Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/529 E. 2026/6491 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/529
- Karar No
- 2026/6491
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/4815 Değişik İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : Meçhul SUÇ : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.03.2024 tarihli ve 2024/38783 Soruşturma, 2024/46589 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.06.2024 tarihli ve 2024/4815 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.06.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/1571 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155420 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155420 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, müştekinin 07.02.2024 tarihli beyanında, Türkiye Petrolleri hisselerine yatırım yaparak kazanç elde edildiğine dair bir haber izlediğini, bilgi almak için haberdeki telefon numarasını aradığını, kendisini üye yapmak istediklerini, üye olmadığını, sonrasında Almanya telefon kodlu bir telefon numarasından arandığını, çok iyi kazanç kazandırdıklarını, küçük meblağlarla denemesini istediklerini, kendisini ikna ettiklerini, 250 Amerikan Doları tutarında borsaya girdiğini, sürekli farklı kişiler tarafından Skype üzerinden arandığını, farklı farklı bankalardan kredi kartı ve nakit avans çekerek ... adlı kripto para hesabına gönderdiğini, en son kazancının 117.850 Amerikan dolarına çıktığını, bunun 17.840 Amerikan dolarını çekip borçlarını yatırmak istediğini ancak çekemediğini belirterek şikayetçi olması üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2024 tarihli kararı ile müştekinin hukuk mahkemelerinde dava açma imkanı bulunduğu, görüşülen numaraların yurtdışı kaynaklı olduğu olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Müştekinin parasını yatırmış olduğu ilgili hesapların, soğuk cüzdanların ve borsaların Türkiye'de temsilciliği bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra bulunması halinde paraların yatırıldığı hesapların kimlere ait olduğu, anılan hesaplarla ne gibi işlemler gerçekleştirildiğinin belirlenmesini takiben sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, kendisiyle iletişime geçen kimliği belirsiz şüphelilerin yönlendirmesi üzerine borsada yatırım yapmak amacıyla adına açılan kripto para hesaplarına farklı zamanlarda 1.017.665 TL para yatırdığının, bir süre sonra parasını çekmek istediğinde sigorta bedeli adı altında kendisinden daha fazla para talep edilmesi nedeniyle dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; "... TR" isimli kripto para platformunda şikâyetçi adına herhangi bir üyelik olup olmadığının sorulması, bulunduğunun belirlenmesi halinde hesap hareketlerinin, bu hesaba giriş yapan IP bilgilerinin temin edilmesi, şikâyetçi tarafından bildirilen yabancı ülke kodlu telefon numaralarının kullanıcı bilgilerinin tespitine çalışılması, gerekli görülmesi halinde bu hususta ilgili ülkelerden adli istinabe talebinde bulunulması, benzer şekilde gerçekleştirilen eylemler olup olmadığının Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığından da sorulmak suretiyle araştırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...daha önce herhangi bir irtibatı bulunmayan telefonla görüştüğünü iddia ettiği kişinin Türkiye Petrolleri hisse senetlerinin halka arz edildiği ve kazanç sağlandığına yönelik soyut beyanına itibar ederek kendi rızasıyla banka hesaplarından kredi çekip bu kişinin bildirdiği kripto hesabına para göndermesi şeklinde gelişen olayda, müştekinin kripto para borsası aracılığıyla hisse senetlerinin halka arz edilmediğini basit bir araştırmayla öğrenebilme imkanı varken bunu göz ardı edip... tarafından Türk Petrolleri A.Ş.'nin hisse senetlerinin satışa sunulduğu şeklindeki beyana itibar ederek kripto para hesabına para göndermesinde dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gibi kripto para borsasının Türkiye'de yasal temsilciği bulunmadığından paranın gönderildiği kripto para hesabının kime ait olduğuna yönelikte herhangi bir tespit yapılamadığı, hisse senedi satın alarak kar etmek isteyen müştekinin borsada kayıtlı şirketlerin hisse senetlerini yasal İMKB gibi borsalar üzerinden satın alması gerektiği, müştekinin işlemin iptali için hukuk mahkemelerine başvurabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.06.2024 tarihli ve 2024/4815 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2026 tarihinde karar verildi.