Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/3939 E. 2026/5351 K. – Kasten Yaralama
Konu: Kasten Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3939
- Karar No
- 2026/5351
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Yaralama
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2024/4121 Değişik İş SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine dair TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 24.10.2024 tarihli ve 2024/8211 Soruşturma, 2024/8326 Karar numaralı evrakı ile şüpheli hakkında şikâyetçiye yönelik kasten yaralama suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara yönelik şikâyetçi vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair merci Uşak 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 21.11.2024 tarihli ve 2024/4121 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin olmakla 08.06.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 16.06.2026 tarihli ve 2025/40677 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.06.2026 tarihli ve KYB - 2026/87380 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.06.2026 tarihli ve KYB - 2026/87380 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Müştekinin şüphelinin kolunu sıktığından bahisle şikâyetçi olması üzerine yapılan soruşturma sonucunda şüphelinin üzerine atılı kadına karşı basit yaralama suçunu işlediğine dair kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığından bahisle Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.10.2024 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Dosya kapsamında, müştekinin alınan 18.04.2024 tarihli adli muayene raporunda sağ üst kol iç yüzeyde dirsekten üç parmak yukarıda 2*2 cm'lik hemotom olduğunun belirtildiği, Uşak Adli Tıp Kurumunun 21.05.2024 tarihli adli muayene raporuna göre de yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilecek nitelikte olduğu, yaralanmanın müştekinin beyanı ile de örtüştüğü nazara alındığında şüpheliye atılı suç yönünden dava açılması yönünde yeterli şüphenin bulunduğu, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un, Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi başlıklı 160. maddesinde yer alan; "(1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."
Kamu davasını açma görevi başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; "1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler."
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar başlıklı 172/1. maddesinde yer alan; "(1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir." ve Cumhuriyet savcısının kararına itiraz başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili bölümlerinde yer alan; "(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. " şeklindeki düzenlemeler uyarınca Cumhuriyet savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikâyet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm kanunî yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaşıldığında iddianame düzenleyerek kamu davası açılması, aksi hâlde ise 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmektedir. 2. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyasının değerlendirilmesinde; Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli hakkında kasten yaralama suçundan “...her ne kadar müştekinin dosya kapsamında bulunan 18.04.2024 tarihli kati hekim raporunda müştekide basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanma tarif edilmiş ise de, soruşturmaya konu olayın 17.04.2024 tarihinde saat 14:00 sıralarında gerçekleştiği, müştekinin alınan adli muayene raporunun olaydan bir gün sonra 18.04.2024 tarihinde alındığının görüldüğü, olaya ilişkin tanık beyanlarında müşteki ile şüpheli arasında fiziki temas bulunmadığını beyan ettikleri, bu suretle tanık beyanlarının müştekinin iddiasını doğrulamadığı, şüphelinin alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, dosya kapsamında şüphelinin müştekinin kolunu sıktırıp yaraladığına ve üzerine atılı suçu işlediğine dair kamu davasının açılması için yeterli, her türlü şüpheden uzak ve somut nitelikte bir delilin bulunmadığı anlaşıldığı”ndan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, anılan karara itirazın da merci tarafından reddedildiği anlaşılmakla, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinde ve bu karara yönelik itirazın reddinde isabetsizlik bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Soruşturma dosyasının, mahalline sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.09.2026 tarihinde karar verildi.