Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/538 E. 2026/6490 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/538
Karar No
2026/6490
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2288 Değişik İş ŞİKÂYETÇİ : ... ŞÜPHELİ : I................... SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.11.2024 tarihli ve 2024/36143 Soruşturma, 2024/17855 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.01.2025 tarihli ve 2024/2288 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.01.2025'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/17022 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/765 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/765 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde, müvekkili müştekinin dilekçe ekinde belirttiği farklı numaralardan arandığı, müştekinin ise arayan şahıslar ile göndereceği paralar ile borsa ve döviz gibi piyasalarda yatırım yapmaları hususunda anlaşmasını takiben 47.500 Türk lirası, 20.000 Türk lirası, 88.000 Türk lirası, 30.000 Türk lirası ve 5.000 Türk lirası miktarlarında paralar gönderdiği ve kendisini arayan şahıslara bir daha ulaşamadığından bahisle şikayetçi olunması üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.11.2024 tarihli kararı ile hile ve desise unsurlarının olayda oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

Müştekiyi arayan telefon numaraları ile paraların gönderildiği hesap sahipleri tespit edildikten sonra tespit edilen şüphelilerin beyanlarına başvurulması, müştekinin iddialarının doğru olup olmadığının tespit edilmesi, müştekinin göndermiş olduğu miktarlar ile ne gibi işlemlerin yapıldığı ve müştekiye para gönderilip gönderilmediği belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, kendisiyle iletişime geçen kimliği belirsiz şüphelilerin yönlendirmesi sonrası yatırım yapmak amacıyla ..............Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.'ye ait banka hesabına (eski adıyla .......... Bilişim A.Ş.) farklı zamanlarda para gönderdiğinin, bir süre sonra görüşme yaptığı kişilerle iletişim kuramaması üzerine dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şikâyetçi ...'nun olayla ilgili olarak ayrıntılı şekilde beyanına başvurulması, paranın gönderildiği hesap sahibi şirketin yetkilisi/yetkilileri ile şikâyetçi tarafından bildirilen GSM hatlarının sahiplerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi suretiyle şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınması, bu şirket nezdinde şikâyetçiye ait herhangi bir yatırım hesabı olup olmadığının sorulması, bulunduğunun belirlenmesi halinde hesap hareketlerinin, bu hesaba giriş yapan IP bilgilerinin temin edilmesi, benzer şekilde gerçekleştirilen başkaca eylemler olup olmadığının Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığından da sorularak ortaya konulmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...dolandırıcılık suçunun hileli davranışlarla bir kişiyi aldatarak kendisine veya başkasına yönelik menfaat elde edilmesi halinde işlenebileceği, suçun yasal unsurunun hile olduğu, somut olayda ise müştekinin, kripto varlık alım ve satım işlemlerinin yapıldığı bir finans kuruluşu olan şüpheli şirkete yatırım amaçlı olarak para gönderdiğinin anlaşıldığı, yatırım amacıyla gerçekleştirilen işlemlerde kar elde edilebileceği gibi zarar etme ihtimalinin de bulunduğu, müştekinin de bu durumu kabullenerek şüpheliye para gönderdiği, şüphelinin müştekiye yönelik beyanlarının nitelikli yalan kapsamında olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun hile ve desise unsurlarının oluşmadığının değerlendirildiği, şüphelinin dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği hususunda hakkında kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği kanaatine varılmakla..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Denizli 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.01.2025 tarihli ve 2024/2288 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/538, K. 2026/6490, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-538-e-2026-6490-k-5b772f77ebfb