Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1809 E. 2025/3909 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1809
Karar No
2025/3909
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1327 E., 2024/314 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/250 E., 2023/368 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile davalı Hazine vekili Avukat ... .. geldiler, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı ve murisleri tarafından imar - ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini, davacı ve murislerinin zilyetliklerinin 30 - 40 yıldan uzun sürdüğünü, önce murislerinden babasına, sonra babasından davacıya verildiğini, taşınmazın sınırlarında tapulu taşınmazları da olduğunu, ancak kadastro sırasında hatalı olarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu 1 09... parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının zilyetliğinin bulunmadığını, taşınmazın imar planı kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın ilk kadastro tespitinin 1993 yılında tamamlandığı, dava tarihi olan 2022 yılına kadar hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 27.09.1993 tarihinde davanın açıldığı 10.08.2022 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; davacının kullanım süresine ve imar - ihyaya yönelik bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, davacının zilyetliğinin 30 yılla sınırlı olmadığını, jeodezi mühendisi bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin dayanaksız olduğunu, taşınmazın imar - ihyasının uzun yıllar önce tamamlanarak davacının murisleri ve sonrasında davacı tarafından halen nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla kullanıldığını, bilirkişi raporlarında hukuki değerlendirme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi imar-ihya, eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya içeriğinden; dava konusu .. ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 1 09... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında 25.06.1993 tarihinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, .. ... oğlu .. .. tarafından kendisine ait olduğu iddia edilse de zilyetlik şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine adına ham toprak vasfıyla tespit edildiği, 25.08.1993 ilâ 24.09.1993 tarihleri arasındaki askı ilan süresinde tespite itiraz edilmediği ve tespitin 27.09.1993 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, kadastro tespitinin kesinleştiği 27.09.1993 tarihi ile davanın açıldığı 10.08.2022 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 187,80TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı Hazine vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1809, K. 2025/3909, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-1809-e-2025-3909-k-6e9bcf35fd79