Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5096 E. 2025/3914 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5096
- Karar No
- 2025/3914
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2390 E., 2024/976 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/964 E., 2020/450 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalı Hazine vekili Av. ... .. geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu .. ili, .. ilçesi, ... Mahallesinde kain 28, 29, 30, 50, 51, 52, 54, 196, 230, 232, 271, 273, 283, 285 parseller ve birleştirilen dava dosyasında .. Mahallesindeki 56 parsel sayılı taşınmazların eski tapu kaydına istinaden kök muris ... adına kayıtlı olduğunu, 1505 sayılı Kanun uyarınca topraksız köylülere dağıtılmak üzere istimlak edildiğini, tevziat harici kısmın ise aynı Kanun uyarınca eski maliklerine iade edildiğini, eski malik ... öldüğü için mirasçıları ... ............ ve davacılar murisi .. ... adına tescil edileceği yerde, davacılar murisi .. ... 1933 yılında İcra Vekilleri Heyeti kararıyla T.C. Vatandaşlığından ıskat edildiği için kendisine düşecek payların davalı Hazine adına tescil edildiğini, halbuki o zamanki Vatandaşlık Kanunu uyarınca .. .. mallarına şerh konarak Devlet tarafından tasfiye edilmesi gerektiğini, muris .. ... sonradan 1976 yılında Suriye vatandaşlığına geçtiğini, Türkiye tarafından 1062 sayılı Kanun'a istinaden 01.10.19 66... /7104 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Suriye uyrukluların Türkiye'deki mallarına Hazinece el koyulacağına dair yönetmelik çıkarıldığını, ancak bunda da sonradan değil aslen elde edilmiş vatandaşlığın esas alınacağının belirlendiğini, davacıların T.C. Vatandaşı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazlarda davacılar murisi ... ... gelen hisselerin Hazine adına tescilinin iptali ile miras payları oranında davacı mirasçıları adına tescilini talep etmiş, dava sırasında davacı ...'nin ölümü üzerine mirasçıları ... ve .. .. davayı takip etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre ve zamanaşımının geçtiğini, 196 parselin Hazine ile ilgisi bulunmadığını, 271 parselin ifrazla 3 08... parselleri oluşturduğunu, 283 parselin ifrazla 3 57... parselleri oluşturduğunu, 357 parselin ifrazla 4 01... parseli oluşturduğunu, 285 parselin ifraz sonucu 361, 362, 363 parselleri oluşturduğunu, ifraz sonucu oluşan taşınmazlarda Hazinenin hissedar olduğunu, 28, 29, 30, 50, 51, 52, 54, 196, 2 30... parsellerin ise Hazinece 24.11.1976 tarihinde hükmen iktisap edildiğini, murisin vatandaşlık durumunun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bakanlar Kurulunun 13.01.1939 tarihli 2/10250; 14.02.1942 tarihli 2/17317; 18.01.1958 tarihli ve 4/9607 sayılı kararları ile Suriye uyrukluların taşınmazları üzerindeki temliki tasarrufların sınırlandırıldığı, 06.11.1967 tarihli ve 12743 sayılı "Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El Koyulan Mallarının İdaresi Hakkındaki Yönetmelik"in kabul edildiği, davacılar murisinin 10.08.1989 tarihinde Suriye vatandaşı olarak öldüğü, o tarihte yürürlükteki kararnameler nedeniyle murisin mallarına Devletçe hukuken el konulmuş bulunduğundan bu malların olduğu gibi Türk mirasçıya geçemeyeceği, sadece emanete alınan bedellerinin Türk mirasçıya verilebileceği, davacıların tescil taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinin "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." hükmünü içerdiği, 766, 26 13... sayılı Kanunların kadastro veya tapulama sonucu oluşan sicillere karşı açılacak davalarda hakkın türünü sınırlandırmadığını, sicile geçmiş hakkın türü ne olursa olsun 10 yıl geçtikten sonra dava açılmasına Kanunların izin vermediğini, dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında bir kısım hisselerinin 24.11.1976 tarihinde davalı Hazine adına hükmen tescil edildiği, davanın ise 25.12.2017 tarihinde on yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı, İlk Derece Mahkemesince esasa girilmeksizin hak düşürücü süreden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzenine ilişkin nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; davanın kadastro öncesi sebebe dayanmadığını, davacılar murisi ... ... dayanak tapu kayıtlarındaki hisselerinin kadastro sırasında ıskat edildiği