Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/2959 E. 2026/4023 K. – Kasten Yaralama
Konu: Kasten Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2959
- Karar No
- 2026/4023
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Yaralama
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/58 E., 2024/69 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.09.2024 tarihli ve 2024/58 Esas, 2024/69 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-e, 29, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 2.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Kanun'un 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 05.09.2024 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 15.04.2026 tarihli ve 2025/15398 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.05.2026 tarihli ve KYB - 2026/61715 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.05.2026 tarihli ve KYB - 2026/61715 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1) Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sanığın yokluğunda verilmekle doğrudan mernis adresine tebliğe çıkarılarak kesinleştirme işlemi yapıldığı anlaşılmış ise de, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi uyarınca yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve sanık hakkında belirlenen denetim süresinin başlamaması nedeniyle, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2) Kabule göre de; Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği nazara alındığında, Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesince sanığın gerçekleştirdiği basit yaralama suçu bakımından aldığı mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11. maddesi gereğince hakkındaki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan beşinci fıkrası, sekizinci fıkrasının birinci cümlesi ve onbirinci fıkrasının birinci cümlesi; “(5) (Ek: 6.12.2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. ... (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. ...” şeklinde düzenlenmiştir.
Denetim süresi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usûlüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve tabi tutulduğu denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi hâlinde hüküm açıklanacaktır.
2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükmün açıklanmasına esas olan Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2014 tarihli ve 2014/22 Esas, 2014/26 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Şöyle ki 7201 sayılı Kanun'un, "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki hüküm gereği yapılan inceleme neticesinde; sanığın ihbar öncesi yargılama aşamasında Merkezi Adres Kayıt Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresinin dava dosyasında bilinen adres ile aynı olduğu belirlenmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi hükmü gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir.
Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sanık adına 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi uyarınca tebligat yapılmadan“MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebliğe çıkarıldığı, bu itibarla sanık adına çıkarılan tebligatın usûlüne uygun olmadığı belirlenmiştir.
3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmemesi dikkate alınmadan sanığın tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine dosyanın ele alınarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
4. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verilmesinden sonra yeniden 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi de yerinde görülmüştür.
5. Bununla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2014/14-103 Esas, 2014/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği gözetilmelidir.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Çayırlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.09.2024 tarihli ve 2024/58 Esas, 2024/69 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.