Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/818 E. 2026/6815 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/818
Karar No
2026/6815
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/4825 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2024 tarihli ve 2024/29823 Soruşturma, 2024/48289 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.05.2024 tarihli ve 2024/4825 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 08.05.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/12248 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1994 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1994 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekili tarafından şikayetinde özetle, 29.09.2023 tarihinde Ankara 68. Noterliğinin ... yevmiye numaralı sözleşmesiyle satın aldığı 06... plakalı aracın satın aldığı tarihte 65.343 kilometrede olduğunu, daha sonra yaptığı araştırmada satıştan dört ay önce aracın muayenede 251.302 kilometrede olduğunu fark ettiğini beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca somut olayda aracın şasi ve motor numarasında herhangi bir değişiklik yapılmamış olması, suç tarihi itibariyle plaka veya şasi numarası ile ve satıcının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın tek taraflı basit bir sistem sorgusu ile tramer ve araç kilometre kayıtlarına ulaşılmasının mümkün bulunması ile müştekinin olayda denetim olanağının ortadan kaldırıldığından söz edilemeyeceği ve bu biçimde şüpheliye atfedilen eylemin basit yalan düzeyinde kaldığı, hile olarak kabul edilemesinin mümkün görülmediği ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10/04/2023 tarihli ve 2022/4970 esas, 2023/2735 karar sayılı ilamında yer alan "... ifadelerine başvurulması, araca ilişkin ekspertiz raporlarının temin edilmesi, suça konu aracın geçmişe yönelik tüm tescil ve satış bilgilerinin ilgili Trafik-Tescil Dairesi'nden celp edilmesi, araca ait varsa tramer kayıtlarının, önceki servis kayıtlarının ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kilometresinin düşürülüp düşürülmediğinin, düşürülmüş ise kimin mülkiyetindeyken düşürüldüğünün tespit edilmesi, araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınmasından sonra somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayini gerekirken;... hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür...." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca aracın alım satımına ilişkin kayıtlar ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kimin mülkiyetinde iken kilometresinin ne kadar olduğu ve kaç kilometre düşürüldüğünün tespit edilmesi, hilenin basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının bilirkişi raporu ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... ... Kuyumculuk İnşaat Hayvancılık Otomotiv ve Ticaret Ltd. Şti.'nin yetkilisi olan şüpheli ... ile şikayetçi ... adına vekili ... arasında, 29.09.2023 tarihinde noterden araç satış sözleşmesi düzenlendiğinin, sözleşmeye göre aracın 65.343 kilometrede olduğunun, daha sonra yapılan araştırmada ise aracın 05.04.2023 tarihinde kilometresinin 251.302 olarak göründüğünün, şüphelinin aracı satarken şikayetçinin vekili sıfatıyla hareket ederek noterden alım işlemini gerçekleştiren ...'ya, aracın sağlam ve tüm bakımlarının zamanında yapılmış olduğunu söylediğinin, ancak şüpheli beyanının aksine kilometresi düşürülmüş aracın satılarak dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia olunması, şüphelinin alınan ifadesinde; şikayetçinin aracı ekspere sokmadığını, kilometrenin farkında olduğunu, zaten aracı piyasa fiyatının altında satın aldığını söylemesine karşın, şikayet dilekçesinde; aracın tam olarak piyasa değeri üzerinden alındığının, aynı gün aracın ekspere sokulduğunun ancak burada dahi kilometre düşüklüğünün farkına varılmadığının belirtilmesi ile UYAP üzerinden yapılan incelemede şüphelinin benzer eylemleri nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/58479 Esas, 2024/54185 Esas ve Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/1935 Esas sayılı dosyaları kapsamında hakkında kamu davaları açıldığının anlaşılması karşısında; ticaret sicil kayıtlarının celbi ile suç tarihinde ... ... Kuyumculuk İnşaat Hayvancılık Otomotiv ve Ticaret Ltd. Şti.'nin yetkilisinin belirlenmesi, 05.04.2023-29.09.2023 tarihleri arasında araca ait tüm tescil ve satış bilgilerinin getirtilmesi, muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk'den temin edilmesi, şikayetçinin, tanık ...'nun ve aracın satış günü incelemesini yapan eksperin beyanlarına başvurulması, aracın suç tarihindeki piyasa değerinin belirlenmesi, araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınması, şüphelinin yukarıda belirtilen dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin olayda denetim olanağının ortadan kaldırıldığından söz edilemeyeceği, şüpheliye atfedilen eylemin basit yalan düzeyinde kaldığı, hile olarak kabul edilmesinin mümkün görülmediği, olayda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ayıplı mal tesliminden kaynaklı olduğu, şikayetçinin Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin kendisine tanıdığı hakları kullanarak ayıplı malın iadesini veya diğer haklarını kullanabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.05.2024 tarihli ve 2024/4825 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/818, K. 2026/6815, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-818-e-2026-6815-k-c36be16f897e