gerekçesiyle yolsuz şekilde Hazine adına tescil edildiğini, halbuki vatandaşlıktan ıskat edilen maliklerin mallarının tasfiye edileceğini, Mahkemece vatandaşlıktan ıskat edilenler hakkındaki mevzuata göre inceleme yapılması gerektiğini, muris aslen Suriye vatandaşı olmadığından dolayı Türkiye'nin Suriye uyruklular aleyhine uyguladığı mukabele-i bilmisil kanunları ve yönetmeliklerinin muris hakkında uygulanmayacağını, eldeki davanın kesin hüküm deliline dayandığını, murisin bazı malları üzerinde (Suriyelilerin Mallarına El Konmasına dair) 1062 sayılı Kanun şerhinin kaldırılması davasının kabulüne dair Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/567 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararının (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 18.06.2014 tarihli ve 2014/4174 Esas, 2014/8148 Karar sayılı kararıyla onandığını, Devletin yasayı yanlış uyguladığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriğinden; davacılar murisi ... ... D.V 02.12.1933 tarihli ve 212/96 Karar sayılı İcra Vekilleri Heyeti Kararıyla 1312 sayılı Kanun'un 9. maddesine istinaden T.C. Vatandaşlığından çıkarıldığı, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki dava konusu 28, 29, 30, 50, 51, 52, 54, 56, (kök 40 parselden ifrazla oluşan) 271, 273; (kök 142 parselden ifrazla oluşan) 2 83... parseller ile birleştirilen davaya konu ... Mahallesi 56 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında; Mart 1953 tarihli 69, 70, 71, 72, 73 sıralı tapu kayıtlarına istinaden 864 hissede 7'şer hissenin davacılar kök murisi ... çocukları (davacılar murisi) ..., ..., ..., .. ve ... adlarına kayıtlı iken 1505 sayılı Kanun'la Hazine namına tescil edildiği, tevzi harici kalan yerlerin 5420 sayılı Kanun'la kendilerine iade edildiği, bunlardan davacılar murisi ... ile ... ve ... vatandaşlıktan ıskat edildiklerinden davacılar muris ... ait 72 hisse ile ... ve ... ait 4 hisse olarak toplam 76 hissenin davalı Hazine adına tescil edildiği, dava konusu parsellere ilişkin kadastro tespitlerinin; .... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin; -15.10.1963 tarihli ve 1962/208 E., 1963/14 K. sayılı, -15.10.1963 tarihli ve 1962/196 E., 1963/13 K. sayılı, -16.10.1963 tarihli ve 1962/197 E., 1963/15 K. sayılı, -17.10.1963 tarihli ve 1962/198 E., 1963/17 K. sayılı, -15.10.1963 tarihli ve 1962/156 E., 1963/14 K. sayılı, -16.10.1963 tarihli ve 1962/199 E., 1963/159 K. sayılı Diyarbakır Tapulama Mahkemesinin; -10.11.1975 tarihli ve 1962/212 Esas, 1975/64 Karar sayılı kararlarıyla itirazların reddi ile tespit gibi tescile karar verildiği, hükmen tescil kararlarının temyiz edilmeksizin 25.10.1976 tarihinde kesinleştiği ve davacıların dava konusu ettiği kadastro öncesi eski tapu kayıtlarındaki ... ... hisselerinin davalı Hazine adına 24.11.1976 tarihinde tescil edildiği; -Dava konusu 50, 2 30... parsellerde de dava konusu Hazine payının diğer parseller ile aynı tarihte (24.11.1976) tarihinde hükmen tescil edildiği, -Dava konusu 196 parselde davalı Hazine payının bulunmadığı, -Eldeki davada dava konusu olan 51, 54, 56, 271, 273, 283 parseller hakkında aynı davacılar tarafından yine kadastro öncesi tapu kayıtlarına ve miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasının hak düşürücü süreden reddine dair Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/256 Esas, 2010/190 Karar sayılı kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.03.2012 tarihli ve 2012/1605 Esas, 2012/1900 Karar sayılı kararıyla onandığı, -Aynı davacıların Hazine aleyhine aynı sebeple, eldeki davaya konu 50, 52, 54, 56 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kadastro öncesi tapu kaydı ve irsen intikal nedenine dayalı açtığı davanın hak düşürücü süreden reddine dair Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/10 Esas, 2023/91 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının da Dairenin 28.05.2025 tarihli ve 2024/5298 Esas, 2025/2707 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, Kadastro tespitlerinin hükmen kesinleştiği 25.10.1976 tarihi ile asıl davanın açıldığı 25.12.2017 ve birleştirilen davanın açıldığı 05.03.2018 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı Hazine vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.