaz hakkında imar - ihya hukuksal sebebine dayalı dava açılamayacağı, benzer sebeple ... köyü 488 parsel hakkında açılan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/666 Esas sayılı davanın da hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2014/2981-1889 Esas - Karar sayılı kararıyla kararın onandığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; davanın kadastro öncesi nedene dayanmadığını, davacı ve babasının kadastro öncesinden başlayıp kadastro sonrasında devam eden imar - ihya ve zilyetliğe dayandıklarını, oba yeri vasıflı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, 1966 tarihli hava fotoğrafına göre 20 yılı aşkın süredir taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığının, o tarihten beri tarım arazisi niteliğinde ekonomik olarak kullanıldığının belirtildiği, tanık beyanlarından da tescil harici yerin davacı ve ailesine ait olduğunun, belediye kurulana kadar aynı şekilde kullanılmaya devam ettiğinin anlaşıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali - tescil istemine istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya içeriğinden; ... ili, ... ilçesi, ... köyündeki 5602 sayılı Kanun uyarınca yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu 464 parsel sayılı taşınmazın 30 seneden beri ikamet eden bağcıların yazın ikamet ve üzüm sergi yeri olması sebebiyle senetsizden ... Köy Tüzel Kişiliği adına 12.080 metrekare yüz ölçümlü oba yeri vasfıyla 11.07.1961 tarihinde tespit edildiği, 16.02.1962 ilâ 17.03.1972 tarihleri arasındaki askı ilan süresi içinde itiraz edilmeksizin tespitin 19.03.1962 tarihinde kesinleştiği ve Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edildiği, 07.06.1992 tarihinde ... köyünün belde belediyesi statüsüne geçtiği, taşınmazın 13.08.1997 onay tarihli ... Belediyesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamına alındığı, dava sırasında 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 14/1-d bendi uyarınca 19.08.2019 tarihli kamu orta malı cins değişikliği işlemiyle Hazine adına tescil edildiği, 11.11.2019 tarihli imar işlemiyle ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 464 parsel sayısı ve 10.555,79 metrekare yüz ölçümlü hali arazi vasfıyla Hazine adına tescil edildiği anlaşılmakla, kadastro tutanağının kesinleştiği 19.03.1962 tarihi ile davanın açıldığı 30.11.2020 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı Hazine vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.